Rejimin değiştiği yerde bakanın önemi yok

12 Temmuz 2018, Perşembe 05:00
AA

Medyanın gündemi, yeni bakanlar. Milli Eğitim Bakanı büyük heyecan uyandırmış, Ticaret Bakanı atandığını yolda öğrenmiş, Milli Savunma Bakanı, yemin etmeden önce üniformasını zor çıkarmış ama yılların getirdiği hazırolda durma alışkanlığını üstünden sıyırıp atamamış! Siyasetin magazini. Simgeler, semboller: İki kadın biri örtülü, birinin başı açık. Biri TOBB kontenjanından, biri büyük kızımızın dernek arkadaşı.

Dernek, feminist kadın derneklerine karşı kurdurulmuş. Her şey normal olsa, sığ sularda balık avlamakla oyalanılabilinir, fanteziler üretilirdi. Ama buraya gelene kadar rejim değişti, rejim! Ve henüz bu yeni rejimin uyum yasaları bile yok. Ülke nasıl yönetilecek, bir şema çıktı ortaya, ona bakıp anlamaya çalışıyoruz yolu, büyük şehirlerin metro haritalarına benziyor. O ona, bu şuna bağlı. Hepsi, Cumhurbaşkanına.

Seçim öncesi kampanya sırasında seçmene hoş gelecek mesajlar verilirken hayvan hakları aktivistleri adalardaki atların faytonlarda nasıl da acımasızca çalıştırıldığını gündeme getirip kaldırılmalarını istiyordu. Sorumlu bakan şu yanıtı vermişti: “Cumhurbaşkanının karar vermesini bekliyoruz, o işi çözeceğiz.”

Tiyatro ve bale nereye?

Adadaki attan, Devlet Opera ve Balesi’nin olup olmayacağına ve hatta kimin basın kartı alacağına da artık ve zaten Başkanın karar vereceği bir sistemde hangi bakanın neyi nasıl değiştirip nerede ne kadar inisiyatif kullanabileceğini bilmiyorum. Yeni yönetim biçimini de bilmiyorum, kararnameler yeni çıkıyor.

Bir numaralı kararname 7 kısım, 539 madde, iki yüze yakın sayfa. Ve tabii ne bu maddelerin içeriği, ne neye kimin nasıl karar vereceği, sokaktaki vatandaşın hiç mi hiç konusu değil, sonuçlarıyla karşılaşana dek hiç ilgilenmeyecek. Ve tabii ben de şimdi kalkıp “Ah ah, Devlet Opera ve Balesi’nin tüzel kişiliğine çok yazık oldu, bundan sonra sanat ve müzik ne olacak?” diye dövündüğümde, kaç kişi ilgilenecek? Ve hele sanatçı diye Alişan’ı bilen AKP seçmeninin hiç mi hiç umrunda olmayacak. Bu rejim değişikliği bunun için bu kadar kolay oldu ya. Kusura bakmayın ama o başkanlık törenine gelen yabancı konukların kimliğine baktığınız, hatta çağrılan davetlilerin yarısı geldiği için boş kalan koca bahçeyi gördüğünüz zaman, hangi ligde, hangi kategoride olduğunuzu da görüyorsunuz. Yoksa parlamenter demokrasiden bütün güçlerin birleştiği bir tek adam rejimine geçiş ne bu kadar kolay olurdu, ne de olurdu.

Kedicikleri sahiplendiriyoruz!

Türkiye Cumhuriyeti’nin yeniden inşa edildiği gün, Adnan Oktar’a operasyon yapılması tesadüf mü? Yoksa çok iyi başarıldığı gibi algı operasyonu mu?

Adnan Oktar’ın el konulan trilyonluk serveti, örgütü, gençleri kullanması ve tacizleri, nefret uyandıran TV programlarıyla kötü örnek olmasına niye bunca zaman göz yumuldu? Atatürk ve evrim teorisi karşıtlığı nedeniyle mi? Pek çok ailenin çocuğunu robotlaştırarak kullanan bu tuhaf cemaat örgüt karışımı yapı için söylenenlere kulak tıkanırken Adnan Oktar’ın birden gözaltına alınması ve o esnada söyledikleri şaşırtıcı: “Halbuki AKP’ye oy vermiştik!” Devletin yeni yönetim şeması yerine kedicikler halkımızın daha çok çenesini yoruyor elbet.

Fazıl Say’a niye iptal?

Türkiye’nin dünyada en çok tanınan sanatçılarının başına ülkesinde hep kötü şeyler gelmiştir: Nazım Hikmet, Yaşar Kemal, Aziz Nesin gibi. Fazıl Say, besteci, piyanist, bir müzik dahisi. Dünyanın her yerinde, hepsi kapalı gişe, yüzden fazla konser veriyor, biletleri günler öncesinden tükeniyor ve İstanbul Açık Hava Tiyatrosu’nda Ağustos’ta vereceği konser heyecanla beklenirken iptal ediliyor. Niye? Anladınız siz niye! Üzülme Fazıl, seni seven seviyor ve halkınla buluşmanı engelleyemiyor!