Yorgunum yorgunsun yorgun...

Teknoloji iyi hoş da dört yanımızı sardığında sorun yaratmaya başlıyor. Mesela, hayatın manyetizması bozulunca kronik yorgunluk ortaya çıkıyor. Son yıllarda birçok kişinin sürekli yorgunluktan ve halsizlikten yakınması tesadüfi değil. Dr. Mehmet Yavuz kronik yorgunluk sendromu hakkında konuştu

Yorgunum yorgunsun yorgun...

ESRA ÖZÜBEK

eozubek@elle.com.tr

Dr. Mehmet Yavuz söze manyetik alanları anlatmakla başlıyor: “Biyomanyetik alan, yeryüzündeki manyetik alanlarla şekillenir. Özetlemek gerekirse; Yerkabuğunun doğal bir manyetizması vardır. Bu manyetik etkileşim, hücre zarlarında madde alışverişlerini mümkün kılar. Bir fabrika gibi çalışan hücre; atık maddeleri ve toksinleri bünyesinden uzaklaştırır, su, besin maddeleri, oksijen ve gerekli mineralleri alarak işlevini uygun bir seyirde ve canlılık içinde sürdürür.

Günümüzde, gelişen teknolojiyle birlikte, hayatın doğal manyetizması da bozuluyor. Atmosferdeki haberleşme araçlarının yaydığı sinyaller, yüksek gerilim hatlarından yayılan radyasyon elektronik cihazların yaydığı dalgalar yoğun elektromanyetik kirliliğe yol açıyor. Enerjimizin kaynağı olan biyomanyetik alanımızı mıknatıs gibi emen bu etkenler, kronik yorgunluk başta olmak üzere birçok hastalığın temelini oluşturur.”

Teknoloji, eşittir bedensel yorgunluk

Dr. Mehmet Yavuz sözlerini şöyle sürdürüyor: “Çarpık kentleşmenin ve plansız yapılanmanın olduğu büyük metropollerde tehlike büyük. Her yanımız elektromanyetik dalgalarla kuşatıldı. Beynimiz ve organlarımız bu yoğun elektromanyetik ortamdan olumsuz etkileniyor.

Başta kronik yorgunluk olmak üzere unutkanlık, algılama bozuklukları, stres, depresyon, panik atak gibi hastalıklar artıyor. Haftada bir kaç defa toprakla haşır neşir olmak, çıplak ayakla toprağa basmak, vücudumuzun manyetik statizmasını dengeye sokar.”

Hasta bina sendromu insanı fena yoruyor

Çalışanların odalara tıkılıp sağlıksız şartlarla konumlandırılması, kronik yorgunluk ile sonuçlanır. Bu ‘hasta bina sendromu’dur. Unutkanlığa, odaklanma ve konsantrasyon bozukluklarına neden olabilir. Güya bina ve oda tasarrufu düşünülerek bir kişinin ancak çalışabileceği odada 3-5 kişinin çalışmaya zorlanması, kişisel verimliliği ve performansı düşürür.

Havalandırma tertibatının düzgün çalışması ve oda sıcaklığının ideal düzey olan 23 derecede olması önemlidir. Aşırı sıcaklık, beyin ve beden fonksiyonlarını olumsuz etkiler. Araştırmalar, insan beyninin soğuk ortamlarda daha iyi performans sergilediğini gösteriyor. Oda sıcaklığı 23 derecenin üstüne çıkmamalı, ama soğuk da olmamalı.

Çözümü; magnetoterapi

Uzay koşullarında manyetik alan olmadığından astronotların hücre zar transferlerini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmeleri için suni manyetik alan oluşturuldu. İşte bu üretilen magnetoterapi, bir süredir de tıbbın hizmetinde. Manyetik alan eksikliğinde genel ağrı, baş ağrısı ve yorgunluk gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

Bu şikayetler, vücuda dışarıdan verilen magnetoterapi ile giderilebilir. Magnetoterapi’nin vücuda uygulanmasıyla manyetik dalgalar dokudan geçer ve ikinci akımı oluşturur. Bu akımlar manyetik alan ile birleşince hücrelerdeki elektronlara ısı verir. Özellikle çalışan ve yaşlı insanların sıklıkla şikayet ettiği kas ağrıları, bu ısı sayesinde giderilebilir.

Magnetoterapi ile kandaki kalsiyum ve kolesterol miktarı azalınca hemoglobin daha hızlı hareket eder. Yüksek tansiyona sebep olan diğer maddeler azalır. Kan temizlenir ve akışı hızlanır. Kalp rahatlar ve acı yok olur. Magnetoterapi, aynı zamanda cilt, yağlı dokular ve kemikleri de canlandırır. Başta diş ağrısı olmak üzere, omuzlar ile eklem yerlerindeki ağrı ve sızıları giderir, hücrelerin büyümesini destekler. Magnetoterapi’nin en önemli etkilerinden biri de vücudun kendi kendini iyileştirme özelliğini desteklemesidir.

(10.11.2012 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)