Avrupa’da kullanımı bizde olan bir liman var!

13 Mart 2018, Salı 05:00
AA
Yerinde görmenin anlamak açısından çok büyük yararı var: İtalya’nın Trieste Limanı, Avrupa’nın 2. Dünya Savaşı’ndan beri imtiyazlı olarak kullandığı Serbest Bölge olan tek limanı.

Ve bu liman, 15 yıldır Türkiye U.N. Ro-Ro tarafından işletilmekle kalmayıp 2020’de bitecek olan kullanım hakkı anlaşması 2041 yılına kadar uzatılmış bulunuyor!

Bu cümlenin anlamını yerinde gidip görmesek o kadar hissedemezdik! Türkiye’nin Avrupa’yla olan dış ticaretine “transit geçiş belgesi”ne uyguladıkları kotalarla büyük darbe vuran Avrupa ülkelerini by pass etmenin yolu, deniz ticareti, Serbest Bölge olan Trieste Limanı sayesinde aşılmış. İki Ro-Ro gemisiyle başlayan intermodal taşımacılık, bugün 12 modern gemi ile bütün taşımanın yarısından fazlasını yüklenerek devam ediyor.

Pendik, Ambarlı, Mersin Limanları’ndan gemilere yüklenen dorseler, Trieste ve Fransa’nın Toulon Limanı’na geliyor. Buradan ya limanın içindeki trenlere yükleniyor ya da uçakla gelmiş şoförlerin beklediği çekicilerle karayoluyla yakın şehirlere naklediliyor. Yani hem vakit, hem nakit kazancı, hem de bürokratik engelleri aşarak hızla ithalat ve ihracat sağlanabiliyor.

KULLANIM HAKKI 2041'E UZADI

U.N. Ro-Ro’nun CEO’su Selçuk Boztepe, Trieste Limanı’nın kullanım hakkının 2041 yılına kadar uzatıldığını Trieste Limanı’nda açıklarken “transit geçiş belgesi” almadan Avrupa topraklarına ulaşabilmenin önemine işaret etmekle kalmadı, 2017’de yapılan toplam 39 milyon avroluk yatırımın 20 milyon avrosunun bu limana yapıldığını ve kullanımın ne kadar büyütülüp kolaylaştırıldığını da açıkladı.

Zaten burası adeta bir Türk limanı gibi: bütün TIR dorseleri Türkiye plakalı ve bildiğimiz şirketler. Uyarı levhalarında Türkçe de var ve Ro-Ro gemileri Türk bayraklı! İtiraf etmeliyim ki, 15 yıl önce karayollarında yarattığımız kalabalık ve biraz da taraflı olarak transit taşımacalığımıza çıkardıkları engelin, Türk nakliyecileri tarafından birleşilerek Ro-Ro taşımacılığı, intermodal sistemle aşılması, bizim hem lojistik kabiliyetimizi, hem de sorun çözme becerimizi gösteriyor.

Ticaret, engel tanımıyor!

İsveç, Norveç, Finlandiya gibi kuzey ülkelerine, St Petersburg gibi daha uzak kentlere ise trenle, mektup zarfı gibi adrese teslim ulaştırma yapılıyor. 2017 itibariyle Trieste’ye gelen yüklerin yüzde 45’i trenyolu ile devam ederken, yeni elektrikli vinç ile bu oranın 2019 sonunda yüzde 75 olması hedefleniyor.

Böylece hem daha az petrol tüketimi, daha az çevre kirliliği hem daha rantabl bir sistem sağlanıyor. Bu da ciro ve hacimde artış sağlıyor. Boztepe, 2017’yi 225 milyon Avro ciro ile kapattıklarını 2018’de de yüzde 20’lik bir artış sağlamayı beklediklerini söylüyor.

BİZ NE ÇOK ŞEYİ KAYBETTİK!

Yaşanan uçak kazası sonucu, hepsi hayatlarının baharında, 11 insanımızı yitirmiş olmanın acısına bir de sosyal medya hesaplarının yol açtığı ahlaki sarsıntıyı eklemeliyiz!

Sosyal medya, bütün özel hayatı gözler önüne seriyor. İnsanlar sonuçlarını hiç düşünmeden en özel anlarını bile hiç tanımadıkları on binlerce kişiyle paylaşıyor. İlk anda takipçi sayısının ve “like”ların çokluğu belki hoşa gidiyor ama...

Gelir ve yaşam uçurumunun ne yazık ki çok farklı duygu ve kıskançlıklara yol açtığı toplumda, hiçbir şeyi olmayan büyük kitlenin, her şeyi olan küçük bir grubun yaşamını BBG evi gibi izlediği bir ortam, bugün yaşadığımız dehşet verici sonucu ortaya çıkarıyor:

Canlarını kaybetmiş insanların hesaplarını kopyalayarak onların yerine geçip taziye kabul eden şahsiyetsizler mi istersiniz, ya da o hesapların altına öfke kusan paylaşımlar yazanları mı, ya da o çok özel fotoğrafları ulu orta paylaşanları mı.

Hepimiz, nerede duruyorsak, kim isek, ne isek, biraz durup düşünmeliyiz.

Biraz eskisi gibi daha mütevazı, daha az göz önünde yaşamalıyız.

Ve daha fazla empati yapmalı, daha çok insan olmalıyız. Felaketler bizi ayrıştırmamalı, birleştirmeli. Hepimiz insanız, kimimiz daha az, kimimiz daha çok olsak bile!