PKK: Varım, güçlüyüm, mağdurum

15 Ocak 2013, Salı 05:00
AA

Herkesi aldı mı bir “cenaze” tedirginliği! Suikasti, infazları her kim yaptıysa amacına ulaşmıştır. Türkiye, biraz daha karışmıştır. Sözüm ona “barış” için başlatılan “İmralı”yla görüşme süreci baltalanmış, sanki başımızda hiç dert yokmuş gibi bir dert daha çıkmıştır! Ayrıca her zamanki şüpheciliğimle olaya baktığımda AKP’nin Apo’yla konuşmaya otururken nasıl bir stratejisi olduğunu göremiyorum. Ana Muhalefet Partisi “Sana kredi açıyorum” diyor. Başbakan “Bu sağduyulu yaklaşım için teşekkür ederim, zaten mesele AKP’nin değil, Türkiye’nindir” diyeceğine “Sen kimsin de bana kredi açıyorsun, sen kendin krediye muhtaçsın” gibi bir ters çıkış yapıyor! Apo’yla neyin pazarlığının yapıldığı soruluyor, söylemeyebilir tabii ama “Ne af, ne ev hapsi yok. Televizyon istiyordu, söyledim, verecekler” diyor. Olay bu kadar mı basit? Bunca yıl bu kadar insan Apo’ya televizyon verilsin diye mi öldü? Başbakan bir zahmet söyleyebilir mi; Fatih Hilmioğlu’nun da tutuksuz olarak hastaneye sevkinin yapılması lazım, ölecek adam!

PKK silah bırakmaz

Bakın, eğer o güne kadar açılmadıysa, Paris suikastinden sonra gözünüz açılsın. PKK bir kulağı Apo’da, bir kulağı Kandil’de, dağda dolaşan üç-beş militandan ibaret bir örgüt değil. Dost düşman bir kaç ülke tarafından maddi manevi desteklenen, sözü dinlenen, muhatap alınan, bu ülkelerde yerleşik, ekonomi ve diplomasi tarafı olan bir örgüt. Suriyeli, İranlı, Iraklı militanları var. Kandil’de yerleşik düzenleri var. Diyarbakır, Ağrı, Hakkari, Şırnak’da ciddi tabanları, militanları, sempatizanları var. İstanbul’da her düzeyde destekçileri var. Bunu şimdiye kadar silahlı eylemle, propagandayla, TC’nin yanlış politikalarıyla sağladılar. Şimdi karşılığında hiç bir şey almadan silahı ve gücü bırakacak, başka ülkelere gidecek ve barışa razı gelecekler, öyle mi?

[[HAFTAYA]]

Büyük gösteri

Bugün bir pazarlığa oturulduysa barışla gelinmedi ki bu noktaya. Bir cenaze yapılacak diye herkes diken üstündeyse mesajı almış olmalıyız. O burun kıvırdığımız BDP çarşamba günü Diyarbakır’da hayat dursun istiyormuş. Üç kadının cenazesi kurban-ilahe düzeyine çıkarılıp sembolleştirilecek ve PKK yeniden mesaj verecek: ‘Varım, Güçlüyüm, Mağdurum‘ mesajı. Benim bayıldığım bir sonuç değil ama kendi de kullandığı için AKP’ye hiç yabancı değil bu mesaj.

Organik gıdaları aldım ama yiyemedim!

Hafta sonu Yeşilköy’deki fuar alanında Fresh adı altında organik tarım fuarı vardı. Tohum ve fide dışında “yabanmersini” gibi meyva üreticilerinin de yer aldığı fuara bu meyveyi üreten Elvan Tarım’daki arkadaşlarımı görmeye gittim. Ama renk renk sebzeleri, meyveleri görünce iştahım açıldı. “Alt katta da Türkiye’nin çeşitli yörelerinden gelen üreticilerin organik ürünlerinin satışı var” dediler, indik. Ne kadar keyifli bir ortam! Gün kurusu kayısılar, pestiller, Trabzon, Kars yöresinden tereyağı, peynirler... Fiyatlar da ucuz değil ama millet saldırıyor. Bir yandan tadına bakıyorlar, herkesin ağzı oynuyor, bir yandan alıyorlar. Kozmetik ürünler de var, cilt ve saç için bitki takviyeleri, enerji veren içecekler de...

Gül üzerine çalıştım biraz, sabundu, tonikti, şuydu buydu derken epey bir alışveriş oldu. Eve dönerken paketlerden yiyecek dolu olanı dolmuşta unuttum mu! İner inmez farkettim ama ben yetişene kadar yanımda oturan sütü bozuk, çantayı alıp kayıplara karışmış. Gitti tereyağlar, peynirler, yemek kısmet değilmiş! Kozmetikler bende kaldı, artık gül kokuyorum! Demem o ki organik ürün talebinde artış var, üretici güvendi mi fiyatına bakmadan alıyor. Üreticinin biraz daha kıpırdaması lazım.

Bahçeli kendi söyledi kendi vazgeçti

Kürt meselesinde gelinen noktada MHP’nin tutumu ve tavrı önemliydi. Varlığı ve politikaları Türk milliyetçiliği üzerine kurulmuş bir siyasi partinin Kürt sorununa ne kadar çözüm yanlısı yanaşacağı ve ne kadar engel olmayı başaracağı ciddiye alınması gereken bir durum değil mi? Ne yazık ki o cephede de bir ciddiyet yok! Bahçeli sert bir çıkış yapıyor ve “Sen İmralı’ya gidip Apo’yla görüşüyorsan ben de Silivri’ye gidip TSK’nın komutanı emekli Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’la görüşürüm” diyor.

Engin Alan’a ilk kez gidiyor

Bu sözü söylediğini ilk duyduğumda ‘bu partide hiç mi siyaset, iletişim danışmanı yok’ diye hayıflanmıştım! Başbuğ’u Apo’yla eşitlemek Başbuğ’a yapılmış ne kadar büyük yanlış. Bir kere senin orada milletvekilin var: Engin Alan’ı önemli saymış, milletvekili adayı yapmış, seçtirmişsin, sonra da sahip çıkmamış, hatta gidip bir kere elini sıkmamışsın. Engin Alan terörle, Apo’yla mücadelede önemli bir isimdir. Asıl git onun elini sık, bugün değil, aylar öncesinden! Ya birileri söyledi, ya Bahçeli yaptığı hatayı anladı: Silivri’ye gittikten sonra yaptığı açıklamada bu tutumundan 180 derece dönüyor ve Başbuğ’la Apo’yu eşdeğer yapanları suçluyor! Anlaşılan şu: İktidarın nasıl bir yol haritası, stratejisi yoksa, milliyetçi muhalefetin de yok.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.