Benim İçin Üzülme

07 Kasım 2012, Çarşamba 05:00
AA


Mahsun Kırmızıgül imzalı "Benim İçin Üzülme" dizisi ile dün akşam tanıştık.

Türkiye'nin iki rengi, birbirinin tam zıttı coğrafyalarda yaşayan Kürt ve Laz halklarının yaşamlarını,
kültürünü, bir aşk hikâyesiyle evlerimize taşıyan dizi, tam anlamıyla bir görsel şölen sundu.

Karadeniz'in yeşil ile mavinin kucaklaştığı o muhteşem doğasına,
Doğu'nun uçsuz bucaksız, sarının sıcaklığıyla süslü toprağı eşlik etti.

Tulumun sesi içimizi titretirken Anadolu'nun davuluyla coşkuyu hissettik.

Mahsun Kırmızıgül'ün televizyona veda ettiğini duyurduğu dizi için görüntü ve müzik anlamında sarfettiği çabanın sonucu da mükemmel olmuş.

Dizi, alışagelmişin dışında öyle hızlı ilerledi ki bir an, sonraki bölümlere hikâye kalmadı diye düşünmeden edemedim.

Türkiye standartlarında, iki aşığın "kız isteme" safhasına gelmesi için
bir sezonun geçmesi gerekiyor.

Hikâye ve senaryo anlamında ise bazı eksiklikler dikkat çekici.

Lazların yaşamıyla ilgili önemli detayların gözden kaçırıldığını,
bir Laz olarak söylemeden geçemeyeceğim.

En dikkat çekeni oyuncuların şivesi ile ilgili.
Belki proje hayata geçirilmeden önce biraz daha hazırlık yapmak
daha doğru olabilirdi. Çünkü Laz şivesi, taklit edilmesi oldukça güç bir şive.
Oyuncuların çabasını takdir etmekle birlikte,
ağırlıklı Rize - Trabzon şivesine Laz şivesi karışmış gibi.
Yöre halkından seçilen figüranlar ise çok başarılı.

Birkaç örneği şöyle sıralayalım;

Lazlar ırgat demez, yarıcı der.

Uşağum, ha uşağum...
Bunlar bölgede pek kullanılan ifadeler değildir.

Gerçek yaşamla hikâye arasındaki bir başka uyumsuzluk ise
kuzenler arasındaki ilişki. Lazlar arasında kuzenin sevdiği kıza
diğer kuzenin de aşık olduğu durum yaşanması güç bir olasılık.
Hele kavga etmeleri, büyük ayıp!

Bir de...

Lazların yaşamı çay toplamaktan ibaret değil.
Ev ekmeği, balık tava, lahana, baklava, inek, bağ bahçe, fındık olmazsa olmazlar.

Sabah erkenden çay toplanır, çay çuvalları, yüksek tepelerden
çelik tellerle kaydırılarak aşağıya indirilir, çay alım yerine verilir.
Öğleden sonra deniz kenarına inilir. Yüzmek isteyen yüzer, balığa giden gider.
Doğal yaşama dair bu sahneler de diziye zenginlik katacaktır

Bu detaylar için yöre halkından mutlaka danışmanlık alınmalı.

Büyük emek sarfedilen, içimizdeki memleket özlemini bir nebze olsun hafifleten,
iyi düşünülmüş bir projeye katkı sağlamak amacım.
Yoksa, pire için yorgan yakmak değil.

Son olarak annemin bir tespitiyle bitirmek isterim.
Sevdiği kız yüzünden dayak yiyen Niyazi'ye annesinin
"oh olsun" demesi gerekiyormuş.

Lazlarda böyle...

 

4. HAFTA NOTU: Dizi her geçen hafta şive konusundaki eksikliklerini büyük bir hızla kapatıyor. 4. bölümde oyuncular, yörede geçirdikleri zamanı ne kadar doğru değerlendirdiklerini ortaya koydu. Mahsun Kırmızıgül'ü, oyuncuları ve tüm ekibi tebrik ediyorum.

twitter:@ykaptanbas

e-posta: yasemin.kaptanbas@posta.com.tr