Ne ilgisiz kalabilirsiniz, ne sessiz, üzülebilirsiniz sadece

03 Aralık 2017, Pazar 05:00
AA
Yasak değil ya, hani olsa, ya da korksanız, mümkün değil ilgilenmemek, söz konusu olan ülkenin her konudaki tek karar vereni, Cumhurbaşkanı, Başkomutanı, AKP Genel Başkanı, Sn. Erdoğan’ın mali hareketleri.

Şimdi ortada bazı iddialar, belgeler ve tanıklıklar var. Bununla ilgili “bağzı medyalar” görmezden geliyor olsa da, Ana Muhalefet Partisi’nin, söz konusu belgeleri açıkladığı basın toplantısını yayınlatmasanız da izlediğinizi inkar edemezsiniz.

İddialar heyecan ve üzüntü verici: Sn. Erdoğan’ın oğlu, eniştesi, özel kalemi gibi çok yakınları, Halk Bankası aracılığıyla, adını ilk kez duyup, haritada arayıp bulduğumuz MAN Adası’nda 1 sterlinle, 1 kişiyle kurulan bir şirketle iş yapıyor, 15 milyon dolar para gidiyor, geri geliyor. Belgeler sahte mi değil, çünkü savunmak amacıyla dediler ki “Bunlar ticari işlem, suç yok!”

Demek ki belgeler doğru. Peki suç var mı? Teorik olarak mali suç olmasa da siyasi suç var: ülkeyi yöneten en önemli kişi, çok yakınları aracılığıyla yurt dışında para trafiği yaptırıyor. Bırakın vergisini, masrafı bile ödenmiyor.

Gidin Halk Bankası’na, 500 liralık havale yapın, kaç lira masraf alınıyor sizden? Milyon dolarların ise masrafı yok. Tabii vergisi de yok.

Çünkü sanki çok ciddi bir partnermiş gibi Man Adası’yla bir vergi anlaşması yapılıyor. Meclis’de bu konuların araştırılması sürekli reddediliyor.

Bu açıklamalar o kadar rahatsız ediyor ki CHP’nin bütün parti yöneticileri hakkında fezleke yazılıyor. Ne yapacaksınız, HDP’den sonra bütün CHP’lileri de tutuklatıp ülkeyi muz cumhuriyetine mi dönüştüreceksiniz?

Bu konular da hasır altı edilebilir belki ama ABD’de süren davada Rıza Sarraf’ın anlattıklarına engel olunamıyor. Bütün dünya izliyor, dinliyor, düşünüyor. Türkiye’ye, itibarımıza yazık oluyor.

Turizm, bu ülkenin petrolüdür!

Ülke dibe vuracak ama iş dünyası düze çıksın diye canla başla çırpınıyor. Herkes işini doğru yapsa, cennet gibi bir ülkemiz var, bütün krizlere rağmen ekonomi hala ayakta kalabiliyor, ama siyaset yüzünden zorlanıyor. AKTOB’un Antalya’da gerçekleştirdiği 8. Uluslararası Resort Turizm Kongresi’nde, sabahtan akşama kadar oturarak onlarca uzmanı dinledim. Bu ülkeyi turizm kurtaracak, ama turist ancak huzur, barış ve demokrasi olan ülkeye geliyor dediler. Başta Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’un, Deniz Bank CEO’su Hakan Ateş’in ve diğer uzmanların lafa değil, bilgiye dayalı konuşmaları tabloyu çok net gösteriyor. Türkiye, son yıllarda yaşadığı onlarca krizin içinde, en çok 17-25 Aralık krizinden negatif etkilenmiş, 15 Temmuz Darbe Girişimi bile parasal değer düşüşleri incelendiğinde bu krizin yarısı kadar zarar vermiş! Ne Gezi olayları, ne emuhtıra, ne 28 Şubat, ekonomiyi o kadar sarsmamış. Çok ilginç!

Ruslar geldi ama...

Türkiye, 2016’da yaşadığı turizmde dibe vuruşu, 2017’de atlatıp başını suyun üstüne çıkarmış, 2018’de ise umutla kulaç atmayı bekliyor. 2017’nin birincisi Ruslar, sonra İranlı ve İngilizler. İspanya’yı tercih etmiş Almanlar ise pişman, Türkiye’ye dönecekleri günü bekliyor, İspanya’dan memnun kalmamışlar.

Türkiye’nin alternatifi Türkiye diyor uzmanlar. Ama bunun için yapılması gerekenleri sıralıyorlar:

1. Ürün çeşitlendirilmesi, (yıllardır yazarım, sadece kum güneş değil, kültür, sağlık, kongre, kış turizmi!)

2. Çevre; 5 yıldızlı otelleri 3 yıldızlı çevrede yaşatamayız!

3. Antalya, Akdeniz’in ucuz destinasyonu olamaz. Düşük fiyat değil, iyi kalite.

4. İçkideki KDV oranları çok yüksek, girdi maliyetini yükseltiyor. İktidarın alkol takıntısı turizme darbedir. Yüksek fiyat yüzünden sahte içki üretimi artıyor, özellikle Ruslar etkileniyor, zehirlenip hastalanıyor, ölüyor. Kimin ne içtiği kimi ilgilendirir? Bırakın alkollü içecekleri, limonatanın bile KDV’si yükseldi.

8 liraya mal olan şarap, KDV, ÖTV derken 80 liraya satılıyor. Bu fiyat turizmi vuruyor.

Dijital pazarlama

5. Turizmin müşteri profili değişiyor, gençler, kadınlar farklı beklentiler, arayışlar içinde. Dijital pazarlama, yeni trendler, yeni müşteriyi çeker, yoksa kaybedersiniz.

Bir de ben ekleyeyim:

6. Eğlence! Deniz, güneş, kar, kültür, kongre, ne için gelirse gelsin, turist, yiyip içip eğlenmek ister! Eğlence yerlerine baskı yap, onu yık, bunu yasakla kafasıyla turizm yapamazsın.

Koca gemiler, gider Yunan Adaları’na demirler, bakar kalırsın. Turizm istihdam demektir, döviz demektir, bacasız sanayidir, marka değeridir. Numan Kurtulmuş, turizme sahip çıkıyor görünüyor, TÜRSAB’a da sahip çıkmasın, bıraksın sektör kendi sorununu kendi halletsin, yolsuzluk varsa yapan cezasını çeksin, seçimi sektör üyeleri yapsın.