Belediyeye kadın yakışır!

15 Eylül 2013, Pazar 05:00
AA

Yerel seçim heyecanı herkesten önce aday adaylarını sardı ama yine her seferinde yaşadığımız olay tekrarlanıyor. Aday adaylarının neredeyse tümü erkek. Ben de varım diyen kadınların da partileri tarafından aday gösterilip gösterilmeyeceği şüpheli. Milletvekili adayı yapılan ve seçilen kadın sayısı çok az ama yerelde durum daha da vahim. Kadın belediye başkanı neredeyse yok!

Üçbin kadar belediye başkanının sadece ama sadece 26’sı kadın. Bunların 6’sının CHP’li olduğunu hatırlatan CHP’lilere de ayıp olmuyor mu, demek geliyor içimden! Ola ola sadece 6 kadın belediye başkanı ki biri Aydın’da, yerini de koruyacak görünüyor, diğerleri ilçe ve belde belediye başkanı. Neden bu kez yerel seçimlerden başlayarak CHP de daha çok kadın ve daha çok genç aday göstermesin?

[[HAFTAYA]]

Ankara’da milletvekili Aylin Nazlıaka, Ankara belediye başkanı aday adayı olduğunu açıkladı. Ankara’da sokak eylemlerinde gençlerin her konuda yardımına koşarak ismini duyurdu. İstanbul’da ise büyükşehire aday olmaya cesaret eden erkek bile pek azken kadın yok tabii. Ama Kadıköy’e İnci Beşpınar talip. İnci Beşpınar, onbeş yıldır Kadıköy’de her kademede çalıştı. Kadınların siyasette yer aldığı takdirde eğitim, sağlık ve insan haklarına daha çok önem vereceğini düşünüyor. Ben her seçimde olduğu gibi bu seçimde de kadın adayları desteklemeye devam edeceğim.

Bu ülkedeki kadınlara da acıyın!

Japonların en sevdiği turistik bölgelerimizden biri Kapadokya diye adlandırdığımız Ürgüp- Göreme. Ve burada bisikletle dolaşan iki Japon genç kızın tecavüze uğrayıp birinin öldürülmesi, birinin yaralanması, ayağımıza sıkmakla eşdeğer! Geçtim geleneksel konukseverliğimizi, yabancıya saygıyı filan. Gerçi, Türkiye, artık kadınlara yönelik taciz, tecavüz ve şiddetin kol gezdiği ve üstelik de zanlı ve sanıklarının neredeyse korunup kollandığı, serbest bırakıldığı, tutuksuz yargılandığı, tecavüz mağduru küçük kızların her türlü itilip kakılmaya maruz kaldığı bir utanç ülkesi. Ama kol kırılır yen içinde kalır misali, bizim bize ettiğimiz daha az yaralıyordu bizi de.

Elin Japonuna, üstelik dünyadaki en korkak turist grubunun bir üyesine bunu yapmak demek, bir daha Kapadokya’nın Japon turist görememesi demek. Turizmciler dehşete kapıldı, utanmanın ötesinde. Ve fakat bu telaşla mıdır acaba, polis ilk gün ilçedeki dosyası en kabarık suçluyu yakalayıverdi! Japon kıza teşhis için götürdüklerinde kızcağız başını sallamış, tamam dediler. Oysa her ülkede baş sallamanın farklı anlamı var. Yukarı hayır demek değil ille de, tıpkı evet demenin baş eğmek olmadığı gibi.

Neyse ki MOBESE var, gerçek fail yakalandı. Ama bu kez yakınları gazetecilere saldırdı! Japon gazeteciler bile yaralandı! Uzun lafın kısası: Bu kadın meselesine bir an önce çok ciddi el atılmazsa bizimkiler, yabancılar derken hiçbir kadının canı, namusu, malı güvende olmayacak. Allah rızası, ölenlerin hatırı için, bak yalvarıyorum; Başbakan iki gözyaşı da bu ülkenin kadınları için döksün, o kızarsa etkisi olur yahu!

Kral ve kraliçeler için


Korelilerin Hilton Convention Center’da yaptığı defilede benim ilgimi en çok geleneksel kostümler çekti tabii ki, o ne süs püs! Fakat modacı, bütün o kral kraliçe, nedime kıyafetlerinden sonra ben bunu da yaparım dercesine bir de günümüz kıyafetlerini sergiledi ki, o renk uyumu, o hakiki keten, şifon ve pamukluların uyumu, uçurdu herkesi. Adı biraz zor, Chong -Lee hanım, belli ki Kore’nin ünlü modacılarından, yüze yakın kostüm sergiledi ve hepsi de aynı boy, aynı tarz, aynı donuk bakışlar, porselen ciltli, simsiyah uzun saçlı Koreli mankenlerin üzerinde rüya gibiydi. Öncesinde ise Nejla Güven’i izledik, o da çok başarılıydı ama öncelik Koreli modacının!