Bir dua, bir mum şükretmek için!

22 Mart 2011, Salı 05:00
AA

Yansıda görüntüler, kürsüde konuşmacılar... İzleyici sıraları pür dikkat. Koreli-Türk genç işadamları toplantısındayım ve benim aklım başka yerde. “Yatıp kalkıp petrolümüz olmadığına şükrediyorum!” dedim, yanımdaki iş adamı arkadaşım kahkaha attı. Koreli kobiciler gelmiş, Türk kobicilerle “Rüzgardan mı, güneşten mi enerji elde edelim” diye güzel güzel konuşuyor. Oysa gürül gürül petrolümüz olsaydı şimdi başımızda füzeler patlıyor olacaktı! Her şerde bir hayır vardır, petrol yok. O zamanın koşullarında şimdi dizi izleyip öğrendiğimiz yakın tarihimize göre yelkenli gemilerle, develerle, atlarla gidip uçsuz bucaksız bir imparatorluk kurmuş Osmanlı.

[[HAFTAYA]]

Avrupalının iştahını kabartmış buraları, sanayi devrimiyle birlikte. Biz müzelerinde sergilesinler diye “çanak çömleği” onlara hediye etmişiz, yetmemiş, petrol olan yerleri de döve döve elimizden almışlar. Uyanık Atatürk, Misak-ı Milli sınırlarını çizerken petrolden uzak durmuş. Sonra da Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuş. Kör topal, diktatörlük olmadan bu coğrafyanın yaşanacak tek ülkesi olarak duruyor ayakta! Yatıp kalkıp bir de Atatürk’e dua ediyorum müsadenizle, o yüzden. Adam öyle akıllı ki, zürriyetini bile engellemiş, üç değil, ‘hiç çocuk’ demiş, sonradan milletin başına bela olmasın diye! Çocuk özlemini çocuk evlat edinerek gidermiş, onlar da kız.

Yani bir Azerbaycan, bir Suriye, bir Libya durumu da yok böylece. Bir zahmet yeni anayasamıza da yazsak mı “Siyaset, babadan oğula-kıza geçen bir meslek olamaz” diye! İktidarı ele geçiremeseler partiyi, belediyeyi ele geçirmeye çalışıyorlar baksanıza! Avrupa’nın göbeğinde Sırpların, Boşnakların ırzına geçmesine aylarca seyirci kalan Avrupa, Libyalı muhalifleri kurtarmak için gün sektirmedi. Hemen bindi tepelerine. Şimdi Kaddafi’ye sattıkları silahları susturmaya çalışıyor, sivil insanları öldürüyorlar!

Hani operasyon bir tek hava sahası ve askeri cephanelere yönelik olacaktı? Atatürk’ün ruhuna bir yasin okuyuverin, bir de petrol olmadığı için mum yakın! Tabii oradaki yatırımları, yarım kalmış işleri açısından mevcut statükonun devamı için dua edenler de çok. Kaddafi, diktatör miktatör, Türkiye için işe yarayan, razı olunan bir partnerdi. Bundan sonrası yepyeni koşullar ve zorluklar demek!

Bereketiniz bol olsun

Gelemedi ama gelmiş gibi kutluyoruz. Kış da gelememişti, sonra bir geldi, pir geldi ya. Bahardan bahsediyorum. Baharınız, nevruzunuz bereketli olsun. Sevgili arkadaşım Mariya, bereket sofrası kurmuş, ”Bir şeyler hazırla gel” dediydi. Sofradaki bütün yiyecekler bereket üzerine: Mercimek salatası, kısır, dolma, börek... Yani hep içinde bir sürü şey olanlar.

Dostlar da elleri kolları dolu geliyor. Birisi “S ile başlayan 7 yiyecek yenecek” dedi, getirdiği simitleri koyarken sofraya. Soğan, sarımsak, susam, su, salça, simit, sayıyoruz, 7 etmiyor! Zekeriya Sofrası’nda yiyecekler çiğ olurmuş. Halil İbrahim Sofrası’nda 41 çeşit... Bereket sofrasında herkes bir şey getirecek illa ki ve illa ki de nar. Ritüelleri seviyoruz. Aşure pişirip dağıtmalar, cenaze evine yemek taşıyıp helva kavurmalar, şaman geleneğinden gelen paylaşımlar... Bu gelenekleri yaşatırken yeni paylaşım biçimleri de gündemde.

İnternet kullanmayı bilenler sosyal paylaşım sitelerinde hayatı paylaşıyor, ne yiyip içtiğinden kiminle beraber olduğuna kadar anlatıyor. Twitter’da Ahmet Hakan; yat borusu çalmadan yatılmıyor! Herkes evde tek başına ama bir o kadar da hep beraber yaşıyor! Ama iş örgütlenmeye gelince bürokrasiye takılıp çuvallıyoruz. Türkiye’de örgütlü sivil toplum sayısı, gelişmiş ülkelerle kıyaslanınca yerlerde sürünüyor.

Olanların çoğu da cami yaptırma, yaşatma derneği! Bunların dernek kurmaya yeterli sayıda üyesi var, maksat bağış toplayabilmek. Hemşerilik derneklerini de geçerseniz, zaten siyaset yapmak yasak, eğitim, çevre, spor gibi konularda sivil toplum, resmi örgütlenmelerden kaçıyor. Nasıl kaçmasınlar ki kaşesi, damgası, vergisi, yeri, muhasebecisi, şusu busu derken, bizim de başımızda, açması bir dert, kapaması iki dert!