Din soruşturması Güzel foto, yeterli bilgi! yapamazsınız!

28 Kasım 2013, Perşembe 05:00
AA

Kutlukhan Peker Hürriyet’de çok güzel çizmişti: Kapı çalınıyor, önde polis, arkada MİT, onun arkasında TÜİK bekliyor! Kendilerini koruyan bir de yasa çıkarmışlar, zorunlu deyip kapıya dayanıyor, cevap vermezseniz para cezası kesiyorlar. Yok ya, hiç bir yasa Anayasa’nın üzerinde değildir ve TÜİK, kapıya dayanıp zorla kaç kez namaz kıldığımı, nereye kaç para harcadığımı soramaz!

Hele hele eve girip de “Oturacağım” demek ne demek yahu? Utanmasalar aranıza girip yatacaklar, hangi pozisyonda ne yaptığınıza karışacaklar. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu yazılarım üzerine bir soru önergesi vererek bu rezilliği dile getirince kamuoyu kıpırdanmış, hatta kıyamet kopmuş. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu’ndan da ricada bulundum, konuyu yargıya taşımasını istedim. “İlgineceğim” dedi, bekliyoruz. TÜİK ‘anket’ ayağına vatandaşın özel hayatına giremez, dini hassasiyetlerini kurcalayamaz, kimseden de zorla bilgi alamaz. Herkes haddini bilsin, henüz faşizm ilan edilmedi!

[[HAFTAYA]]

Güzel foto, yeterli bilgi!

Sizinle paylaştığımız Candostum sütunu büyük bir özveriyle gidiyor. Dağdaki çoban çocuktan Bodrum’daki yazlığında keyif yapan hanımefendiye, damda güvercin besleyen Trakyalıdan atına binen Urfalıya, geniş bir yelpazede tanışıklığımız oldu ortak yanımız sayesinde! Biz kedilerimizin, köpeklerimizin, atlarımızın insanıyız! Onlar da bizi sahipleniyor, seviyor, şımartıyor, üzüyor, kızdırıyor, arkamızdan ağlıyor. İşte öyle bir sevgi. Bu sütunu hazırlarken keyif almanın yanında çok da zorlandığım bir yan var: Çoğunuza teker teker yazmam gerekiyor.

Cep telefonu kullanmayın

Fotoğraflarınızı lütfen cep telefonuyla kendi kendinize çekmeyin. Güzel çıkmıyorsunuz! Birisi çeksin, kalitesi iyi olsun. Güzel bir poz, net bir foto, renkleri ve ışığı da iyiyse, öbürlerinin önüne geçiyor. Ben yapmasam bile sayfa sekreterim Deniz, sayfayı bozacak diye kötü fotoları koymuyor. Ben de siz bilgi vermediyseniz hepinize tek tek yazıp sormaktan yoruluyorum. Hele “Ne zaman çıkar, haber verir misiniz” sorusuna bayılıyorum! Haftada yaklaşık yüz foto geliyor, keşke daha çok gelse, bir de size haber mi vereyim? Ve hele “Ne, çıktı mı, iyi ama ben niye görmedim” diye üzülenler yok mu? Tamam, en güzel sayfalarda çıkmıyor belki ama bu gazetenin içinde. Arayıp bulun bir zahmet hafta sonları canım. Hepinizi seviyorum, aynı canlıları sevdiğimiz için. Yine de bazen kızıyorum işte!

*

Terbiyesizliğin savunulacak yanı yok


Başımıza bir de Kamer Genç krizi çıktı, iki çift kelam etmeden olmaz, çünkü soruluyor. Bir başkasının evinde çağrılı konuğa hakaret etmenin hiç bir şekilde kabul edilebilir tarafı yok. Orası Japon Büyükelçiliği, Emine Erdoğan onların konuğu, seversin sevmezsin senin meselen. Orada bir konuşma yapıyor, hoşlanmazsın, hoşlanırsın senin meselen.

Bir hanımefendiye, üstelik ülkemizi temsil ederken “Sen” diye hitap etmek, taciz etmek, oradaki atmosferi bozan bir biçimde bağırıp çağırmak utanç verici! Siyasi filan değil. Ne ideolojiyle, ne tepki koymayla ilgisi yok; kaba ve görgüsüz bir tavır. Bunun savunulacak bir tarafı yok. CHP’nin ya da herhangi birinin savunmaması lazım. Üstelik Emine Erdoğan orada karşılıklılık esasına göre, yani daha önce Türkiye Büyükelçiliği’nde Japon Başbakanı’nın eşi gidip konuştu diye, onur konuğu olarak çağrılmış, konuşuyor. CHP özür dilesin, Kamer Genç’e de yaramaz çocuk değil, ailenin orada burada rezalet çıkaran arızası olarak davranılsın bundan böyle.