Suç aleti kalem, suçu partili olmak

22 Ekim 2013, Salı 05:00
AA

Cezaevleri raporlarıyla ünlü CHP milletvekilleri Ağbaba, Özel ve Demir yeni bir rapora imza attı: Tutuklu milletvekilleri raporu. Milletvekillerini hapseden iktidarın Başbakanı, Yüksek Seçim Kurulu onay vermediği için milletvekili seçimine adaylığını bile koyamamış bir siyasetçi! Nasıl oluyor da kurulun seçime girmesine izin verdiği seçilmiş milletvekillerinin hapiste tutulması için diretebiliyor? Efendim, yargı bağımsız! Hadi canım sen de, savcı sen değil misin? Bu ülkede şimdiye kadar seçilip de eller üzerinde hapisten çıkmış 3 milletvekili var: Sonuncusu BDP’li Sabahat Tuncel’dir. Fadıl Akgündüz ise yurt dışında kırmızı bültenle aranırken Siirt’ten bağımsız milletvekili seçilmiş ve karar kaldırılmış. Raporda halen tutuklu yedi milletvekilinin suçları da sıralanıyor: Üyesi olduğu parti yöneticisiyle görüşmekten yayınlanmamış kitap yazmaya, yerel kıyafet giymekten gazeteci olarak devletin üst düzey yöneticileriyle görüşmeye, yok yok.

Hücredeki milletvekili

Bu raporun gazeteci tutuklusu Mustafa Balbay sadece tutuklu değil, aynı zamanda hücrede! “Cezalarım matruşka gibi, birbirinin içinden suç çıkıyor” diyor. Engin Alan ise “Beni suçlamadıkları bir tek şey kaldı, Pargalı İbrahim’in boğdurulması!” TBMM Başkanı Çiçek’in tutuklu milletvekillerine gösterdiği tek ilgi, bir kez tebrik kartı atmak olmuş. Herkesin işaret beklediği kişi aynı olunca, milletin iradesi tutuklu kalıyor! Siyasi iktidar kendisine muhalefet edenleri terörist olarak niteleyip hapisten çıkarmazken Hırant Dink’i öldüren terörist olmuyor!

[[HAFTAYA]]

Erken terhis seçim kampanyası

Bayram öncesi bir heyecan fırtınası yaratıldı askerlik kısalıyor, terhisler yakında diye. Kışlada bu valizi hazırla demektir. Herkes bayram hediyesi sandı. Oysa bu seçim yatırımıydı. Netekim... Terhis, bayram sonrasına kaldı. Dünkü Bakanlar Kurulu’na gelen TSK önerisi terhislerin Mart ayında yapılmasının uygun olduğu yönünde. Bu TSK’nın hükümete kıyağı. Tam yerel seçimler öncesi. Sırf bunun için AKP’ye oy verebilecek 70 bin asker ve aileleri (anası, babası, karısı, kardeşi...) vardır.

Tabii ki kısalsın

Ben askerlik süresi kısalmasın, demiyorum. Madem gerekmiyor, kısalsın, benim de oğlum var, işime yarar. Ama o zaman bunu ortak proje olarak yapın. CHP, AKP’den çok daha önce 46 milletvekili imzasıyla, 12 Temmuz 2013 tarihinde vermiş askerliğin kademeli olarak kısaltılması için kanun teklifini. İkisini birleştirin, bütün meclisin katılımıyla çıkarın. Bir AKP kıyağı olarak değil. Tabii bu arada yan yana koyup düşünmekte de yarar var: Bir yandan TSK üst kademesi düzmece davalarla içeri tıkılıp asker sayısı düşürülürken diğer yandan polis sayısı Cumhuriyet tarihinde olmadığı kadar arttırılıyor, yeni polis alımı gündemde. Mustafa Kemal’in askerleri azalırken cemaatin askerlerinden yeni ordu kuruluyor, demiyeceğim! Hayır, demedim, bazıları öyle diyorlar.

*

Bilen de bilmeyen de direksiyonda

Bir bayram sonrası klasiği; trafik kazalarında kaç kişi öldü istatistiği. Son on yılın rakamı, teröre verdiğimiz kurban sayısını aşar. Çünkü neden? İstatistikler kaza yerinde ölen sayısını gösteriyor.

Ambulansta ölen, hastanede ölen bu sayıya girmiyor, yine de 40 binin üzeri diyelim. Nasıl önlenecek can kaybı? Kaza nedeni olarak en çok görünen “sürücü hatası”dır. Bunu da yüksek cezalar önlemiyor.

Sürücü “Direksiyon hakimiyetimi kaybettim!” diyor. Bunun tercümesi “ben araba kullanmayı bilmiyorum, gözüm de kara, basıyorum gaza”dır. Viraja hızlı girer, 50’yle gidilecek yerde 100’e çıkar, kazayı yapar.

Sorun ehliyeti veren dersane sisteminin eksiklik ve yanlışlığı. Madem bu kurumlar iyi öğretemiyor, madem sınav sisteminde sıkıntı var, geri vitese takmayı bilmeyen ehliyeti kapıyor, o zaman yeni bir sistem getirin.
Ehliyet sınavını adam gibi yapın. Her önüne gelen de çıkmasın trafiğe! Yoksa her Kurban Bayramı’nda kan asıl karayoluna dökülüyor