Maliye Bakanlığı'nın parası çok mu?

06 Şubat 2018, Salı 11:27
AA
Bir yakınımın küçük bir işletmesi var, defterlerini maliye müfettişi incelemek istiyormuş. İş yerinde kimseyi bulamamış. Tebligat bırakmış. 15 iş günü süresi var. Arkadaş, muhasebecisiyle defterleri hazırlayacak. O süre içinde bir kere iş yerine, iki kere ev adresine, bir kere de muhtarlığa, elden hepsi kelimesi kelimesine aynı, tebligat getirildi, elektronik posta da ayrı!

Bunları PTT’ye, kargoya vermenin ötesinde, eve, muhtara, iş yerine, tam dört kere, kendi elemanlarınızla göndermenin bir gerekçesi istihdam yaratmak mı? Süresi bitmemiş ki? Büyük işletmelere de böyle titizlik gösteriyor musunuz? Bravo diyeceğim de bu kadar işgüzarlığa diyemiyorum!

BEĞENMEDİĞİNİZ HEKİMLER DEĞİL, HACAMATÇILAR BAKSIN SİZE

Hekimler adli kontrol şartıyla serbest! Yapılan yanlışın düzeltilmesinden çok, bir gözdağı verilmek istenmesinin kokusunu almıyor değiliz elbet. Ne yapmış Türk Tabibler Birliği hekimleri? “Savaşlar insan sağlığına aykırıdır” demiş. Yanlış mı? “Savaş sağlığa iyi gelir, iki üç yılda bir çıkarılması gerekir” diyecek halleri yok. Onların işi insanların sağlığı. Savaşta insanlar ölüyor, sakat kalıyor, travma yaşıyor. At içeri 11 kişilik Merkez Komitesi’ni. Akılları başlarına gelsin, sonra çıkarırız. Yetmedi, Başkan Prof. Dr. Raşit Tükel’i İstanbul Üniversitesi’ndeki görevinden de uzaklaştırdılar. Hem de Rektörlük seçiminde ondan çok daha az oy aldığı halde onun yerine rektör seçilen kişi yaptı bunu utanıp sıkılmadan. Onlar özgürlüklerinden, işlerinden, hastaları ve öğrencileri onlardan yoksun kaldı. Üstelik içerde kendilerini savunamayacak durumdayken yemedikleri hakaret de kalmadı: Bahçeli, “Kokuşmuş birlik” diye TTB’nin ellerinden alınmasını istiyor.

SEÇİMLE GELDİLER

Tabiblerin yüzde 80’inin aday olduğu birliğin merkez komitesi, seçimle oluşuyor. Emirle, atamayla değil! Hükümetin sevdiği adamlar seçilemiyorsa ne yapalım? Adli kontrol istemek bile ayıp. Kaçacak değiller. Herkesin yolu doktora düşer, destekçileri hacamatçılar baksın onlara e mi!

NEYİ SAVUNDUKLARI ÖNEMLİ

Hafta sonu yapılan CHP kongresini, partili olsun olmasın herkes eleştire eleştire bir hal oldu. Hadi partilileri anlarım da, ötekilere ne oluyor? Size ne parti meclisine kim seçildi, kim seçilmedi? Ben partinin neyi savunduğuna bakıyorum. Öteki iç işleri. Demokrasi yokmuş. Eski genel başkanlardan Murat Karayalçın, kurultay öncesi çok güzel açıkladı, partinin tabandan yönetilmesi için daha yaygın kurullar gerekiyor. Parti politikalarının tabandan tavana çıkması gerek. Şimdiki yönetim biçimi, tavandan tabana, başkan ne derse o. Ama bu sistem de ayılıp bayıldıkları Baykallı dönemden kalma. Tüzük kurultayı yapıp, genel başkan seçimi dahil, kuralları değiştirsinler. Seçime girdikten sonra bağırmanın alemi yok. Uzun sonuç bildirgesinde OHAL’e, başkanlık sistemine karşı, laiklik ve demokrasi savunucusu ilkeler var. CHP’yle çok ilgili olup da kızanlara soruyorum. Beğenmiyorsanız kime oy vereceksiniz? Başka sorum yok.



ŞEHİT SİTEMİ KURŞUN GİBİ AĞIR

Suriye’de operasyon kayıplarla sürüyor. Ülkede ise hayat şen şakrak, normal akışında, Cumhurbaşkanı, Filistin konusuna müdahale etmek için 59 yıl sonra ilk kez Vatikan’da, Papa ile ittifak arayışında. Hudut ötesinde canlarımız bir bir toprağa düşüyor. Bir şehidimizin cebinden çıkan not yürekleri dağlıyor; “Siz hayatınızı yaşamaya devam edin, biz kendi kendimize ölüyoruz” diyor. Onların işi o değil mi, şehit olmak, gazi olmak, bazen de emirle içine düşürüldükleri darbe girişiminde günah keçisi olarak, müebbet hapse mahkum olmak, üstelik daha rütbe bile alamadan!