Yoga tarihiyle dolu paragraflar

Cumartesi, 25 Haziran 2011 - 05:00

Edebiyatımızın önde gelen dergilerinden Notos, haziranda çıkan 28. sayısının kapak konusunu Oğuz Atay’a ayırdı. Oğuz Atay, çağdaş Türk romanının olağan akışını bozan, romanın başka bir biçimde yazılması gerektiğini gösteren ve değeri geç anlaşılmış bir yazar. Ne ki, sonunda Tutunamayanlar romanıyla öylesine yüksekte bir yere kondu ki, yine tam anlamıyla değerlendirilememeye başladı.

[[HAFTAYA]]

Roman sanatımızı dönüştürdüğü kuşkusuz. Roman, Tutunamayanlar’dan sonra artık daha farklı biçimde yazılacaktı. Saklanıp kaynak olarak kullanılacak bu dosyada A. Ömer Türkeş, Murat Gülsoy, Handan İnci, Ekrem Işın, Süha Oğuzertem, Küçük İskender, Hande Öğüt, İnan Çetin, Kaya Genç ve Erdinç Akkoyunlu’nun yazıları yer alıyor. Semih Poroy’un büyük emek ürünü çizimleri de bu sayıyı saklanmaya değer kılıyor. Bu hafta sizler için seçtiğim kitapları özenle tanıttım.

YOGA TARİHİYLE DOLU PARAGRAFLAR

“Poz”cu

Claire Dederer/Sistem Yayınları

“Poz”cu Amerika, İngiltere, Hollanda, İspanya, Almanya, Brezilya ve Kore’de eşzamanlı çıktığı andan itibaren birçok eleştirmenden olumlu yorumlar aldı. Piyasaya sürüldüğü Ocak 2011’de amazon.com’da ayın kitapları listesinde üst sıralara kondu. Eleştirmenler, kitabın eğlenceli ve cesur üslubunu överken bir yandan da kitabın konusunu doğru şekilde açıklamaya çabaladılar. “Poz”cu bir yoga kılavuzu ya da bilindik kişisel gelişim kitaplarından değil. Alt başlığı nedeniyle akıllarda canlanan türde, klasik üslupla yazılmış bir anı romanı da değil. Çünkü “Poz”cu aslında bunların hepsi... Üstelik feminizm, bağımlı ebeveynlik, müzik, edebiyat, sinema, ‘68 kuşağı ve yoga tarihiyle dolu paragraflarla da süslenmiş. Kitaptaki bu konu çeşitliliği, Claire Dederer’in kendini pek de ciddiye almadan çok önemli bir işi başardığını gösteriyor.

DALTONLAR’IN PEŞİNE DÜŞEN RED KİT

Red Kit-Daltonların İzinde

Yazan: Goscinny-Çizen: Morris Çeviren: Eray Canberk/Yapı Kredi Yayınları

Yapı Kredi Yayınları, Red Kit’in maceralarını yayımlamaya devam ediyor. Yeni macera ‘Daltonların İzinde’. Bu, “insanın en iyi dostu” ya da “gölgesinden bile aptal köpek” Rintintin’in başrolü ele geçirerek Red Kit’i neredeyse gölgede bıraktığı bir macera. Yine hapisten kaçan Daltonlar’ın yine peşine düşen Red Kit’in, yine saçmalık üstüne saçmalıkla ayağına dolanan Rintintin’in ve köpeğe yine katlanamayan Düldül’ün hikâyesini anlatır görünüyor. Bununla birlikte, 1962 tarihli bu Morris-Goscinny çalışması; kahramanlar arasındaki ilişkiler, kahkaha yüklü kareler ve seyri sürekli değişen olaylarla ayrıcalıklı bir albüm.

FEVZİ ÇAKMAK’IN KALEMİNDEN BALKAN HARBİ

Batı Rumeli’yi Nasıl Kaybettik?

