Yıldızı yükselenler

a
a
Cumartesi, 04 Eylül 2010 - 05:00

Geçtiğimiz hafta 25-28 Ağustos tarihleri arasında süren İstanbul Moda Haftası organizasyon açısından maalesef yine başarısız geçti. Hafta boyunca basında en geniş yer bulan konu yanlış ve eksik yapılan hazırlıklardı. Ayrıca defilelerdeki en büyük sorun salon kapasitesinin çok çok üzerinde olan davetli sayısı oldu. Hem yerli hem de yabancı basından birçok kişi defileleri takip etmekte güçlük çekti, hatta bir kısmı da defilelere gitmekten vazgeçti... Tüm aksaklıklara rağmen Türk tasarımının gelecek vaad ediyor olduğunu görmek çok güzeldi. Hatta genç tasarımcılardaki favori isimlerimin önceki nesil tasarımcıların da önüne geçtiğini düşünüyorum. Buyrun favori isimlerime ve koleksiyonlarında öne çıkan parçalara göz atalım...

Gizia yükselişte

Gizia’nın koleksiyonlarında Roberto Cavalli çizgileri taşıdığı hep konuşulur... Markanın büyük müşteri payını Ruslar’ın oluşturmasının da bunda etkisi var. Yine de Gizia için ‘önlenemez yükselişte’ demek mümkün. Gizia’nın koleksiyonları Osmanbey piyasasıyla kısıtlı Türk markaları gibi değil. Gizia birkaç sene içinde bir tasarım markası olabilecek gibi gözüküyor...

Müthiş ortaklık

Bence moda haftasında en şaşırtıcı ve öne çıkan çalışma Günseli Türkay ve Deniz Berdan ortaklığından doğdu... Öyle ki; Deniz Berdan için “Kedi olalı bir fare tuttu” demek bile mümkün! Günseli Türkay’ın renkli ve eğlenceli tasarımlarının formları ve çizgileri çok güzeldi. Koleksiyonun en hoş parçalarından birisi ise Deniz Berdan’ın ‘giyilebilir aksesuar’ olarak adlandırdığı elbisesi oldu. Hatta Deniz Berdan’ın deri boyamaları ve aksesuarları Günseli Türkay koleksiyonunun bir adım önünde kaldı bile denebilir. Eğer bu ortaklık olmasaydı tasarımlar eksik gözükecekti... Günseli Türkay’ı hem tasarımcı olarak tebrik etmek gerek, hem de markası için başarılı ortaklıklar yapan bir yönetici olarak!

Eski nesile fark attı

İlk günün kapanış defilesinde Londra’da fazlasıyla beğeni ve takdir toplamış Bora Aksu vardı. Bora Aksu için söylenen ‘başarılı’ sıfatının yanına ‘çalışkan’ eklemek şart oldu. Neden mi? Bir tarafta ‘sergi’ formatıyla geçen sene Paris’te ve bu sene İstanbul’da aynı koleksiyonu tanıtan bir Türk markası: Dice Kayek. Diğer tarafta İstanbul ve Londra moda haftaları için üç hafta arayla sergilenecek iki ayrı koleksiyon hazırlayan başka bir Türk markası: Bora Aksu. Tüm tasarımcılardan aynı performansı beklemek haksızlık olur ama aynı hayal kırıklığını İstanbul’daki ilk defilesinde sergilediği sıradan ve başarısız tasarımlarıyla Atıl Kutoğlu da yarattı... Yeni nesil Türk tasarımcılarının önceki nesli çoktaaan sollamış olduğu kimse tarafından yadsınamaz!

Kendini kanıtladı

İkinci günün öne çıkan isimlerden biri Zeynep Tosun’du. Kimse arkadaşım olduğunu, onu kayırdığımı zannetmesin; ‘merhaba’mız bile yok! Ama kendisi için tüm içtenliğimle güleryüzünü ve pozitifliğini koleksiyonuna yansıtmış diyebilirim. İkinci karma defileyle kendisini ispatlamış kabul edilen tasarımcı, bir sonraki moda haftasında koleksiyonunu tek başına tanıtacak. Bu koleksiyonunda ilk dikkatimi çeken nokta Zeynep Tosun’un tasarımlarını yaparken sezon renklerini ve trendlerini iyi analiz ettiği oldu. ‘Kafasına estiği gibi’ çizim yapanlara inat, Zeynep Tosun’un tasarımlarının alt yapısında iyi bir piyasa araştırması olduğunu düşünüyorum.

Hem deri hem zarif

Simay Bülbül, deri-şifonipek birlikteliğini çok güzel bir işçilikle kullanmıştı. Deri tasarımı konusunda çektiğimiz yokluğu bir nebze olsun dolduruyor olması sevindirici. Bence Simay Bülbül koleksiyonu, işçiliği zor bir malzemeden beklenmeyecek kadar dişi ve zarif bir sonuç doğurmuş. Deri konusunda takibe alınması gereken yeni bir isim de Koza Genç Tasarımcılar Yarışması finalistlerinden Özgür Fırat oldu. Yarışmadaki modeliyle ödül alan tasarımcı, isminin birkaç sene içinde çok daha fazla duyulacağının sinyallerini veriyor. Şimdiden söyleyeyim...

Genç kız rüyası

Özgür Masur, son koleksiyonu sayesinde 80’li yıllarda meşhur olmuş “Her genç kızın rüyası, Zetina dikiş makinası” repliğini kendi ismine uyarlatacak gibi... Tasarımcının koleksiyonunu görüp de giymek istemeyecek bir kadın olduğunu zannetmiyorum! Koleksiyonun hepsi mükemmel bir işçilik ve tasarım kombinasyonuydu... Dijital baskı kullanılarak yapılmış drape görünümü veren elbiseleri ve fiyonklardan oluşmasına rağmen ‘hayalperest cici kız’ değil ‘güçlü, olgun kadın’ imajına uyan tasarımları favorilerim arasındaydı.

Kız Kulesi’nde defile

Son gün hem defile mekanıyla hem de koleksiyonuyla en çok beğeni toplayan isim Özlem Süer oldu... Koleksiyonunu Kız Kulesi’nde tanıtması özellikle yabancı basın tarafından büyük ilgi gördü. Özlem Süer’in koleksiyonlarındaki işçiliği ve kumaşların kullanımını oldum olası beğenmişimdir... İpek, saten, şifon ve tül gibi kumaşların adeta su gibi aktığı koleksiyonun en güzel parçaları tuvaletlerdi... Ama o elbiseleri defiledeki kadar gösterişli taşıyabilmek için epey uzun bir boy gerekiyor, ve o boy kaç tane Türk kadınında var bilmiyorum...