Böyle gelmiş böyle gider

14 Temmuz 2015, Salı 05:00
AA

Ülkemizin en önemli meselesi olan hükümet kurma çalışmaları eğitim sistemi üzerinde dolaşan sis bulutunu kaldıramadı. Sınavlardan sonra ortaya çıkan karanlık tablonun sorumluğunu üzerine alan yok. Yapılan sınavlarda ortaya çıkan yanlışlıklar. TEOG puanların hesaplanmasındaki vurdumduymazlık, öğretmenlerin rotasyonunda ortaya çıkan süre tartışmaları, yönetici atamasında yapılan haksızlıklar.

Bakanlığın hafızasının ortadan kalktığını gösteren en önemli gösterge. Bakanlığın hafızası derken şunu söylemek istiyorum. Yapılan bir haksızlık varsa bunun sorumluları hesap verir. Ama nedense sorunu üslenen yok.

Yapılan sınavlar başka bir ülkede yapılıyormuş gibi Bakanlık tatilde. Eğitim sistemi nereye gidiyor? 856 bin lise mezununun girdiği lisans yerleştirme sınavında 50 soruluk Türkçe sorusundan öğrenciler ancak 15.9’nu, sosyal bilimlerden 10.4’ünü, matematikten 5.4’ünü, fenden ise 4.6’sını çözebildiler. Bu acıklı tablo karşısında sessizliğe kapılan yetkililer gelecek için bir çalışma yapmaktan uzak. Kendilerini ‘böyle gelmiş böyle gider’ havasına kaptırmış gidiyorlar.

KARARLAR BEKLENİYOR

Bir başka konu ise yasama ve yürütmenin ortaya koyduğu kaotik ortam. Sınavlar sonunda ortaya çıkan haksızlıklarla ilgili verilen kararların son dakikalara bırakılması karışık olan sorunları içinden çıkılmaz hale getiriyor. Bu yazı yazılırken Anayasa Mahkemesi’nden dershanelerle ilgili kararın, Danıştay’dan da tıp ve hukuk fakültelerine getirilen baraj sisteminin iptali kararları bekleniyordu.

Kararların nasıl çıkacağı konusunda bir yorumum yok. Ancak bakanlık yetkilerinin dershanelerin kapatılmasıyla ilgili ileri sürdükleri görüşleri pek tutarlı değil. Baraj konusuna gelince geç alınan bir karar. Ancak yapılış şekli yanlış.


Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir uygulama yok. Tıp ve hukuk en çok istenen bölümler. Tüm üniversiteler bu bölümleri açmak için büyük bir çaba harcıyor. Tıp ve hukuk bölümleri olan üniversiteler en çok tercih edilen üniversiteler oluyorlar. Açıkça söylemek gerekirse vakıf üniversiteleri arasında böyle bir savaş var. YÖK de bu konuda biraz hassas davranıyor.

Barajda olduğu gibi eğitim kalitesini yukarıya çekmek için uğraş veriyor. YÖK baraj yerine yeterlik sınavı getirebilirdi. Çünkü dünyanın tanınmış bütün üniversitelerinde böyle bir uygulama var. Sınava giren öğrencinin puanı tutuyorsa üniversiteye alacaksın. Yalnız mezun ederken yeterlik sınavı koyacaksın. Böylece üniversiteler kaliteyi artırır. Öğrenciler de başarılı üniversiteyi tercih eder.