Fevzi Çakmak/Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Osmanlı Devleti’nin Balkan coğrafyasındaki beş asırlık egemenliğinin sonu olan, bölgenin dönüm noktalarından Balkan Harbi’nde yaşananları, Mareşal Fevzi Çakmak’ın kaleminden tarihseverlerle buluşturan eser, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı. 1898’de Harp Akademisi’nden mezun olduktan sonra birçok önemli rütbede görev alan Fevzi Paşa, 1920 yılında Osmanlı Devleti tarafından Harbiye Nazırı olarak atanmıştır. Aynı yıl Anadolu’ya geçerek Milli Mücadele’ye katılmasıyla Büyük Millet Meclisi Genelkurmay Başkanlığı görevine getirilen Fevzi Çakmak’ın aktardığı anı ve bilgilerden oluşan eser, Balkan Harbi’ne ilişkin pek çok soruya ışık tutuyor.

KADIN ERKEK İLİŞKİLERİNİ KEŞFETMEK

Nabokov’un Kedisi

Thomas Lehr/Galata Yayınları

Hayatının aşkıyla karşılaştığında farkındalık duygusu yoğun ve gelişmeye açık, henüz 14 yaşında bir gençtir Georg. Cinselliği ve kadın erkek ilişkilerini keşfetmek üzeredir, ancak bir türlü keşfedemediği Camille’le yolu, hayatlarının farklı dönemlerinde sürekli kesişir. Başka kadınlar girer çıkar Georg’un hayatına. Camille ulaşamadığı, abarttığı bir imgeye mi dönüşmüştür? Belki de, bir kadınla yatmamak hiç bu kadar güzel olmamıştır. Tıpkı evinde beslediği hayvanı komşuya verip bir daha geri alamadığında kendinden nefret eden Nabokov gibi, Georg da kendinden nefret eder ve Camille’i gittiği her yere taşır; zihninde, çantasında, rüyalarındadır Camille... Düşsel avuntularla ve yaratıcılıkla geçen Camille’siz hayatını bilim, felsefe ve sinema ile, Sartre ve Cortés’le besler. Mutlak özgürlük, ölümüne varoluştan gelir.

‘GAZİNO’ HAYATLAR, FOSFORLU IŞIKLAR...

Alaturka

Emre Saraçoğlu/Sayfa6 Yayınları

Alaturka, Emre Saraçoğlu’nun ilk romanı. Ancak ilk romandan beklenmeyecek denli güçlü bir üsluba ve kıvraklığa sahip. Saraçoğlu, romanında “alaturka” dünyaları hicvederken aslında toplumun bir kesiminin karikatürünü de ortaya çıkarmış oluyor. Adı ‘Alaturka’ olan bir roman yazılır da içinde alaturka şarkılar yer almaz mı hiç? Hemen her satırda yer alan şarkılar, orada durmakla kalmıyor, hikayeyi okurken dilinize de dolanıveriyor. Eski Türk filmleri ya da soap opera tarzı dizilerdeki tuhaf tesadüfler, her türlü entrika ve klişeyle de inceden dalgasını geçen roman, ilk sayfasından son satırına dek çok eğlenceli bir okuma vaat ediyor.

ESASLI BİR ROMAN

Çilek Kızlar

Joyce Maynard/April Yayıncılık

Konusu son derece etkileyici, kader, rastlantılar ve affetmenin yüceliği üzerine önemli bir öykü. Ruth ve Dana aynı gün aynı hastanenin farklı odalarında bir-iki saat arayla dünyaya gelmiş, Ruth’un annesinin tabiriyle “doğum günü kardeşleri”. Onlar Ay’la Güneş kadar birbirinden farklı iki ailenin, Dickerson ve Planklar’ın kızları. Planklar kuşaklar boyu çiftçilik yetenekleriyle, özellikle de çilekleriyle meşhurken Dickersonlar daha çok göçebe hayatı yaşamaktan ve hâlâ keşfedecek şeylerin varlığından keyif duyan; küçük bir kasabaya göre bohem bir aile. İki aile üzerinden Maynard, çift taraflı arayışla başlayan ve sarsıcı sonla biten bir masal anlatıyor. Yoğun bir kitaba hazırsanız Joyce Maynard’ın kaleminden ‘Çilek Kızlar’ kitapçılarda.