Diyanet manastırı ne yapacak?

06 Temmuz 2017, Perşembe 05:00
AA
Mardin ya da Midyat’a gitmişliğiniz varsa buradaki Süryani Manastırı ve kiliselerini de gezmişsinizdir. Mor Gabriel Manastırı en büyük ve en güzellerindendir. Burada yaşayan Süryani asıllı Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının dini ibadetleri için kullanılır. Gelin görün ki Ramazan Bayramı’nda Mardin ve Midyat’taki Süryanilere ait bütün mülklerin, yani kilise ve manastırların ve hatta mezarlıkların önce Hazine’ye oradan da Diyanet İşleri’ne devri yapıldığı ortaya çıktı. Yani el konulmuş!

Hatta bu belediyelerle ilgili bir devirden dolayı yapılmış ve cemaatin bile haberi olmamış da bir tapu için gittiklerinde öğrenmişler! Tabii şok şok şok! Oysa AK Parti iktidara geldiği yıllarda azınlık vakıflarıyla iyi geçinmiş ve 2008’de çıkardığı bir yasayla mülk edinmelerine yeniden olanak sağlayarak sıkıntıları çözmüştü. Artık hiç kimseyle iyi geçinmelerine gerek olmadığını düşünüyor olmasınlar?

CHP İstanbul Milletvekili Selina Doğan’ın Mardin’e gidip görüştüğü temsilciler, zaten çok az kalan Süryanilere bu kararla ağır bir darbe vurulduğundan şikayet etmişler, söz konusu haklarının Lozan Antlaşması’yla garanti altına alınmış olduğunu hatırlatıp duydukları üzüntüyü ve endişeyi dile getirmişler.

Hayır, Diyanet Mor Gabriel Manastırı’na ne yapacak, papazları mı atayacak, ayin mi yapacak, ya da adamları boşaltıp otel mi yapacaklar? Neresinden tutsan elinde kalan saçma sapan bir karar!

Adalet işadamına da lazım!

Adalet sadece hapisteki gazetecilere, işini kaybettiği için açlık grevine yatan ve adım adım ölüme giden Nuriye ve Semih’e değil, herkese lazım.

İş adamı bir tanıdığım anlatıyor. Kurumlara güvenlik işi yapıyorlar. Yasa gereği bu şirketin başında polis ya da asker olması gerekiyor. Emekli bir astsubayı istihdam ediyorlar. Adamcağız önce Ergenekon kumpasıyla uğraşıyor. Yakasını oradan kurtarıyor, bu kez FETÖ’cü suçlaması yiyor. Bu daha vahim, çünkü anında şirketin sözleşmesi iptal edilip teminatına el konuluyor! Yüzünü bile görmedikleri yönetici yüzünden neye uğradıklarını şaşırıp mahkemeye müracat ederlerken başka bir kurumdaki güvenlik işleri de iptal edilip o teminatları da yakılıyor. Bir milyara yakın zarar! Onun için de dava açıyorlar.

Sıkı durun. Hakimlerden biri talebi kabul edip durum netleşene kadar teminatı yeddi emine alıyor, diğer hakim ise reddedip el koyuyor! Bu nasıl adalet? Yasaya uygun olsun diye imza yetkisini kullandıkları ve muhtemelen de suçsuz olan bir yönetici yüzünden bir şirkete bu kadar mı haksızlık yapılır? Bu işler bu kadar kolay mı? O ihaleler bu kadar kolay mı kazanılıyor, o şirketler kolay mı çalışıyor, o şirket çalışanlarına da yazık olmuyor mu?

Eksik dişlere implant kolaylaştı

Gece uykumda diş sıkıp kendi dişimi kırdığım zaman tanıştım implant denilen olayla. Eskiden dişi çekilince dişsiz gezermiş insanlar, ya da protez. Şimdi çene kemiğine amiyane tabiriyle bir çivi çakılıyor, burgulu bir vida gibi düşünün. Üzerine de bir diş takılıyor. Kendi dişiniz gibi sapasağlam oluyor, böylece alttaki ya da üstteki dişler bozulmuyor, kilo almaktan çeşitli hastalıklara kadar giden bir süreç başlamıyor. Diş, vücudumuzun en önemli unsurlarından biri.

Bu sistem, vidanın takılması, takılan yerin iyileşmesi için üç ay kadar bir süre geçmesi ve sonra üzerine dişin takılması gibi evrelerle yapılıyordu. Şimdi diş hekimleri için tıbbi malzemeler üreten Dentlsply Sirona’nın geliştirdiği yeni aparat ve sistemle bütün işlem bir güne sığabiliyor. Geçtiğimiz günlerde katıldığım bir kongrede edindiğimiz bilgiye göre çene kemiği içine monte edilecek burgulu vida için açılan yer, tomografi ile saptanıp, delme işlemi özel cihazla etrafındaki dokuyu zedelemeden yapılıyor ve böylece oranın iyileşmesi için üç ay beklemek gerekmiyor.

Tabii bunun için çene kemiğinin sağlıklı olması şart. Altın kaplama vida takıldıktan sonra üç boyutlu sistemde diş hemen üretiliyor ve aynı gün içinde vidaya takılabiliyor. Sağlık turizminde yeni bir kapı açabilecek bu yöntemle hastalar implant için de Türkiye’ye gelebilir; bir günlerini bu işe ayırarak implant diş taktırabilir. Tabii bizim gibi hastalar da üç ay beklemek ve iki kez aynı sıkıntıyı yaşamaktan kurtulur. Bu yeni teknolojinin Türkiye’de de bazı diş hastanelerinde uygulanmaya başladığını söyleyelim.