Dr. Ceyda Şener

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Yılbaşı gecesinde 'en güzel' olmak için...

Cumartesi, 12 Aralık 2009 - 05:00

Güzellik ve estetik kavramları, insanoğlu var olduğundan bu yana bilinen kavramlardır; insanlar tarih boyunca bedenlerini güzelleştirmek için çareler aramışlar, çeşitli ürünler ve uygulamalar geliştirmişlerdir. Mısır’da, güzellik abidesi Kleopatra’nın, göz kapaklarını boyamak için rastık kullanması ve cildini yumuşatmak için sütle yıkaması gibi güzellik sırları günümüzde de uygulanmakta. Homeros’un Yunanistan’ında kadın ve erkeklerin güzelliği, kokulu banyolar ve yağlarla yapılan masajlarda gizlidir. Vücuttaki asimetrik görüntü, jimnastik yoluyla giderilirdi. Soylu Yunan kadınının güne hazırlığı vücudun bütün gözeneklerinin temizlendiği ve ovulduğu işlemle başlar, tüyler alınır, saçlara eklemeler yapılır, dişler parlatılır, sivilceler yapma benlerle kapatılır, sürme çekilen gözlerle ve kızıllaştırılmış yanaklarla bakım tamamlanır.

Ortaçağ’da Papa yasakladığı için makyaj yapamayan kadınlar Doğu’dan gelen makyaj, yağlar ve merhemlerle bakım geleneklerini sürdürdüler. Osmanlı Harem’inde padişaha sunulacak olan güzelin tüm gün süren hazırlığı bir ritüel havasındadır ve tüm kadınlar için imrenilesi bir süreçtir. Aynı dönem Paris’teyse, bir davete katılacak kadının hazırlığı da sabahtan başlar ve tüm cilt ve vücut bakımları yapıldıktan sonra üst bedeni tamamen saran korselerle hem göğüsler ön plana çıkarılır, hem de geniş ve sıkı kalçaların üzerindeki incecik bel bir kuğu edasıyla salınır. Tabii bu kıyafetleri taşıyabilmek için harika bir boyun ve dekolteniz olmalı. Belli bir yaştan sonra dekolte tüller ve dantellerle kapatılırdı.

Günümüzde ise hem çalışıp hem de güzel kalmanın yollarını arayan kadını iki önemli gelişme karşılıyor: Estetik cerrahi ve güzellik enstitüleri. Artık kadınlar daha kusursuz ve dolgun göğüslere, kalçalara, daha sıkı bir vücuda, daha beyaz, lekesiz ve sivilcesiz bir tene, şahane dolgunlukta dudaklara sahip olabiliyorlar. Dolgu maddeleri dudaklarda doğal kıvrım ve dolgunlukları sağlayabiliyor. Teosyal Kiss’le harika sonuçlar elde ediyoruz. On dakikada şahane dudaklarınızla istediğiniz yere gidebiliyorsunuz...

Peki cildimiz ve vücudumuz için kusursuz bir güzelliği nasıl elde edeceğiz? Onun da çok kolay ve etkili yolları var artık ama önce beslenmemiz önemli. Haftaya yılbaşı gecesi şahane görünmek için neler yapılabileceğini anlatacağız ama önce aşağıdaki besinlere ağırlık vererek beslenmeye başlamanızı öneririm. Tabii kilo almadan!

İşte size doğadan mucizevi gıdalar:

Güzel cilt için:

Somon, sardalya, kefal: Balığın mucizeleri tartışılmaz. Ama güzel bir cilde sahip olmak istiyorsanız sofranızdan somonu eksik etmemelisiniz. Çünkü somon cildin kurumasını engeller. İyi nemlenmiş bir cilt, taze ve sıkı görünür. Çizgilere karşı direnç sağlar.

Marul, salatalık: Marul ve salatalık cildin su tutma kapasitesini artırır. Bu da cildi nemlendirir, bazen kremlerin yapamadığı işi yapar, görüntüyü sağlar.

Çilek, böğürtlen, ıspanak, kırmızı ve yeşil biber: Yaşlandıkça cildin elastikiyeti azalır. Çilek cildin kolajen ve elastin yapısını korur.

