Ah şu seçimler biraz daha geç olacaktı ki...

24 Mart 2015, Salı 05:00
AA

Tayyip Bey, Cumhurbaşkanı seçilip Saray’a taşınınca sandı ki yerine işaret ettiği Ahmet Davutoğlu ve bıraktığı bakanlar kurulu, sekreteryası gibi çalışacak. Biz daha önce de Çankaya’ya çıkan çok güçlü liderler gördük. Turgut Özal da Süleyman Demirel de ipleri elde tutarız sanmıştı. Ne parlamenter sistem, ne de bu anayasa, cumhurbaşkanın ülkeyi yönetmesine imkan vermiyor.

Tayyip Bey’in tek başına seçim kampanyası yaparak pazarcı esnafı gibi 400 milletvekili diye bağırması boşuna değil. Anayasayı, ettiği yemini, yasaları çiğneyerek içinden çıktığı partisine oy istiyor. Devlet parasıyla etkinlik düzenletiyor, açılışlarda adeta miting yapıyor. 80 bin muhtar varmış, parti parti Saray’da toplayıp nutuk atıyor, böylece ekrana çıkıyor.

Bir an önce seçim olsun, 400 milletvekili çıksın, anayasa değişsin, başkanlık sistemi gelsin, o başkan olsun ve Saray’da oturup ülkeyi padişah gibi yönetsin diye gün sayıyor! Bu kadar kolay mı? Bırakın yüzde 60’ı karşı olan kamuoyunu, AKP bile buna hazır ve istekli değil. Erdoğan’ın başkanlık ısrarı, tam tersine partisine oy kaybettiriyor. AKP hükümeti de vesayetten sıkıldı, mühür bizde, sorumluluk bizde, bırakın yönetelim havasında. Merkez Bankası krizi ülkeye pahalıya mal oldu. MİT Başkanı Hakan Fidan’ın aday olacağım diye istifa edip sonra zorla geri döndürülmesi ise bir komediydi!

[[HAFTAYA]]

Adayları kim seçecek?

Çözüm sürecine Erdoğan’ın sürekli çomak sokması ise şüpheye yol açtı: AKP’liler bile parti mi haklı Tayyip mi ikilemine düştü! Asıl patırtı milletvekili aday listelerinde kopacak. Tayyip Bey, Beştepe’de muhtarlarla, Savarona yatıyla gezilerle oyalanıp durur, kendine amigo olarak hiç de hazetmediği Melih Gökçek’den bile medet umarken Osmanlı torunu Ahmet Bey memleketi idare ediyor. Şu genel seçim biraz daha aralı olacaktı ki, siz o zaman görecektiniz hanyayı konyayı, kavgayı. Şimdi hep beraber günümüzü görüyoruz!

Cevap verin bakalım


Erdoğan’ın hükümeti halka şikayet edip “Bunlar beni takmıyor” diye mağdur rolü oynaması karizmasını çizdirir mi, yükseltir mi? Ben köşe yastığı değilim, olmam, olmayacağım, her şeyi bana soracaklar, diye rahmetli Erol Büyükburç gibi celallenmesi gücünü arttırır mı, azaltır mı? Eğer bunları başkanlık hayalini gerçekleştirmek için taktik olarak yapıyorsa halk güçlüyü seviyor, ağlayıp da yapamıyorum diyeni değil. Kürt meselesinde ise halkın farkettiği bir tek gerçek var: Silahların susması, şehit cenazelerinin gelmemesi, az da olsa dağdakilerin inmesi iyi! Zaten şimdi öcü olarak PKK değil, IŞİD var!

Kürtler halay çeke çeke geliyor

HDP, Kürtler’in yoğunlaştığı bölgelerde kırk gün kırk gece Nevruz kutladı! Sonuncusu İstanbul’daydı. Eskiden olsa, tam da Bahar Bayramı kutlanacak kadar güzel bir gündü ve Kürtler Zeytinburnu’nda zılgıtlarla halay çekerken Karadenizliler Maltepe sahilinde yeni açılan parkı doldurmuş, mangal yelliyordu. Bir de karılarını öldürmeseler, Türkler’in de Kürtler’in de barıştan yana sıkıntısı kalmadı gibi! Gökçek’in HDP’nin barajı geçme korkusunu ise ayıplıyorum. Asıl skandal, yüzde 10 gibi bir oyu olan siyasi hareketi parlamento dışı bırakmaktır! Barajı kaldırmamak ayıp, eyvah geçiyorlar demek ikinci ayıp!