Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Yemek başka, eğlenmek başka

Pazar, 25 Ekim 2009 - 05:00

Boğaz’dan geçen gemilerin ışıklarının vurduğu İstanbul’un en güzel mekanlarından birinde, Feriye’deyiz. Hemen solumuzda Ortaköy, karşımızda Anadolu yakası. Bir güzellik ki insan aşık olur! Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü, İstanbul’un 2010 yılı Avrupa Kültür Başkenti olması nedeniyle davet ettiği 25 farklı ülkeden 60 gazeteciyi Vedat Başaran’ın özgün yemekleriyle ağırlıyor. Yemeğe, bir orkestranın yaptığı canlı müzik eşlik ediyor ve ne kadar yakışıyor biliyor musunuz?
İstanbul gibi artık sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın, dünyanın en güzel kentlerinden biri olduğu kanıtlanmış bir şehirde canlı müzik dinlenerek yemek yenilebilecek kaç yer var? Bu şehirde insanlar bir kutlama yapmak istediklerinde, sıradan bir yemek değil de daha özenilerek bir araya gelmek istediklerinde nereye gidebilirler? Masada ev sahibimiz Tanıtma Genel Müdürü, İstanbul’un eski Vali Yardımcısı Cumhur Güven Taşbaşı, Reina ve Suada’nın işletmecileri Mehmet Koçarslan ve Ali Ünal var. Mehmet Bey, “Bize gelmiyorsunuz” diye sitem ediyor. “Yaşım tutmuyor” diye takılıyorum.
E yalan mı, Reina’ya 20’likler gidiyor! Tamam yemek yemeye gelen kuşak daha orta yaşlı ama gençler gelirken onlar kaçıyor çünkü müzik çok yüksek volümlü bar müziğine dönüşüyor! İşte tam da bu nedenle her dilden ve her telden şarkı söyleyen Zeliha Sunal haftada bir gece Zarifi’de çıkacak diye sevinmiştim. Tam arkadaşlarla hazırlandık, gideceğimiz hafta haber geldi, Zarifi tüm canlı müzik programlarını kaldırmış! Zeliha’yla konuştum, “Geçen hafta doluyduk, bu hafta da 35 masamız vardı, biz de çok üzüldük” diyor.
İzzet Çapa, Al Jamal
’de dansözler ve şovlarla yeni bir eğlence biçimi yarattı, bütün kızlar kına gecelerini orada yapıyor.
Tavernalarda buzuki ve göbek havası var. Ne bunlar, ne rakı, meze fasıl tarzım değil. Günay türü müzikholler çok pahalı. Hani diyorum ki adam gibi yemek yiyelim ama kazık yemeyelim. Homili gırtlak sadece yemek de yemiyelim, bir müzik olayı da olsun. Yok. İKSV’nin Genel Müdürü Görgün Taner, Şişhane’de Kasım’da açılacak İKSV Merkezinin en üst katındaki restorana şöyle bir caz müziği koyarız diyeceğine “Bunlar artık demode oldu, senin istediğin tarz yer yok” diye kızdırıyor beni. Ya da var ben bilmiyorum!
Canım, git bir yerde yemeğini ye, sonra bir bara gidip müzik dinle demeyin, pratik değil. O gece anlatıyorlardı, insanlar krizde en çok eğlenceden kısmış. Eğlenceyi yemeğe indirgerseniz kısarlar tabii, insan evinde de güzel yemek yapabiliyor, ama evine bir şarkıcı çağırıp keyif yapamıyor!

Memeleri kurtarmak için yürüyün
Bir ya da iki göğsünüzü kaybetmek istemezdiniz değil mi? Ya da geç kalmış bir tanı yüzünden hayatınızı! Kadınların korkulu rüyası meme kanserine dikkati çekmek ve erken teşhis için gerekli olanakları sağlamak için AVON 4 yıldır bir yürüyüş düzenliyor. Bu yürüyüşe katılan sivil toplum örgütleri, ünlüler ve binlerce kadın hem eğleniyor, hem bilgileniyor. Bu yıl yürüyüş bugün, Beşiktaş Belediyesi, B-fit ve Acıbadem Hastaneleri’nin de katkılarıyla, Beşiktaş-Ortaköy Hattı’nda gerçekleşecek.
Etkinlik sonunda ise sürpriz bir konser bekliyor katılımcıları! Ayrıca yürüyüşte meme kanseriyle mücadele ürünleri satışı yapılacak ve bundan elde edilen gelir ihtiyacı olan bir hastaneye mamografi cihazı bağışı için kullanılacak. Hadi evde oturacağınıza hem yürür, hem eğlenir, hem de bilgilenirsiniz, sizi de bekliyorlar!