Kars örneği bir daha yaşanmasın!

13 Nisan 2014, Pazar 05:00
AA

Kars’ta yaşanan korkunç olaya hepimizin içi yandı. Günlerce o küçük çocuğa yapılanın insanlığın neresine sığdığını düşündüm. Ve bir de ne kadar çok yanlış yaptığımızı! Tamam belki gözümüzün önünde olmadığı için medyada daha az patırtı koptu ama aklımız hep oradaydı. Bir cinayet ve sapıklık olayı var. Polis zanlıyı bulmak için çalışıyor, sokakta binlerce kişi gösteri yapıyor!

[[HAFTAYA]]

İçiniz nasıl rahat?

Bekleyin bakalım, bulamazlarsa sokağa hep beraber inelim. Kamera görüntülerinin tek tek aranması, delillerin değerlendirilmesi vakit alıyor. Neyse ki polis zanlıyı buldu. DNA örnekleri var, kamera aracı takip ediyor, ikrar var deniyor, yine de sabır; adaletin sonucunu bekleyelim. Zanlı, can güvenliği için Kars dışına çıkarılmış. Ya katil yakalandı, içimiz rahat diyen aileler? Çocuk zanlıyı tanıyormuş, eve gitmek için aracına binmiş. Çocuklarınızı eğitin, kimseye güvenmesin, yalnız başına aracına binmesin, evine girmesin, gel diyene gitmesin, yemek verenin elinden yemesin! Sokağa yalnız bırakmayın ve kaybolduğunda da 3-4 saat rahat rahat beklemeyin! Ki sonra ağlamayın, ağlamayalım. Bir katil yakalandı, ya ötekiler?

*

Cumhurbaşkanı mesajı alıp terledi


Şaka gibi bir ülke olduk! Başbakan Erdoğan, geçtiğimiz pazar günü havuz medyası gazetecilerini toplamıştı. Ne konuşulduğunu bir tek Erdal Şafak çıtlattı, Erdoğan eğer olursa, koşan, terleyen cumhurbaşkanı olacakmış. Üzerinden 2 gün geçti, Cumhurbaşkanı Gül’ü, bisikletin üzerinde terlerken görmeyelim mi? Gerçi Çankaya’nın bahçesinde ve hayatında ilk kez turluyormuş ama mesajı almış demek ki. Biz ki onu, bir süredir Avrupa’nın orta yaşlı kraliçeleriyle gümüş takımlarla çay içerken görmeye alışmışız! O terleyedursun, Başbakanın riskli iki seçim yerine şimdilik koşan ve terleyen başbakan olarak kalmaya devam edip cumhurbaşkanlığı makamında nasıl olsa sorun çıkarmayan Gül’ü çay içmeye bırakacağı ve bütün seçimleri 2019’da yapacağı dedikodusu çıkmaz mı! Memlekete sistem değil, beylere makam arıyoruz ya, insan ona bozuluyor!

*

Batıdan Doğuya saray yemekleri


İstanbul’un sayısını bilemediğim kadar çok oteli içinde özel otel kategorisine giren bir ikisinin yeri ayrı bende. Biri yüzyıllık Pera Palace, ki yakınlarda Jumeirah zincirine dahil oldu. Atatürk’ten Agatha Christie’ye kadar pek çok ünlünün yastığa başını koyduğu, anıları olan Pera Palace’ın yenilenmesi de bitmiyor. Otelin giriş bölümündeki kütüphaneyi ele almış en son Genel Müdür Pınar Kartal Timer. Geniş salonun ortasına da antikacılardan bulduğu bir masa oturtmuş, sonra da bir kaç gazeteci dostunu davet etti, orada yemek yenebilir mi denedik. Bence yenemez! Mekan o kadar güzel ki, sağa dönüyorum, sedef kakmalı kütüphane, karşımda birbirinden güzel kitaplar, tepemde olağanüstü avizeler, yemeğe konsantre olmak ne mümkün! Ama Arif Usta’nın yemekleri yediriyor. Hele otelin el değiştirmesi sırasında gizli kasada bulunan gümüş Christopher takımlarla servis yapılınca!

Fatih Sultan Mehmet Sofrası


Pera Palace, tarihi ama Batılı bir otel. Ottoman Hotel İmperial ise adından da anlaşılacağı gibi Osmanlı tarzı. Ayasofya’ya komşu olmak gibi olağanüstü bir avantajı olan otelde 17 Mart-3 Haziran arasında Fetihin 561. yılıyla bağlantılı olarak Osmanlı Saray Mutfağı yemekleri var. Zaten Matbah Restoranın mönüsü Osmanlı esintili ama Necati Bey, günümüze uyarlıyor. Otelin iç avlusundaki mekanda hafta sonları klasik müzik eşliğinde sunulan Fetih Mönüsü, turistler kadar Osmanlı hayranlarına hitap ediyor. Fatih Sultan Mehmet’in sofrasını merak edenler için!