Yeni ve büyük holdingler gerek

Salı, 07 Haziran 2011 - 05:00

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu alanlardan birini de girişimcilik ve yeni büyük şirketler yaratmak oluşturuyor. Daha fazla kişiye iş sağlamak ve büyümenin ivme kazanması için buna her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Son 10 yıla bakarsanız, bu konuda ciddi bir mesafe aldığımız bir gerçek... Geçen hafta sözünü ettiğim Hüseyin Arslan, tam böyle işadamlarından biri... Kanada’da şirketini halka açma başarısını gösteren Arslan, Ar Şirketler Grubu’yla önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin büyük grupları arasında yer alacak gibi görünüyor... Tıpkı Tosyalı, Boydak ve IC grupları gibi...

[[HAFTAYA]]

Son 15 yılda neler oldu?

Capital’de yıllardır düzenli olarak holdinglerin karnesini tutuyor, ilk 30’a giren, en çok çalışanı bulunan ve en hızlı büyüyenleri analiz ediyoruz. Haziran sayısında da bu araştırmanın yenisini yayınladık. Araştırmanın ilk yıllarına, 1996’ya gittim. İlk dikkatimi çeken, 15 yılda çok sayıda holdingin kurulduğu, bazılarının ilk 15’e girecek performansa ulaştığı oldu. İlk 30 holding/grup listesine bakıyorum... 1990’larda büyüme aşamasında olanlardan, listede üst sıralara tırmananların sayısı hiç de az değil. Akfen, Boydak, IC Holding, Tosyalı, Hayat, Esas, Indeks ve TAV’ın performanslarını takdir etmeliyiz. Son 10 yılda holdinge dönüşüp, ilk 5’e giren Turkcell ile Türk Telekom’u da unutmamakta yarar var.

Türkiye’nin en büyük 31 holdinginin 2010 yılında çalıştırdığı kişi sayısı 546 bini buluyor. Bakarsanız, yarım milyon çalışan hiç de yabanca atılacak bir rakam değil. Ancak, son yıllarda özellikle büyük gruplardaki istihdam artışı çok yüksek değil. Satılan ve alınan şirketler nedeniyle, 10-15 yıl öncesine göre artışı saptamak anlamlı olmaz. Buna rağmen son yıllarda herkesin ‘temkinli’ gittiği de açık.

Sadece yeni ve hızlı yol alan gruplarda ciddi istihdam artışları oluyor. Benim iş yaratma performanslarıyla dikkatimi Akfen, TAV, Esas, Turgut Aydın Holding çekiyor. İstihdam artışı Koç Holding’de yüzde 2, Sabancı’da ise yüzde 4 düzeyinde kalmış. Tabii bu grupların 70 bin kişiye iş yarattıklarını, bu büyüklükten gerçekleşen artışların önemini de unutmamakta yarar var. O nedenle diyorum ki yeni ve büyük şirketler, dolayısıyla, yeni ve büyük holdingler yaratılmalı.

Turizm nereden nereye?..

Geçen hafta Çarşamba akşamı Türkiye’nin Başarılı Turizm Yatırımları araştırmasının ödül töreni vardı. Konuşma için biraz gazete arşivlerine baktım. Amacım, sektörün nereden nereye geldiğini ortaya koyacak bilgiler elde etmekti. Hürriyet’in dijital arşivinde arama yaparken, 1977 yılının Temmuz ayına ait bir sayısında, turizmle ilgili habere rastladım.

Başlığı şöyle idi: ‘İlk defa Türkiye’den çıkanlar, Türkiye’ye gelen yabancıları geçti.’ Haberde Türkiye’den yurtdışına turist ve iş/eğitim amaçlı çıkanların sayısının, gelenlerin sayısını geçtiği vurgulanıyordu. Aslına bakarsanız, o dönem için bunu iyi bir haber olarak kabul etmek lazım. Türk insanı dışa açılıyor, iş yapmak için değişik ülkelere gidiyor ya da eğitim amacıyla kendine yeni bir ufuk arıyordu.

34 yıl önce

Türk turizmi Ancak, işin olumsuz yanında gelen yabancı turist sayısının çok düşük düzeylere olması idi. 1977 yılının ilk 6 ayında Türkiye’ye 370 bin turist gelmiş. Bu bir önceki yılın aynı dönemine göre 36 bin kişi artış anlamına geliyor. 1977 yılı sonunda ise rakam 1.1 milyon düzeyine ulaşmış. Buna karşılık ilk 6 ayda yurtdışına giden Türk sayısı 700 bini, 1977 toplamında ise 1.2 milyonu bulmuş. Neredeyse giden, geleni ikiye katlamış. Türkiye’ye gelenlerden 75 milyon dolar gelir sağlanmış, gidenler ise Merkez Bankası’ndan bu seyahatleri için 90 milyon dolar almış, harcamış. 34 yıl öncesinden söz ediyoruz. Nereden nereye... Şimdi Türkiye’ye gelen turist sayısı 2010 yılında 28.6 milyona, turizm geliri de 20.8 milyar dolara ulaştı. 34 yılda tam 20 bin 800 kart artış olmuş.

Görmeyen kalmasın

Çarşamba akşamı konuşmamda bunu paylaşınca, katılan yatırımcılar ve işletme sahiplerinden ilginç değerlendirmeler aldım. Çoğu zaman geriye dönüp bakmayınca, alınan mesafeyi görmeyebiliyoruz. Sonra Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay konuştu. Şu sözü çok anlamlıydı: ‘Türkiye’yi, dünyanın her tarafındaki insanlar için mutlaka görülmesi gereken bir destinasyon haline getirmek istiyoruz. Yeni hayalimiz budur.’ Ulaşılması zor bir hayal değil. Yeteri kalitede tesis var ve yenileri de yolda. İnsan kalitesi sorun yok. Eksik olan hayal etmek, vizyon oluşturmak ve icraat...

Not artırımı gündeme gelir mi?

Birkaç ay öncesinde S&P ve Moody’s gibi şirketlerin analistlerinden bu yönde açıklamalar duyuyorduk... Cari açıktaki endişe verici artışla birlikte ‘not artırım’ haberleri durdu... Bence not artırım haberi seçim sonrasında yeniden gündeme gelecek.

Hangi parti iktidara gelirse gelsin, mutlaka cari açık sorununa el atacak. Ekonomide öyle ya da böyle önlemler açıklanacak. Benim tahminim, cari açıktaki sıkıntıyı önlemeye yönelik güçlü işaretler, yeni hükümetin kurulması ve ardından gelecek reformlar, not artırımı konusunda destekleyici rol oynayabilir. Tabii sandıktan ne çıkacağı da önemli... Önce onu görmek lazım.