Güzellik mi ? Nerede ben göremiyorum…

06 Temmuz 2018, Cuma 10:43
AA

Geride bıraktığımız haftanın enerjisini hiç sevmedim desem katılır mısınız bana?

Sıcacık bir temmuz başlangıcı için önerilerde bulunurken bir anda önce Eylül sonra Leyla’nın ölümüyle kanlarımız dondu. Yazımız kış oldu. İnsan olmanın korkutucu yanı ile yüzleştik bir kez daha. Gezip tozmayı bırakın sokağa çıkmak istemedi canım bütün hafta boyunca… Bir güzellik editörü olarak size bu satırlarda yüzünüzü, vücudunuzu, saçlarınızı güzelleştirmenin formüllerini verip önerilerde bulunmam gerekiyor değil mi. Bunca kötülüğün içinde yüzünüz güzel olsa kaç yazar deyip ters köşe yapmak istiyorum kalp güzelliği olmadan yüz güzelliği arayanlara..

Keşke sivilceli bir cildi iyileştirmek kadar kolay olsa kararmış bir kalbi aydınlatmak. Sarkan vücudunuza iyi gelecek hareketleri önermek kadar basit olsa sapkın bir bedeni hizaya getirmek. İnsanlığımız iki masum kuzucuğa kıyabilecek kadar kirlenmişken bir tonik ile temizlenip ardından nohut tanesi büyüklüğünde bir nemlendirici ile yumuşar mı bu vahşet.

Bu hafta beni affedin… Sizlere bu sebeple bir ürün önerisinde bulunamayacağım.

Hatta yardımınıza ihtiyacım var. Güzellik nedir? Nasıl daha güzel olunur yazar mısınız bana? @yagmurkalyoncu instagram adresime mesajlarınızı iletebilirsiniz. İsterseniz de yağmur.ciklakalyoncu@posta.com.tr 'ye mail atabilirsiniz. Hepsini büyük bir dikkatle okuyacağım.


KIZIMIN HAYALİYLE…

Bir gün bir kızım olursa adını hep Leyla koymak istediğimi söylerdim. Leyla’nın manşetlerde KOPSUN KIYAMET başlıkları altındaki yüzünü gördükçe kızımın adından, kızımdan ve anneliğimden vaz geçtim. Herkes çeşitli yollarla tepkisini koyuyordu olaya. Bir dönem birlikte çalıştığımız meslektaşım A Spor spikerlerinden Setenay Cankat makyajsız yayın yaparak , anneler sokaklara dökülüp yürüyerek, fenomenler belirli saat aralığında sosyal medyalarını karartarak… Eylül ve Leyla’nın ardından bende hissettiklerimi uzun uzun kaleme aldığım bir yazı ve gelecekle ilgili verdiğim kararı açıkladım instagram penceremde Kızımın Hayaliyle başlığında. 

Sokaklarında özgürce oynayamayacağı, bayramlarında kapı kapı dolaşamayacağı, öğretmenine güvenle sarılamayacağı, akrabalarına emanet edilemeyeceği , köpeklerin kesilerek, çocukların tecavüz edilerek öldürüldüğü bu dünyaya bir Leyla daha getirmeye cesaretim yoktu ve bunu açıkladım. Bir gün bir kızım olacaksa onun tek bir nefesi için ömrümü vermeye hazırken onu böyle bir dünyaya getirebilecek kadar cesur bir anne adayı değildim ben. Anne yanım ne yazık ki bu kadar cesur değildi. Bu yüzden bir kadın olarak annelik hakkımdan vaz geçiyordum. Annelik artık hayallerde güzeldi benim için. Kızımda hayallerde…


KAĞIT ÜSTÜNDE VEDA

Haftanın diğer iz bırakan olayı Habertürk Gazetesi ‘nin okurlarına duygu dolu vedasıydı şüphesiz …

10 yıllık yayın hayatına gazete baskısıyla veda ederek dijital olarak devam etme kararı vermişti Habertürk Gazetesi yönetimi.

Meslektaşlarım dünkü son baskıda bunun bir son değil yeni bir başlangıç olduğunu yazarak okurlarına hoşça kal dedi.

Bu veda bizleri de hem çok üzdü hem de ikiye böldü. Gazetelerin dijital dünya karşısında tutanamayacağını ileri sürenlerle, gazetelerin yok olmayacağını savunanlar.

Benim fikrim de gazetelerin yok olmayacağı yönünde… Dijital dünyanın hali tavrı, boyu posu, endamı karşısında bizim el boyayan, mürekkep kokan gazete sayfalarımız bir süre forsunu kaybet-miş gibi yapacak. Ama adı üstünde mış gibi yapacak.

Dijital dünyanın uçsuz bucaksız, kirli denizine düşen okur yine gazetelerine sarılacak. Bu tartışma masaya yatırıldığında verdiğim bir örneği sizlerle de paylaşmak istiyorum.


MODASI GEÇTİ, DEVRİ BİTTİ DENEN 45'LİKLERİN KÜLLERİNDEN DOĞUŞU

45’ lik yıllarını yaşamadım ama hobim gereği o yılları okuyarak, dinleyerek ve izleyerek yakından takip ettim. Şuan sayısını bilmediğim kadar çok plak var arşivimde. Nereden buldun diye sorarsanız yarısını atılmak üzereyken diğer yarısını da sürekli elinin altında durduğu için ondan sıkılan ve yeni arayışı içinde basit bir şeyle takas edenlerden. İnsan elinin altındakine pek değer vermeyen bir varlık kabul edelim. Bulması için öne kaybetmesi gerekiyor. Zamanında sıkılıp attığı o plağa şimdi milyonlar verip ulaşmaya çalışanları gördükçe gülüp geçiyorum. Bir yandan da düşünüyorum sanırım insan özlüyor yitirdiklerini. 

Özleneceğiniz ve dönüşünüzün muhteşem olacağı bu yolculukta şimdilik hoşça kalın sevgili meslektaşlarım.

45’ lik demişken yarın Ayşegül Aldinç’ in 90’lı yıllara damgasını vuran başucu albümlerinden Benden Söylemesi/ Sorma adlı çalışması plak formatında raflarda yerini alacak. EN ÖZLEDİĞİMİZ ŞEKİLDE… 180 gr. Ağırlığındaki plak, analog kayıt. İlk baskıya özel Aldinç’ in efsane fotoğrafları ve ıslak imzası da plakla beraber sizleri bekliyor. 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.