Zehir iddiası korkutmak için

04 Kasım 2012, Pazar 05:00
AA

Maksat mitinglere engel

Taksim’e ilk kazma vuruldu diye sanki bir bayram müjdeliyorlar! Oysa Cumhuriyet Caddesi, şehrin göze hoş gelen tek ve anıt ağaçlı bulvarıdır! Tarlabaşı’nı zaten daha önce halletmişlerdi, yetmedi, şimdi orayı tünele çeviriyorlar. Buranın nasıl olacağını merak edenler bir zahmet Eminönü Meydanı’na baksın. Orası da yayalaştırma adı altında, güya trafiğin yer altına alınacağı bir projeydi, şimdi trafikle birlikte yayalar da yer altına alındı.

Vapur iskelelerinin önünden cami ve Mısır Çarşısı tarafına geçmek için ya tuvalet kokulu leş gibi bir alt geçidi, ya da ucuz mallar satılan ve alt geçitten çok çarşıya dönüşmüş yeri kullanmak zorundasınız! Kentin turistik meydanı bir sefalet ve karmaşa altında. Yakında benzeri Taksim’in başına gelecek. Ne adına? Yayalaştırma mı?

[[HAFTAYA]]

Her yer AVM olacak

Hadi canım, rant elde etme de yetmez bu katliamın gerekçesine. Bence kitlesel yürüyüşlerin Taksim’de bitmesini engellemek istiyorlar. 1 Mayıs’larda olduğu gibi kitlelerin o bulvarları kullanarak Taksim Meydanı’na gelmesi de nostalji olacak böylece. AVM’lerde avare avare dolaşan Arap turistlere döneceğiz hepberaber, anneler bile bebek arabalarını artık parklarda değil, AVM’lerde dolaştırıyor!

Sağım solum AVM, çıkacak meydan yok, gezecek park yok, ama AVM çok! Halka da ne soran var, ne itirazı dinleyen. Sular İdaresi’nin orada en son çiçekçilerin tezgahlarını başlarına yıkıyorlardı. Kadir Topbaş’ı tanıyamıyorum, Beyoğlu Belediye Başkanlığı’ndayken bir Narmanlı Han’ın dönüşümü için on kuruma sormuştu, tanığıyım...

‘Özelleştirilen’ yargıda adalet yok

Ergenekon Davası’nda 13 sanığın avukatı olan Hüseyin Ersöz, davanın 4. yılında belge ve dijital verilerin 64 milyon sayfaya ulaştığını açıkladı. Bunu okuyup adalet dağıtmak mümkün müdür? Hayır, ama zaten böyle bir niyet yok! Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) ile İstanbul Barosu’nca ortaklaşa düzenlenen konferansın konuşmacılarından Ufuk Akkaya’nın anlattıkları da benzer saçmalıktaydı: Başbakanın ses kayıtlarını yayınladıktan günler sonra Deniz Yıldırım ile birlikte gözaltına alınmış, Savcı Zekeriya Öz ikisini de 5’er dakika sorguladıktan sonra karşısına çıktıkları 9. Ağır Ceza Hakimi İdris As, anında tutuklama kararı vermişti.

Zaten bu hakimin önüne çıkanlardan şimdiye kadar Silivri’ye gitmeyen olmamıştı! Başbakanın ses kayıtlarını yayınlayan Deniz Yıldırım hâlâ hapiste! Özel Yetkili Mahkemelerin görevinin başta ordu mensupları, muhalif kimlikli herkesi toplamak, dışarıda kalanları korkutmak ve susturmak olduğunu anlamak isteyen anladı.

Yabancılar da anladı

Avrupa Yargıçlar Birliği Başkanı Vito Monetti, Uluslararası PEN Başkanı Eugene Schoulgin, Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Başkanı Arne König’in de toplantıya konuşmacı olarak katılması Batı’nın da gözünün açıldığını, artık Balyoz gibi adaletsizliklere “askeri vesayetin kalkması” gözüyle bakmadıklarını gösteriyor. O kadar çok usülsüzlük yapıldı, suçsuz insanlara 18-16 yıl cezalar verildi ki mızrak çuvala sığmıyor, vicdanı ve namusu olan herkes oynanan oyunu görüyor.

Sosyete Cadılar Bayramı kutlamış!

Uzun izin döneminde gazetelerin magazin eklerini de özlemişim. Şöyle bir göz attım ve şaştım kaldım, bizim “sosyete ve sanat dünyası” aynı döneme rastlayan Cumhuriyet Bayramı’na değil de ABD’de kutlanan Cadılar Bayramı’na ilgi göstermiş! ABD’deki Türkler bile soğuk bakıyor oysa bu pagan döneminden kalma, şimdilerde ticari bir faaliyete dönüşmüş bayramın çocuklarını etkilemesine.

Yine de çocuk okulda arkadaşlarından görüp isteyince alınıyor bir kostüm, çocuk da bir pazar günü dolaşıyor onunla. Ama dekor kısmına gelince aileler de dayanamıyor; benim tatilimi geçirdiğim Seattle, ABD’nin batısında, ormanlık alanda yayılmış bir şehir. Bahçeli evlerin çoğunun önünde bir iki balkabağı, bir hayalet, zombi türü ‘Süs’ler vardı! Cadılar Bayramı gününde çocuklar kapıyı çalıp şeker istiyormuş. Bir iki günlüğüne gittiğimiz Las Vegas’ta ise işin şov kısmı daha fazlaydı.

Ama eğlenmek için bahane arayan bizim sosyete mensupları gibi zombi fotoğrafını twitter’ına yükleyen pek yoktu! Bizimkiler has cadı mı ne? 10 Kasım’da Anıtkabir’e bekliyoruz, belki oraya gelirler bayraklı kıyafetle?