Kadın da niye tırmalamış?

10 Aralık 2011, Cumartesi 05:00
AA

Dayak atmanın da bir raconu olmalı değil mi? Hani güçlüysen döversin eyvallah da, eli kolu bağlı olana, yere düşmüş olana vurulması çok acıtır beni. Vuran da inadına suratına çizmeyle vurur yerde yatanın! Bir insanlıktan çıkma hali. Kapalı bir mekana çekmişsin bir kadını, gören, görse de dur diyecek olan yok. Bileğine de kelepçeyi vurmuşsun.

Yere yatırıp tekmelemenin, tokatlamanın, taciz etmenin, erkekliğe demiyorum, insanlığa da diyemiyorum, ne diyeceğimi bilemiyorum, herhangi bir şeye sığar tarafı var mı? Kemal Göktaş’ı kutluyorum, Vatan’da müthiş bir habere imza atmış. Üç sivil polisin bir gazinoda kimliği yok diye kocasının yanından alıp karakola çektiği kadına nasıl giriştikleri haberini bir de adliye bağlantısıyla zirveye çıkardığı için.

[[HAFTAYA]]

Çünkü olaydan sonra dayak yiyen kadın davacı olmuş ama; savcı, kadına dayak atan polislere 1.5 yıl, dayak yiyen kadına da polislere hakaret ettiği için 6.5 yıl istemiş! Kim okutmuş, kim mezun etmiş, kim savcı yapmış bu arkadaşı, onun hocalarına da yazıklar olsun. Tabii acıklı olan şu: ABD’den de arada bir zenci döven polis görüntüsü gelir.

Başka ülkelerden de, ama ne olur? Kıyamet kopar! O dayak atanlar görevden alınır, mahkemelerde ağır hapis cezalarıyla yargılanır ve meslekten atılır. Bizde hakarete uğradı diye neredeyse taltif edilecekler. Bir de utanmadan kadından şikayetçi olmuşlar, biri “beni tırmaladı” demiş, biri “kolumdan itti”. Bu gibi durumlarda yöneticiler, savunmak için “münferit olay” diyorlar ya.

Yani bu tek bir olay, başka örneği yok, hoş görülebilir, genele örnek olamaz anlamında. Maalesef. Şu aralar ne polise, ne mahkemeye düşmemek lazım. Şehirden kaç, yaylaya çıkıp hayvan yetiştir, başın ferah olsun diyeceğim de, orada HES yapıyorlar! Arkadaşlarına destek olmak için saçını kestirdi diye terörist ilan edilen gençleri biliyorsunuz. Bir diğeri de durakta boynunda poşi ile bekliyordu. Hâlâ içerideler. Siz de kesin saçınızdan bir tutam, aynanıza asın. Baktıkça içerideki geçersiz iddialarla tutuklu gençleri hatırlayın.

Şamil hizaya girdi


Şikeyle ilgili tartışmaları uzaktan izliyorum. Beni ilgilendiren kısmı TBMM’de patlayan tartışma oldu. Tüm partiler inanılmaz bir hız ve ortak akılla birleştiler ve “bizim çıkardığımız yasa kötüydü, becerememişiz, onu düzeltiyoruz” diyerek yeni bir yasa çıkardılar. Baktığınız zaman gerçekten de öyle: Bu ülkede karınızı lime lime doğrasanız 10-15 yılla yırtarsınız, alt tarafı bir maçı kazanmak için birine para verdiniz diye hakkınızda 100 küsur yıl isteniyorsa ayarı kaçmış demektir. Bunu yasa Aziz Yıldırım’a uygulanacağı zaman fark ettiler. Alelacele yenisini yaptılar. Derken...

Gül şaşırttı

Cumhurbaşkanı seçildiğinden beri kendisine pek çok kesim tarafından geri göndermesi özel olarak rica edildiği halde TBMM’den gelen bütün yasaları imzalayıvermiş olan Gül, “Bu yasa içime sinmiyor, Aziz Yıldırım için özel olarak çıkarılmış gibi” deyip geri gönderiverdi! Ortalık karıştı, ayar şaştı. Ben en çok çiçeği burnunda milletvekili Şamil Tayyar’a güldüm.

CHP’nin Tunceli Milletvekili Aygün gibi, sanırsınız bu da şike işlerini düzeltmeyi misyon edinmiş. Basın toplantıları düzenliyor, “İstifa ederim!” diyor. AKP’de böyle asi ruh görülmüş şey değil. Oysa yasa aynen geri gidecek sinyali çoktan gelmişti, bunu anlaması geç oldu. “Ben ne bileyim grup başkan vekilinin imzası başkanın imzası demekmiş, yeni milletvekiliyim şurada, birileri söyleseydi ya!” diye itiraf edip Başbakan Erdoğan’ı “koltuk değil, Allah aşkı için ne kadar çok sevdiğiyle” bitirmiş şövalyelik girişimini.

Kimi gazeteciler iddianame safhasında yıllardır içeride yatıyor, Şamil Bey, yüzlerce yıllık hapis cezası tehdidi altında milletvekili dokunulmazlığının da, ayrıcalıklarının da keyfini sürüyor. İnsan haddini bilir! Başbakan da Mehmet Metiner olayının üzerine Tayyar vakasını unutmaz, bir daha hizmet ettiler filan bakmaz, gazeteciden aday yapmaz herhalde! Fanatiği böyle olursa muhalifi nasıl olur diyordur zaten.