Bunca yıldır bölünmedik de ne oldu?

09 Kasım 2014, Pazar 05:00
AA

Partisinden istifa eden Emine Ülker Tarhan, Gezi söylemiyle “Bu daha başlangıç!” diyor, “Mücadeleye devam!” Cumhurbaşkanlığı aday belirleme sürecinde parti yönetimiyle ters düşen ve kurultayda beklediğini bulamayan Tarhan, “Salı toplantılarına sıkışmış bir muhalefetle sonuç alınamıyor. Değiştiremezsen o koltuklarda oturmak anlamsız.” itirazında.

[[HAFTAYA]]

Kadın Araştırmaları Derneği’nin geleneksel yemeğine konuk olan Tarhan “Ben bir cumhuriyet projesiyim. Cumhuriyet olmasaydı yoksul bir ailenin kızı olarak hakim olabilir miydim?” sorusunu soruyor. On iki yıllık AKP iktidarının birinci hedefinin kadın olması, cinsiyet ayırımcılığı ve kadına yönelik şiddetin en üst düzeye çıkması, en çok kadınları kızdırıyor. Toplumun yarısı da memnun mu diyeceksiniz?

Bir lider düşünün ki diğer yarısıyla şiddetli geçimsizlik yaşıyor? Yarısı o ne derse, ne yaparsa razı, destekliyor; ama öbür yarısı karşı, ondan nefret ediyor. O zaman muhalefetin daha çok umut vermesi gerekmez mi? Tarhan “Feda geleneğine inanıyorum, herşeyi feda edebilmeliyiz. 12 yıldır bölünmedik de ne oldu?” derken taşıdığı yükün farkında. Ne yiyor, ne uyuyormuş bir süredir. “Size bir teskin edici vermek lazım” diyor, bir nörolog.

Tarhan’ın yanıtı net: “Teskin olmak istemiyorum!” Aynı saatlerde CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ise “Bölünmeyeceğiz” vaadinde!

ZEYTİNİN İNTİKAMI ACI OLUR!

Ne hukuk, ne yasa, ne vicdan, ne din, ne insanlık. Gezi’de muhalif gençleri gaz fişeğiyle avlayan polisti. Soma Yırca’da köylüleri döven, zincirleyen özel güvenlik! Sen kimsin özel güvenlik? Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararını el altından öğrenen Kolin Grubu, sabaha karşı baskın yapıyor, zeytin ağaçlarını bekleyen köylüleri döve döve sürüyor ve bir çırpıda altı bin zeytin ağacını kesiyor!

Ağaçların üzerinden yere düşen zeytinleri bile ezmişler, öyle bir nefret, tam da hasat zamanı!

Dozerlerle ağaç sökerken, karar çıksa bile 80 yıllık ağaçları yok ettiler ya. İktidar desteği o kadar belli ki şirket bütün tepkilere ve yürütmeyi durdurma kararına rağmen ağaç kesmeye devam ediyor. Kolin, zeytin ağacına kıyanın ocağının söneceğini bilmiyor!

Acil kamu yararı diye kamulaştırma kararı çıkarıp köylünün zeytinliğine el koyan ve santral yapmaya kalkan iktidar destekli şirketler hukuktan korkmadı ama Allahtan korksun. Zulüm kimsenin yanına kalmıyor!

BİR YILDIZA GÖÇMEK ZORUNDA KALIRSAK?

Dünyamızı mahvediyorsak hep birlikte mi yok olacağız yoksa uzayda yeni dünyalar mı arayacağız? Uzay araştırmalarına harcanan para boşuna mıdır, umut mu? Fizikten çok anlamasam da bilimkurgu filmlerini severim; hem de bu kapkara gündemin ve ortaçağ ilkelliklerini yaşadığımız günlerin içinde bir soluk sanki. ‘Yıldızlararası’, uzun ama heyecanla izleniyor çünkü uzaydaki bilinmez dünyayla, dünyadaki bilinmezlerin arasında dolaşıp duruyor!

Tabii aile bağları, bayrak, sevgi gibi yumuşatıcı unsurlar da yok değil ama bana biraz Matrix’i çağrıştıran beşinci boyutla, gelecekle şimdiki zaman arasında gidiş gelişle en azından bugünden koparıp götürdü! Çevreci yanı da cabası. İklimler değişiyor, tarım sallantıda, su bitmek üzere. Üretemez ve milyarların karnını doyuramazsak sonumuz ne olacak?

Hangi gizli laboratuarda hangi bilim adamları olmayacak dualara araştırma adına amin diyor? IMAX teknolojisiyle çekilmiş olduğu için uzayda dolaşmanın harika görüntüleriyle süslü, iç titreten bir müzikle bezeli film bilincimizi uyarıyor.