Cumhurbaşkanı Hayır diyene saygılı

04 Nisan 2017, Salı 05:00
AA
Doğrusu buydu: Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kılıçdaroğlu çıkmış, Hayır diyenler teröristtir dediğimizi söylüyor. Biz demokrasiye o kadar inanırız ki Evet diyen ne kadar saygınsa Hayır diyen de o kadar saygındır” diyor. Buraya kadar doğru.

Hatta o zaman niye Hayır diyenlerin mitingleri engelleniyor, toplantılarına salon verilmiyor, hatta asabildikleri üç tane afiş, toplatılıyor, kopartılıyor, yırtılıyor, diye sormaz mısınız? Sorarız. Çünkü yanlış. Peki Cumhurbaşkanı “Hayır diyenler terörist” demedi de, Kılıçdaroğlu yalan mı söylüyor? Cumhurbaşkanı devam ediyor: “Uyarmak görevimiz. Kim Hayır diyor? Kandil, bölücü başı, Pensilvanya, AB’de bir kısım liderler.”

Yani? Yani, teröristler Hayır diyor. Kaşığın ucuyla verip sapıyla çıkarmak denir buna! Yanlışı da bu! Referandum, halka yöneltilmiş bir sorudur: Evet mi, Hayır mı? İkisi de söylenemeyecekse niye soruyorsun? Evet propagandasını devlet olanaklarıyla yapar, memurun öğrencinin katılmasını zorunlu kılarken, Hayır’ın pankartına bile neden tahammül edemezsin?

Televizyon dünyasında hareketlilik var!

Aynı hafta iki kanal birden yayın hayatına merhaba dedi: Sony Channels ve Puhu TV! Sony Channel Türkiye, sadece ithal diziler ve sinema filmleri yayınlarken Puhu TV‘nin bombası yerli yapım Fİ dizisi. İkisi de şifresiz, yani ücretsiz. Tek eğlencesi televizyon seyretmek olan Türk halkı için artık sıkıntı veren tartışma programlarından başka varlık gösteremeyen haber kanalları ve hep aynı zengin oğlan fakir kız masalı yerli dizileriyle ana kanalların yanında farklı alternatif olması heyecan verici. Türk dizilerinin yedi düvele satılırken sadece yabancı dizileri üstelik de dublajlı yayınlayacak Sony Channels, yüreğimi burkmadı değil. Kanal, yerli sunucu bile kullanmayacak. Bir tür yabancı kanalları Türkçe seyrediyor gibi olacaksınız.



Puhu TV ise iddialı bir yerli yapım Fi ile başladı. Ozan Güven ve Serenay Sarıkaya, Berrak Tüzünataç, dizinin seyirciyi çekecek asları. İki kanal da görkemli tanıtım davetleri yaptı. Hele PuhuTV’nin davetine şöhretler akın etti. Eve dönünce diziyi izleyeyim dedim. Vodafone Red’lilere telefondan ücretsiz. Denedim, uğraştım, mümkün olmadı. Meğer Fİ1 yazıp sms atıp kod almak gerekiyormuş! Zaten telefondan dizi izleyecek halim yok da, size yazayım diye deniyorum.

İnternet için de paket almak gerekiyormuş. Bilgisayardan da olmadı. 2 saatte on beş dakikalık bölümü zor izledim! Sony Channel’leri de nereden izleyeceğimi anlayamadım! Vazgeçtim. Siz becerip izleyebilirsiniz, muhtemelen ben beceremiyorum. Ama bu ülkede internet hızı bu kadar düşük ve her yerde fiber kablo yokken bu iş çok zor. Keşke olsa, istihdam artsa.

Aklımda deli sorular

El Bab Operasyonu “mecburen” bitti. Askerlerin deyimiyle, Türkiye, yani askerlerimiz, hiç de istenmeyecek bir pozisyon halinde, düşmanın içinde bir cep gibi kaldı! Bir tek arkası kendi toprakları, sağı, solu, önü düşman, ABD ve Rusya destekli YPG ve önünde Suriye! Ne kadar, nasıl duracaklar orada? Şehit ve gazi sayısını, hele IŞİD’in aşağılayarak, yakarak öldürdüğü iki askerimizi nasıl da ört bas ettiklerini, tankların içinde yanan şehitlerimizi düşündükçe, nasıl bir zafermiş bu diyor insan! Ve şimdi de Kerkük kavgası.



Türkmen nüfusun yoğun olarak yaşadığı Kerkük’te Valilik önüne Kürt bayrağı çekilmesine ne Bağdat, ne Türkiye sesini çıkarmıyor. İşin ilginç yanı, Kerkük Valisi Kürt asıllı Necmettin Kerim’in çok uzun yıllar ABD’de yaşadıktan sonra ailesini orada bırakıp Kerkük’e dönüp vali olması. Valiliğe Kürt bayrağı asma kararını da ABD’ye gidip döndükten bir kaç gün sonra İl Meclisi’nde aldırmış ve alkışlar arasında kendi astırmış.

Bölgeden son gelen haber ise Kerkük’ün Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne bağlanması için çalışma başlatılması. ABD’nin Kerkük’le ilgilenme gerekçesi ise petrol olmasın? Necmettin Kerim’in vali olmasının da?