En vahşi yaratık insandır, insan!

07 Kasım 2013, Perşembe 05:00
AA

Ağzından akan kurumuş kanı, uyuyormuş gibi üst üste koyduğu patileri ile yatışı gözümün önünden gitmiyor. Ve otopsi masasında, üstelik de ona saygı duyması gereken uzmanların, ölü kafasını objektife tutarak poz verişlerini unutamıyorum! Sözümona vahşi olan canlı, orada ölü yatan. Oysa asıl vahşi olan biziz. Öldüre öldüre neslini kuruttuğumuz, yaşam alanlarını yok ederek saklanacak delik, yiyecek av bırakmadığımız, sonunda karşılaştığımızda ateşli silahla öldürdüğümüz için, biz, insanoğlu!

Tam da neslini kuruttuk diye düşünürken bir tanesi, o siyah puanlı güzel postu, daha önceden vurulmuş kocaman patileriyle ortaya çıkıyor ve artık ne kadar doğruysa iki çobandan birine saldırıyor, öteki de onu pompalı tüfekle vuruyor! Vahşi hayvan uzmanlarının söylediğine göre leopar, avının üzerine atlayıp da boğuşmaz, doğrudan boğazlar. Saldırısının kurtuluşu da yoktur. Avının sırtına atlayıp güreşen ayıdır. Üstelik bir insanın, leoparla boğuşup da sadece sırtında ve kolunda iki çizik bulunması tuhaf değil mi?

[[HAFTAYA]]

Yaşama hakkı yok


“Uzaylı” görüp taşa tutan köylümüz, bu kez nesli tükenen bir canlı türünün belki de son örneğini tüfekle hacamat etmiş bulunuyor. Kedigillerin en büyüğü, en güzeli, en vahşisi insan cinsiyle uzlaşamamasının bedelini canıyla, neslinin tükenmesiyle ödüyor. Bir kedisever olarak özür diliyorum ondan. Yok ettiğimiz sadece o değil ki!

Sevişme, dövüş ve öl

Kadınların kamuda başörtülü olarak çalışmasına olanak tanındı, bir büyük ferahlama ve özgürlük havası esti. Bu ülkede yaşayan kadınların en büyük sorunu bu muydu? Ya can güvenliği, ya şiddet? En büyük mağduriyet, kadının yaşama hakkının korunamaması değil mi? Daha dün 8.5 aylık hamile kadın, kendisine yemek hazırlamasını isteyen kayınbiraderi tarafından dövülerek öldü.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre son on ayda 136 kadın şiddete maruz kalarak öldürüldü. Kadını korumak; başını örtmek ya da erkeklerden ayrı yaşatmakla olmuyor demek ki! Polis, aynı evde kalan kız ve erkek öğrencilerin değil, dayak yiyen kadınların olduğu evleri basmalı. Sevişenleri değil, dayak yiyenleri ayırmalı!

Bu devirde bu kafa ters teper


Gerginlikten beslendiği için, Başbakan’a patırtı çıkaracak konu lazım. Türban mağduriyeti sakızını CHP elinden aldı. Yeni konu kız-erkek öğrencilerin ayrışması. Kimyasal madde ya bu gençler, ateşle barutun yan yana gelmemesi lazım! Diyor ki; “Köşe yazarları ne yazarsa yazsın biz muhafazakar demokrat bir parti olarak kız erkek öğrencileri ayrıştırıyoruz, yüzde 75’ini yaptık.” Duyan da sanıyor ki kız ve erkek öğrenciler aynı yurtta kalıyordu.

Tabii ki hayır, aynı kampusta kalıyorlardı. Şimdi ayrı semtlere yolluyorlar! Geriye ne kaldı? Yurt yerine evde kalan öğrenciler. Analar babalar, “Nerede bu devlet” diyormuş, bak sen! Reşit olmuş bireylerin evinin içine devlet niye karışsın, sen karışamıyorsan? İşareti alan aldı: Bundan böyle polis, komşu ihbar etti diye öğrenci evlerine dalacak, bulduğunu götürecek. Okullarda aynı merdivenden çıkmaları, aynı yemekhanede yemeleri sorun çıkarmaya başlamıştı. Yemekhane değil, hamam sanki. Metrobüsleri de ayırsanıza, akraba oluyor herkes! Başbakan ‘seçim öncesi oylarımı konsolide edeceğim’ derken eldeki kuşu da kaçırmasın? Bu devirde bu kafa ters teper. “Damdan düştüm” diyene de sorarlar, "Anlatsana, ne olmuştu"diye!