Yetenekleri program jürisi seçmeli...

Salı, 02 Mart 2010 - 05:00

Yetenek Sizsiniz Türkiye’de (Show TV) ortaya çıkan ve aklın kabul edemediği bir durum var. Yarışanların yeteneklerine diyecek yok. Elbette 9 yaşında bir çocuğun orguyla bir şeyler çalıp söylemesi de yetenek; ama birinciliğe taşır mı bu onu?.. Bana göre hayır. Oylama jüriye bırakılsa sorun yok. Ama halk oyunda gördük ki yetenekten ziyade sahnedeki duruma oyunu kullanıyor millet. Böyleyiz biz, mağduru da sempatiği de severiz. Ama yetmez... Eğer yetkililer yarışmanın hakkını vermek istiyorsa taşın altına ellerini sokacaklar. Acun Ilıcalı bir şov adamı, televizyonu ve halk vicdanını iyi biliyor. Hülya Avşar şov işinin tüm dehlizlerinde dolaşmış. Ali Taran çok üst perdede bir yetenek zaten... Bu üçlünün yapacağı seçimler bana göre çok daha az tartışmalı olacaktır. Kaldı ki yarışmacıları yarı finale taşıyan bu ekiptir. Finali de belirlemeleri hakkaniyet adına doğru olur. Yoksa yetenekleri tartışılmayacak vatandaşlar yerine, tartışılır olanlar göğüsler ipi. Ve Türkiye hakikaten yeteneksiz kalır!

Kum saatini devirmek!

Şeffaf Oda (Kanal D), Güneri Cıvaoğlu’nun sakin sunumuyla pazar günleri kalabalık manşetlerden sıkılanların sığınağı oluyor. Bu güzel... Fakat, önceki gün Mazhar Alanson ve Elif Şafak’ı konuk eden program hakikaten içinden çıkılmaz bir hal aldı. Konuşulanlardan bir şey anlamadım hakikaten... Kaldı ki konuşanların da anladığını söyleyemem. Bir ara Güneri Cıvaoğlu “zamanı durdurmak” anlamına gelen “kum saatini devirmek” metaforunu kullanarak Mazhar Alanson’a; “Siz de (MFÖ’de) hanginiz kum saatini devirdi?” diye bir soru sordu... Mazhar derin bir sessizlikten sonra “Sorunu anlamadım” deyince Şeffaf Oda’da sadece düşünce balonlarından oluşan bir sohbet gerçekleştiğini anladım... Soran da sorulan da izleyen de bir şey çıkaramadı bu hafta odadan. Dolayısıyla Şeffaf değil, buğulu kaldı oda; kimse kusura bakmasın...

Akıllı taksi Kit!

Akasya Durağı (Kanal D) kafayı boşaltmak için izlenebilecek en iyi dizilerden biri. Hakikaten anlatacak bir meselesi yok. Gündelik mevzular etrafında dolaşıp duruyor... Hal böyle olunca dikkatten kaçan ayrıntı da bol oluyor. Mesela taksi durağının şoförlerinden Sinan mafya tarafından hastaneye getiriliyor. Olaylar gelişiyor ve bir şekilde Sinan durağa geri dönüyor. Hem de kendi arabasıyla... Anladığım kadarıyla Sinan’ın ekmek teknesi bir dönemin efsane arabası Kit gibi akıllı bir araba. Sahibi neredeyse izini sürüyor, bulup eve getiriyor. Teknoloji hakikaten gelişmiş yahu...

Erkan Can mutlu oldu!

Zeki Kayahan Coşkun, bu hafta SKYTürk’teki Matrax isimli şovunda ağır ağabeylerimizden oyuncu Erkan Can’ı konuk etti. Kapalıçarşı’nın Ziya Baba’sı olarak döktürüyor Erkan Can... Ve bir talk şov konuğu olarak da döktürdü o gece. Tiyatrodan, diziden, sinemadan ve hatta tüm sanatlardan güzel laflar edildi... Tüm bu güzellikler üstüne bizim muzip Zeki’nin Erkan Can’a verdiği hediye muhteşemdi. Zeki bir gün Erkan ağabeyi benzincide kavun kokulu araba parfümü ararken görmüş. Erkan Can bulamamış o gün kokuyu. Ve içi burulmuş... Zeki bunu dert edinmiş ve bir gün karşılaşırsa hediye etmek üzere kavun kokulu bir parfüm edinmiş. Hediyesini verdiğinde Erkan Can’ın yüzünü görmeliydiniz... İyi ayrıntılar bunlar. Çok yakında daha büyük kanallarda izleyeceğimiz türden!

Herkes aynı sesten!

STV’nin dizilerinde dikkat çeken bir ayrıntı kulağıma takıldı. Gözüme değil; kulağıma. Kanalın neredeyse bütün dizilerinde seslendirme yapan sanatçılar ortak... Daha önce Tek Türkiye’de duyduğunuz bir sesi, Ölümsüz Kahramanlar, Kollama, IV. Osman ve hatta TV filmlerinde de duyuyorsunuz sıklıkla... Belli ki bu iş için anlaşılmış bir ekip var. Dizilerde fazlasıyla gördüğümüz teröristleri de, kahramanları da, evliyaları da onlar seslendiriyor... Kulağınız bu tarzda algıya açıksa aklınız karışıyor. Ama ne yaparsınız işte; devir tasarruf devri. En çok da dizilere gerekiyor anladığım kadarıyla...

Liselerde ne oluyor?

Arka Sıradakiler’i (Fox TV) izledikçe lisede okuyan oğlum ve arkadaşları hakkında endişelenmeye başladım. Memleketin okulları böyle çete yuvasına, hırsızın uğursuzun dolaştığı bir hücreye döndüyse vah halimize... Sadece arka sıradakilerin değil, ön sıradakilerin de başı dertte o halde. Eh bir türlü karne edinemediklerine de bakılırsa, sanırım memlekette devir okuyup adam olma devri değil...