Gelişime karşı koyamazsın!

05 Ekim 2014, Pazar 05:00
AA

Türkiye’de internet abonesi 36 milyon civarında. Yine 36 milyon kişi de facebook’ta dolaşıyor. Bu da internet kafeleri dolduran gençleri açıklar. Daha herkesin evinde internet yok.

Nüfusun yüzde 44’ü sosyal medyayı kullanıyor. Facebook birinciyse de twitter hızla yükseliyor, instagram da öyle. Facebook gençlerin sosyal ilişkileri için düşünülmüş bir iletişim ağıyken Türkiye’de o olmasa emekliler ne yapardı diye düşünüyorum! Twitter çok daha aktif kullanım gerektiriyor ve her kuşaktan izleyicisi var. İnstagram fotoğraf meraklılarının olmaktan çıkıyor, herkes dolaşmaya başlıyor. İnternete erişim daha kolay ve ucuz olsa bu rakamlar daha da büyüyebilir.

[[HAFTAYA]]

Hal böyleyken “internetten giderek daha çok soğuyorum” ne demek? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu tepkisi internetin sevilmeyen kişilerinden olmasından kaynaklanmasın? Ve bütün o aktrol çalışmasına karşın anında tepkilerin önlenememesinden? Erdoğan bir söylüyor, twitter’da bin dinliyor! Facebook yıkılıyor, herkes döktürüyor da paylaşıyor da.

Ve ne yaparsa yapsın medyayı kontrol ettiği gibi interneti kontrol edemiyor! Olsun. Şimdilik internet ve sosyal medya kullanımı ülkenin tümünü kapsamasın. Zaten herkesi kucaklamak, Biz olmak gibi bir derdi de yok. Şimdilik internete giremeyen, twitter’da ahkam kesmeyen diğer yarısıyla mutlu mesut geçineceğe benziyor!

Canım İstanbul bir beton yığını

Artema’nın TSE tarafından Çift Yıldız belgesi ile ödüllendirildiği Bozöyük’deki törene İstanbul’dan helikopterle gittik. Böylece bu devasa metropolün nasıl bir beton yığınına dönüştüğüne havadan tanık olduk! Göz alabildiğine uzanan bir kent ve mezarlıklar dışında bir kaç yerde kalmış yeşil alan. Söylemeye korkuyorum, bir tek adalar var iştah kabartan, ki onlara da göz konmuş, otel mi yapsak, gazino mu kondursak diye ağız şapırdatılıyor!

Hele eskiden daha yeşil olduğu varsayılan Anadolu yakası, özellikle Bostancı-Kartal arası nasıl da beton tarlası. Maltepe ve Yedikule’nin denizden nasıl kazanıldığı da bütün çıplaklığıyla görünüyor.

Hızlı trenin hâlâ tek hatta gitmesine şaştım kaldım! Pendik sonrası da bitirilir ve Marmaray’a bağlanırsa İstanbul dünyanın en yaygın kentlerinden ilk üçe girer herhalde. Bu iyi mi, orası tartışılır! Tevekkeli değil, RTE de helikoptere binip binip gördüğü boş arazilere şuraya şunu, buraya bunu yapın diyordu!

Yıldızlar “aç kapa” için verildi

Bayram öncesine bir fabrika ziyareti sıkıştırdık, Bozöyük’teki Artema Fabrikası’na giderek Türkiye’nin sektöründeki en dayanıklı “armatür”ünün üretimini gözledik. Tüketicinin “aç kapa Artema” sloganıyla bildiği armatürleri aynı gün Türk Standartlar Enstitüsü’nün Çift Yıldız Belgesi ile de onurlandırıldı. Tüm sektör içinde Çift Yıldız’ı almaya hak kazanan ilk ve tek üretici olan Artema’ya belgesini, TSE Başkanı Şentürk Eczacıbaşı Yapı Ürünleri Grubu Başkanı Atalay Gümrah’a verdi.

Dışarıda Vitra, içeride Artema adıyla satılan ürünler Türkiye’de pazar birincisi, yurt dışında da daha çok Türk müteahhitleriyle satılıyor. Kalite ve dayanıklılığı birinci planda tutuluyor.

Dayanıklılık testi yapan üç makine dikkatimi çekti, 200 saat yeterliymiş, bunlar 700 saat yapıyor! Hiç durmadan çalışan makine bir haftada 66 bin kez aç kapa yapmış. Tasarımda da sektör lideri olan Artema’nın Q-Line modeli ise tüketici isteği, çalışan fikriyle gerçekleşmiş. Armatürün sapı ortada olduğu zaman açıldığında şofbeni çalıştırıp gereksiz yere enerji harcıyormuş. Şimdi yana alınmış ve soğukken soğuk akıyor! Kalite yanında tasarruf da gerekiyor.