Herkes için ADALET isteyelim

30 Ocak 2018, Salı 05:00
AA
Günün bombası ne? 10. günündeki Afrin operasyonu mu?

Her gün gelen ve hafifletilmeye çalışılan şehit sayısı mı? Ali Koç’un FB’ye başkanlık adaylığı mı? Yoksa Seren Serengil’in hapse girmesi mi?

Hapse girmesi deyince, sonu belli olmayan bir tutukluluk ya da kesinleşmiş bir uzun süreç değil. Üç gün. Üstelik bu “3 Günlük Zorlama Hapis” cezası, tv programı yapan bir magazin sunucusu için, adeta bir ödül. Elbette cezaevine görüşe gitmek bile moral bozucu ama 3 gün dediğiniz geçer gider ve bu maceradan Seren Serengil, ratingi, sevenleri ve buna bağlı olarak fiyatı artmış olarak çıkar.

Akıllı bir marka yöneticisi olan Gülben Ergen’in bu ceza için bu kadar uğraşmasını, anlamak mümkün değil!

Tabii Adalet mekanizmasının da böyle şimdiye kadar duymadığımız bir kararı nasıl aldığını anlamak mümkün olmadığı gibi.

Niye az niye çok

Bu toplumda en büyük talep ADALET. Bu talep kimi zaman “niye tutuklanmadı?”, kimi zaman “niye tutuklandı?” diye.

Kimi zaman “Neden bu kadar az ceza?”, kimi zaman “Nasıl bu kadar çok ceza?” diye. Bu neden? Adalete güven sarsıldığı için.

Eğer bizim adalete güvenimiz tam olsa, verilen her kararı başımızın üstünde taşırız. Tabii ki hepsini aynı kefeye koymuyorum, tabii ki çok değerli, vicdanlı hakim ve savcılarımız, bu uğurda canını kaybedenler var. Ama mahkemelerden çıkan kararlarda siyasetin etkisi, baskısı; yerel değerler, mahalli güçler, yerleşik inançlar o kadar çok etkili oluyor ki, isyan ediyoruz! Kadına karşı şiddetin bu boyuta gelmesi, yasaların yetersizliğinden çok mahkemelerin bol keseden verdiği iyi hal indirimleri, tahliye kararları değil mi?

Karısını öldürene neredeyse ödül verecekler, ama kocasını öldürene müebbet! Çocuklara taciz, istismar davalarında yüzlerce örnek yok mu, güçlü tacizcilerin ceza almadan kurtulduğu, çocukların rızası olduğu iddia edildiği ve hatta zarar görmediği, ya da “Canım, o bölgelerde bu işler böyle, bu gerçekleri görmezlikten gelemeyiz” türünden savunmaları nasıl sindirebiliriz?

Müebbete tepki yok

Kimse değil 3 gün, 3 saat için bile haksız yere tutuklanmasın, hapse girmesin. Ama topluma da bir sitemim var: Günlerdir yazıyorum, FETÖ üyesi olmadıkları mahkeme kararıyla kesinleşmiş, silah kullanmamış, mala ve cana zarar vermemiş, komutanların emriyle sokağa çıkarılmış askeri öğrencilerin müebbet hapis cezası almalarına niye hiç tepki göstermiyorsunuz?

Yazıktır, günahtır 20 yaşındaki çocuklarımıza! Ve son dakika sürprizi: İstanbul 11. Aile Mahkemesi, gerekçeli karar yazılmadığı için infazı gerçekleştirmedi, yani adalet öyle bir noktada ki, hapis cezası alanın hapse girmesi bile kolay değil!

Ödüllerle gurur duyduk


Belki Oscar’da yarışma şansımız olmadı ama yönetmenliğini Tolga Karaçelik’in yaptığı ‘Kelebekler’ filmi, ABD’deki Sundance Film Festivali’nde, Dünya Sineması Büyük Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü. Başkanlığını, benim de hayranı olduğum Robert Redfort’un yaptığı Sundance Enstitü’nün düzenlediği, dünyanın en büyük bağımsız filmler festivali olan Sundance Festivali önemli, ödül daha da önemli.

Üstelik Tolga Karaçelik, bu filmi yaparken başta Kültür Bakanlığı olmak üzere pek kimseden yardım alamadı. Bu yüzden filmin tanıtım malzemeleri de eksik. Ama olsun o büyük ödülü aldı! Bir başka güzel haber de İKSV’den geldi.

Yıllardır Caz Festivali bitmeden yaz tatiline çıkmam. İstanbul’da yılın en güzel etkinliğinin olduğu günleri bırakıp da nereye gidiyorum? İşte bu etkinliğin en büyük mimarlarından biri, Caz Festivali Direktörü Pelin Opçin, Londra Caz Festivali direktörlüğüne transfer oldu!

Batıdan Doğuya üst düzey yönetici transferine alışkınız ama Doğudan Batıya, üstelik de caz konusunda bir yönetici transferi, hem de genç bir kadın olunca göğsümüzü kabarttı. Bravo Pelin Opçin, bravo İKSV, Görgün Taner, burası herkese ne çok şey kazandırıyor!