Cem Kerpiççiler

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170745.cem_kerpiççiler_17.png

Yeter ki böyle yenil Fenerbahçe!

Salı, 24 Ağustos 2010 - 11:34

Ligin ikinci haftasında Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe 3 puan kaybederken geçen yılın şampiyonu Bursaspor ve bu senenin "sessiz ve gizli" şampiyon adayı Trabzonspor sahadan galibiyetle ayrıldı. Beşiktaş yenilgiyi bir "iş kazası" olarak değerlendirirken Bursaspor'a kaybeden Galatasaray'da fırtınalar koptu. Trabzonspor'a 3 puan kaybeden Fenerbahçe, "Galiptir bu yolda mağlup"u oynuyordu yeşil sahada. Sarı lacivertlilerin verdiği mücadeleyi görenlerin aklınaysa Samuel Beckett'ın meşhur sözü takılıyordu: "Yine dene yine yenil daha iyi yenil"

Trabzon çelme takmayı seviyor

Geçtiğimiz yıl Fenerbahçe'ye şampiyonluk yolunda çelme takan ve Türkiye Kupası'nı Fenerbahçe'nin elinden alan Trabzonspor bu yıl da sarı lacivertlilerin kabusu olmaya devam ediyor. Dün Avni Aker stadında bordo mavililerin karşısına çıkan Fenerbahçe'de Alex De Souza ve Miroslav Stoch'a yer vermeyen Aykut Kocaman; Özer Hurmacı ve Mehmet Topuz tercihiyle daha dirençli bir orta saha kurgulamıştı. Maçın başında art arda yenen iki gole rağmen eskisi gibi oyundan düşmedi Fenerbahçe.

Maçı kaybetti Mert Günok'u kazandı

Diego Lugano'nun golüyle ümitlenen Fenerbahçe'nin mutluluğu bir dakika bile sürmedi. Sakatlanan Semih Şentürk'ün yerine giren Miroslav Stoch'un nefis pasıyla ağları havalandıran Mehmet Topuz'un golüyle ilk yarı 3-2 bitiyordu. İlk maçında şanssız goller yiyen 21 yaşındaki Mert Günok'un çıkardığı penaltı belki maçın sonucunda da önemliydi aslında. 3 puan kaybeden Fenerbahçe, Mert Günok'u kazandı belki de kurtardığı penaltıyla. 2-0 yenik düşmesine ve Alex De Souza'nın çok uzun süre olmamasına rağmen Trabzon fırtınasına direnen Fenerbahçe gelecek için ümit verdi. Sahanın her yerinde direnen, rakibe geçit vermeyen ve yenilgiyi kabul etmeyen bir Fenerbahçe vardı sahada.

Belediye kasetten izlenmez!

Ricardo Quaresma ve Guti Hernandez'le büyük sükse yapıp Robinho bilmecesini ülkemize armağan eden Beşiktaş ilk dersini dört büyüklerin belalısı İstanbul Büyükşehir Belediye'den aldı. Rotasyon sevdalısı Bernd Schuster yönetimindeki siyah beyazlılar sanki daha önce İstanbul Büyükşehir Belediye'yi hiç seyretmemiş izlenimi verdikleri maçta birçok gol pozisyonuna girmelerine rağmen sahadan boynu bükük ayrıldılar. Ligimizi video kasetlerden tanımaya çalışan Bernd Schuster'e kimsenin Abdullah Avcı'nın yönetimindeki istikrar abidesi takımı anlatmadığına inanmak istemiyorum.

Dersini almış da ediyor ezber

"Sahayı daha iyi görsün" denilerek tribüne yollanan Tayfur Havutçu'nun rakipleri hakkında bir dosya hazırlayıp maçtan önce Bernd Schuster'le paylaştığını düşünmek en iyisi sanırım. Ekrandan izlenen 20 dakikalık görüntülerle rakibi tanımadan çıkılan her maçta bu tür bir sonuçla karşılaşmak mümkün elinizde dünya yıldızlarınız da olsa. Gelecek hafta arkasında işçi sınıfının desteğiyle ligimize renk katmaya aday Karabükspor deplasmanına gidecek ekibin sergileyeceği performansa bakıp Bernd Schuster'in ne kadar "ders" aldığını hep birlikte göreceğiz.

Lider Arda Turan'ı göremedik!

İlk hafta Sivasspor'a mağlup olan Galatasaray, taraftarıyla barışmak için çıktığı Bursaspor karşısında da hayal kırıklığına uğradı. Geçen senenin şampiyonu Bursaspor'a 2-0 mağlup olan sarı kırmızılılar da takım, teknik direktör, tribün ve yönetim arasında sanki yarı gizli yarı aleni bir savaşın izlerini görmek mümkündü. Frank Rijkaard yapılmayan transferler için yönetime bozuk, "takımda lider vasıflı oyuncumuz yok" diyerek Arda Turan'ı hedef alıyordu.

Bursaspor zirveden vazgeçmez

En son 1989-90 sezonunda oynadığı ilk iki lig maçını mağlup olarak kapatan Galatasaray 20 yıl sonra aynı acı tabloyla karşılaşırken taraftarlar "Adam gibi oynayın sabrımızı taşırmayın" diyerek acil önlemler alınmasını istiyordu. Geçen seneki formundan hiçbir şey kaybetmediğini gösteren Bursaspor ise bu yıl da şampiyonluğun en büyük adaylarından biri olduğunu Ali Sami Yen'e yeşil beyaz renklerle kazıyordu. 90. dakikada hâlâ pres yapıp geri çekilmeyen Bursaspor, zirveye çıkıp sonra hızla aşağıya yuvarlanan bir takım olmayacağının sinyallerini verdi bir kez daha...