Yetişin komşular; Abdülhey hortladı!

Cumartesi, 20 Mart 2010 - 05:00

Şu ekrandaki ölümsüzlüğü daha önce konuşmuştuk değil mi? Bak yine aynısı oldu. Abdülhey ölmedi. (Kalbimizde yaşıyor demeyi isterdim ama gerçekten ölmedi.)

Kurtlar Vadisi Pusu (Star TV), mucizelerde Yaprak Dökümü’nden aşağı kalır bir yanı olmadığını gösterdi. Ve hangi bilim adamının elinden çıktığı bilinmeyen (Bulun onu bana, Nobel’e aday göstereceğim) bir sıvıyla beş dakikalık “kalp ölümü” sonrasında hayata döndürüldü... Benim bildiğim daha kurşunu yemeden arazı vardı kardeşimizin. Beyni sulanmış, anılar bulanıklaşmıştı. Tersine bir etki yaratır mıydı acaba bu yeniden doğuş hali...

Adamımızın hatıraları netleşecek ve ölümsüz bir tutkuyla bağlandığı Polat ağabeyinin paçalarını öpecekti yine. (Gelecek bölümde yüksek ihtimal yaşanacak budur.)

Beynine iki dakikadan fazla oksijen gitmeyen insanlarda kalıcı hasarlar oluşur. Sanırım Abdülhey’de de olacak böyle... Kim bilir belki bir kolu tutmaz, Güllü’yle birleşip, kullanabildikleri kollarıyla Voltran’ı oluştururlar; yakışır bizim vadiye hem, ne dersiniz?..

Sizi bize paraylamı verdiler?

Aşk-ı Memnu’da (Kanal D) göğüs etkisi el değiştirdi. Daha önce dillere dolanan Nihal’in göğüs dekoltesinin yerini önceki akşam Bihter’in çıldırma anında verdiği frikik aldı... Korkarım gecelik koleksiyonundan sonra iç çamaşırı meselesinde de çığır açacak koleksiyonlar gelecektir vitrinlere; Bihter’in sütyeni bunlar haaanıııımmmm... Neyse. Bihter hamile. Bir hamileyim, bir yok hamile değilim derken iş kürtaj masasına kadar geldi. Ve anladık ki, Bihter hamile. Buraya kadar tamam... Nasıl olduysa kızımız anestezi altında boşalan bilinçaltı marifetiyle ameliyat masasında “O bebeği istiyorum” diye sayıklamıştı. Benim bildiğim anestezi uykusu ölüm sessizliği içerir ama değilmiş, bak, bir yaşıma daha girdim... Onu da boşver; nasıl bir doktorsun ki sen ey beyaz önlüklü amca, kızın bilinçaltını dinleyerek operasyonu yapmıyor ama hamile bir kadına narkoz vermekten de geri durmuyorsun?.. Ey, diplomasında sorun olan doktorlar, aklından zoru olan köşk ahalisi ve paparazziliğe yattıkları köşkün arka kapısı olduğunu bilmeyen gazeteciler; sizi bize parayla mı verdiler yahu?..

Ekranın ilk Behlül’ü kimdir?

Yeni kuşaklar hatırlamaz. Yaşı ortalama ömrün ikinci yarısına doğru yürüyenler ve daha eskiler bilir. Aşk-ı Memnu’yla ortak hayatımıza dank diye giren Çetin Özder kişisi aslında Adnan Bey’in kendisidir... Daha doğrusu televizyondaki ilk popüler Adnan’dır. Televizyonun tek renk ve kanaldan yayın yaptığı günlerde ekranda Dallas etkisi yaratan ilk yerli dizinin jönüdür Çetin Bey... Muharrir Adnan Bey ve Çetin Özder’e can veren kişi Burçin Oraloğlu’dur. Ve bizim ekranların ilk Adnan’ı değil dolaylı olarak Behlül’üdür... Üç İstanbul isimli Mithat Cemal Kuntay romanından uyarlanan dizide uzunca bir süre kadın izleyicilerin iç geçirerek baygınlık yaşadığı sahnelerde görmüşlüğümüz vardır kendisini... Bakmayın bu solaryuma girmemiş Fedon’u andıran hallerine; feci bir dönem yakışıklısıdır kendisi. Firdevs Hanım’ın gözlerinden de yakalayacağınız üzere...

Saba alarm zili oldu!

Bizim Murat Ersan söyledi. Saba Tümer’in (CNN Türk) kahkahalarını telefonuna kaydedip zil sesi yapmış. Yaratıcı zeka diye buna derim. Bir adım öteye gittim ben de... Bir yerlerde okumuştum. Kahkahalarından alarm sesi yapan var. Düşün, sabah işe gideceksin ve uykundan kahkahalarla uyanıyorsun. Senin yerine Saba atıyor kahkahaları. Tanrım, ne gün olacak ama... Sanırım, olur olmaz yere kullanılan her şey gibi, ölçüsü iyice kaçan bu kahkahalar da tahrip yaratıyor izleyenin aklında. Saba’ya dikkat et derim. Bir sonraki reklam kampanyan piliçle filan değil, saatçilerle olacak anlaşılan. Rızkın bol olsun...

İşte zayıflatan formül!

Yemekteyiz’de (Show TV) yolun sonuna gelindi diyelim. Ya da kanıksadık yaşananları; her şey böyle gidecek artık. Misafir umduğunu da bulduğunu da yemeyerek Türk geleneklerine yepyeni bir atasözü armağan edecek... Betül, Sibel ve Canan’dan oluşan mahşerin üç hatunu hakikaten kadın erkek ilişkilerinde balyoz etkisi yaratacak ölçüde bir özenle seçilmişler. Nereden buluyorsunuz böyle renkli (!) yarışmacıları dedirtiyorlar insana. Yemekten soğutuyorlar insanı... Aha da buldum. Her gün düzenli bir şekilde Yemekteyiz izleyen seyircilerde ayda dört kiloya kadar kalıcı bir incelme sağlanıyor. Deneyin bunu, göreceksiniz. Ne gerek var diyetisyenlere filan. Ey ahali; yemekle aranız fazla samimiyse, açın Yemekteyiz izleyin, incelin be!

Neyin değişmeyeceği belli!

TRT Haber önceki akşam saat tam 20.00’yi gösterirken yayın hayatına başladı. Önce Genel Müdür İbrahim Şahin konuştu, ardından da Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç... Özellikle Arınç’ın sözlerinde “Türkiye’nin bugüne kadar haber kanalı sınavından çaktığı” iddiası gizliydi. Birkaç dakika sonra açıktan, “Türkiye habercilik öğrenecek” iddiasıyla gizli ya da saklı bırakmadı ortada zaten Sayın Arınç... Bir haber kanalının başında olsam, rekabete taraf olduğu netleşen Arınç’ı rakip olarak görmeye başlardım doğrusu. Çünkü sayın bakanın söylediğine göre mevcut habercilerin tümü Türkiye’ye sadece hüzün ve gözyaşı ve keder ve kaos vaat etmişlerdi ve TRT Haber bunu değiştirecekti... “Bu kanal iyi şeyleri de gösterecek” diyerek noktaladı sözlerini Bülent Arınç. Sonra programcılar tanıtıldı bir VTR eşliğinde. Şöyle bir baktım ve başka kanala geçtim... TRT’de neyin değişeceğini bilmiyorum ama neyin değişmediği ortadaydı çünkü!