'Rengarenk Kırmızı' hayata renk katıyor!

06 Mart 2011, Pazar 05:00
AA

Seda bana bu projeden ilk bahsettiğinde “Hayal kuruyor” diye düşünmüştüm. Bir sene sonra elimize dergiyi verdiğinde hayalleri gerçekleşmişti. Hayal kurmadan da büyük projeler hayata geçmiyor ki! Medyanın büyük holdinglerin eline geçtiği ve kağıda dayalı bir yayının çok büyük paralar olmadan yaşayamadığı bir dünyada Seda, tek başına 1 milyon basacağı bir dergiden bahsettiği zaman kimi inandırabilirdi? O, kendisine inanacak bin kişi arıyordu! Bu rakama henüz ulaşamadıysa da inanan çok oldu.

[[HAFTAYA]]

O kendisine ortak olacak bin kadın arıyordu ama erkeklere de “Hayır” dememişti ve Mustafa Sarıgül, ilk erkek ortağı oldu; 8 Mart’ta Şişli Belediyesi’nde çalışan bütün kadınlara birer Kırmızı Dergisi aboneliği hediye edecek. Bir de kırmızı ruj! Seda Kaya Güler, çok uzun yıllar çok büyük dergilere imza atmış, yayınları çok büyük tirajlara ulaştırmış bir gazeteci. Bir süredir sadece yazar olarak sürdürdüğü mesleğinde aklının bir köşesinde yine dergicilik yatıyordu. Hüsnü Özyeğin Üniversitesi, kadınlara girişimcilik sertifikası vermeye başlamıştı. Seda, haberini yaptığı bu eğitimi kendisi de almaya karar verdi. Bir süre sonra kolunun altında sertifikası, kafasında hayallerini gerçekleştirebileceği bilgisi vardı. Bugün elimizde tuttuğumuz Rengarenk Kırmızı, birçok kadının bir araya gelip de çıkardığı bağımsız bir dergi olarak inanılmaz profesyonel, inanılmaz başarılı ve yararlı! Evet, pek çok kadın, biner lira vererek ortak oldukları bu projeyle, kimisi ofisini açarak, kimisi emeğini katarak, kimisi reklam bularak, kimisi abone yaparak, yüzbinlerce kadını, tamamen kendilerinin olacak bir dergiye kavuşturmayı hedefliyor. Bu dergide ulaşılmaz fiyatlarla satılan lüks elbiseler, niye meşhur oldukları bilinmeyen tuhaf kadınlar, tamamı yabancı isimler ve yazılar değil, hepsi bizden konular ve yazılar yer alıyor. En güzeli de evin her tarafına dağılabilecek, formaları ayrı bir dergi. Mutfakta Yemek durabilir, salonda Yaşam, yatak odasında Sağlık... İsterseniz Anne ve Çocuk bölümünü almayabilir, Kariyer’i seçebilirsiniz. Bu fikri inanılmaz yaratıcı buldum. Rengarenk Kırmızı, kadınların ayı Mart’ta çıkıyor. Büyük alışveriş merkezlerinde satılacak ama daha çok bu merkezlerde bulabileceğiniz stantlarda abonelik yapılacak. Ve diliyorum ki tıpkı Sarıgül’ün yaptığı gibi pek çok erkek de sevdiği kadını, çalıştırdığı elemanlarını, Rengarenk Kırmızı’yı abone yapacak. Bugün bir Zaman Gazetesi, nasıl büyük aboneliklerle herkese ulaştırılıyorsa Kırmızı da özellikle Şişli, Bakırköy, Kadıköy, Beşiktaş, Antalya, İzmir Belediyeleri tarafından dergi alma olanağı olmayan kadınlara abone yaptırılarak hediye edilebilir. İnsanlara ille de kömür mü vermek gerekiyor?

Sarayda adalet yoksa neyleyim!

Avrupa’nın en büyük adalet sarayını yaptık ama Avrupa adaletini sağlayamıyoruz. Başbakan, yargının bağımsız olduğunu hatırlatıp son tutuklamaların hükümetine maledilmesine sinirlenmiş. Biz de zaten hep güçler ayrılığı ilkesini hatırlatıyoruz ama yargının bağımsız olmasına katlanamayıp iktidara bağlamak isteyen, hükümetin ta kendisi! Son referandum sadece bunun için yapılmadı mı? O referandumda kabul edilen maddelere göre Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi’ne yeni üyeler seçildi. Seçen de çok, aday da. Binlerce hakim, altı bine yakın aday içinden 200 yeni üyeyi, büyük bir beceriyle bir günde seçiverdi! O altı bin dosyayı nasıl inceleyiverdiler, nasıl tanıdılar, nasıl beğendiler? Bir de baktık ki o yeni seçilenlerin büyük bir kısmı iktidar yakını, hatta akrabası bürokratlar, iktidarın memnun olacağı kararları vermiş hakimler... Aman ne tesadüf, ne tesadüf! Listeler önceden yollanmış, olduğu gibi kabul görmüş. Başbakan “Her 100 bin kişiye düşen hâkim sayısı, Avusturya’da 20, İtalya’da 11, Portekiz’de 18, Rusya’da 24, Yunanistan’da 33, biz de ise 10. Avrupa ülkelerinde bir hâkim yılda 200 dosyaya bakarken bizde yılda 1078 dosyaya bakıyor. Hakim ve mahkeme sayısını artırarak Avrupa ortalamasını yakalayacağız” diyor. Avrupa ortalaması sadece hakim ve binayla sağlanmıyor. Ayrıca Avrupa’da bir hakim yılda 200 dosyaya bakarken Türkiye’de 1078 dosyaya bakmasının nedeni sadece hakim sayısının az olması mı acaba, yoksa dava sayısının fazla olması mı? Ergenekon davasına her gün yeni bir dosya eklenirken iddianame on binlerce sayfayı buluyor. Daha ilk sorgulamasına çıkmamış sanıklar yıllardır tutuklu yatıyor. Bu davanın ne zaman biteceği meçhul! Türkiye, Avrupa’nın en büyük adalet binasını yapmakla övünürken biz burada adalet bekliyoruz, kimbilir ne zamana kadar!