Ay çekirdeği, Brezilya fıstığı, tam buğday ekmeği, deniz ürünleri: Protein açısından zengindirler. Cildi güneşin ve sigaranın etkilerine karşı korur, su tutma kapasitesini artırır, sivilcelerin iyileşmesini hızlandırır.

Süt: Cilt yapısının ve hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur.

Göz çevresi için:

Üzüm, portakal, yeşil çay: Kolajeni artırır, göz çevresindeki derin kırışıklıkları önler. Göz kenarını nemlendirir.

Şeftali, yumurta, ciğer: Göz beyazındaki kızarıklığı giderir, göz ve göz kenarlarının direncini artırır.

Güzel saçlar için:

Yengeç, istiridye, ayçekirdeği, Brezilya fıstığı, badem: Saçların kurumasını ve kırılmasını engeller. Saçın doğal pigmentini koruyarak beyazlaşma sürecini uzatır.

Sardalya, hindi eti, kırmızı et, koyu yeşil sebzeler: Saç köklerini besler, güçlendirir. Sardalya özellikle kepeğe karşı etkili bir yiyecektir.

Ceviz, ciğer, baklagiller, kum midyesi: Yaşla birlikte saçların beyazlamasını, kurumasını önler ve yavaşlatır. Özellikle ceviz saç derisine yeterli miktarda kan gitmesini sağlar, saç kökünü kuvvetlendirir.

Meyva suları dişleri mahvediyor!

Domuz Gribi kadın-erkek, gençyaşlı hepimizin kabusu oldu çıktı. Domuz Gribi’ne yakalanmamak için herkes vitamin ve özellikle de taze sıkılmış meyva suları içiyor. Peki günde iki kereden fazla meyva suyu ve asitli içecek tüketilmesinin dişlerde asit erozyonunun artırdığını, yani dişleri mahvettiğini biliyor musunuz? Ağız ve diş sağlığını tehdit eden, önemli hastalıkların başında gelen diş çürüklerinin, özellikle gelişmiş Batı ülkelerinde alınan koruyucu sağlık tedbirleriyle azaldığını ancak asit erozyonu vakalarının arttığını söyleyen Diş Hekimi Çağdaş Kışlaoğlu uyarıyor: “Her yaşta görülebilen asit erozyonu, asitli yiyecek ve içeceklerin dişle teması sonucu, diş minesinin yüzeyinin geçici olarak yumuşamasıyla ortaya çıkıyor. Zamanla bu asidik yumuşama, önemli bir aşınmaya ve dolayısıyla da diş minesinin kalınlığının azalmasına yol açabiliyor. Bu durum diş hassasiyetini artırarak ileriki zamanlarda dişin dokusu, şekli ve görünümünde çeşitli değişimlere neden oluyor.”

 

Asitli içeceklerin yemek öğünleri arasında tüketilmesinin dişlerdeki erozyonu artırdığını söyleyen Kışlaoğlu günde iki bardaktan fazla meyva suyu ve asitli içecek tüketenlerde, tüketmeyenlere göre, asit erozyonu riskinin 37 kat arttığını belirtiyor: Birçok insan dişlerini sabah-akşam fırçaladığında bakteri plağı oluşumunu dişlerin üzerinden uzaklaştırdığını düşünür. Fakat herhangi bir saatte aldıkları asitli yiyecek ve içecekler, bu sert dokularda aşınmalara yol açar. Zamanla diş minesinde aşınma, aşırı hassasiyet, dişlerde sarı lekeler, şeffaflık, diş uçlarında çatlaklar, diş yüzeyinde çukur alanlar oluşur”.

Şekerli veya şekersiz tüm asitli içeceklerin, taze sıkılmış veya hazır meyva sularının, bazı meyvaların dişlerde erozyona yol açtığını söyleyen Kışlaoğlu yapılması gerekeni de şöyle özetliyor: “Bunları tükettikten sonra hemen diş fırçalanırsa aşınmanın hızlanmasına yol açar. Sadece bir yudum su alabilir, nötr bir içecekle ağzını çalkalayabilirsiniz. Dişlerin, ağız ortamı asitli durumdan kurtulduktan sonra fırçalanması daha doğru.”