Distopik görünen dünyada saklanan umutlar

25 Temmuz 2018, Çarşamba 09:27
AA

Twitter’a bakıyorum genel bir mutsuzluk hali. Korkunç gelecek senaryoları eşliğinde korkutmaktan başka bir işe yaramıyorlar. Komplo teorileri havada uçuşuyor, provakatörler vuvuzelaları ele geçirmiş mutsuzluk kaynaklarının baş aktörleri halinde sosyal medyanın her yerinde karşımıza çıkıyorlar.

İnsanların ekonomik durumları gibi hayatında orta seviyesi kalmadı. Ya mutsuzluk veriyorlar ya da mutluluktan çıldırıyorlar. Kimileri tatilde hangi level’a çıkabilirim derdinde. Onlar sadece Make me thin, Youcammakeup uygulamalarında kendilerini zayıflatmak, yüzlerine kontür eklemekle meşguller.

Ki bu da en az mutsuzluk trolleri gibi can sıkıcı.

Duygu durumu anlamında galiba pek azımız normal seviyede. Küçük mutluluklar hala hayatın kendisi bizim için. Beklentilerimiz öyle zor, olamayacak şeyler de değil. Aldığımız kozmetiğe tekrar taksitlendirme gelmesini istiyor, çok sevdiğimiz Uniqlo gibi markaların Türkiye’ye gelmesini talep ediyor, küçük mutlulukların büyük huzurları çağırabileceğini biliyoruz. 90’lı yıllarda Güney Amerika modeli ile yükselen ev tarımının teşvik edilmesini istiyor, eğitimin yeni baştan ele alınmasını diliyoruz. Ki yeni Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un söylemlerini alkışlıyor, kaybetmediğimiz sadece sakladığımız umutların geri geleceğini biliyoruz.

Korku tüccarları ve umut tacirlerine geçit yok!

Bizi kötü senaryolarla Whatsapp’dan bile korkutmaya çalışan bir güruh var ve her gün onların mesajlarını okuyup sakin kalmaya devam ediyoruz. Daha çok kitabın Türkçe’ye çevrilmesini, yayınevlerine farklı teşvikler verilerek taşın altına elini sokabilmelerini, ABD’den getirtemediğimiz Nature Well gibi ürünlere daha kolay ulaşabilmeyi, tekelleşmenin önüne geçilmesini böylece Hırvatistan’da satılan ve tadına doyamadığımız meyve sularının bizde de üretilmesini, organik pazarının hem yiyecek, hem kozmetik piyasası anlamında büyümesini ve daha kontrollü olmasını istiyoruz.

Oğluma yedirdiğim her şey konusunda emin olabilmek ne tatlı, ne huzurlu olurdu. Etiketlerle daha fazla detay yazılmasını, marketlerle organik, hormonlu ve ilaçlı tarım yapılan sebzelerin tam olarak ayrıştırılarak satılmasını, 6 saatte pişen tavukların tadına bakmayı (Doğada yaşayan tavuk bu kadar saatte pişermiş…), daha çok gazeteci arkadaşımızın mesleklerini mutluluk içinde yapabilmesini, daha çok yayının açılmasını, analiz yapan dergilerin –ki eskiden bunu Tempo ve Aktüel yapardı- çıkmasını, internetin bilgi çöplüğü haline gelmekten kurtarılmasını, başlığı farklı, içeriği farklı haberleri yazan kişilerin yerini gerçek gazetecilere bırakmasını istiyorum.

Özel hastanelerin özellikle çocuklar söz konusu olduğunda fiyatlarını tekrar gözden geçirmelerini de istiyorum. Hatta keşke devlet buna konu çocuklar olunca bir sınırlama getirebilse. Dün Medipol Hastanesi’nde bir muayene ve bir idrar testi için 400 TL verince inanın insanın içinde umut filan kalmıyor…

 

 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.