Yüz metreci değil maratoncu olun!

Cuma, 19 Şubat 2010 - 05:00

Yaklaşık 40 yıl öncesine dönelim... Yıl 1969... Türkiye’den heyecanla Harvard’a gelen genç öğrenci, bir yandan okuyup, diğer yandan da çalışmayı planlıyordu. Böylece okul masraflarını çıkarıp, mümkünse de tasarruf yapmak istiyordu.

Üstelik genç yaşına rağmen ‘iş deneyimi’ de vardı. İzmir’de, dedesinin mağazasında çıraklık yapmış, 6 yaşında ilk haftalığı olan 2.5 TL’yi cebine koymuştu. Amerika’ya gittiğinde ise yaz kış demeden çalışmış, garsonluk ve inşaat gibi işlere de girmişti. Ancak, kafasında daha parlak bir iş fikri vardı. Onu gerçekleştirmek için ise okulun ikinci sınıfını beklemesi gerekiyordu:

‘Harvard’ın ikinci yılında bir snack bar çalıştırdım. Üniversitede birkaç iş vardı. Biri gazete dağıtmaktı. Bir kiosk vardı, sigara falan satılırdı. Bir başkası hafta sonlarında talebelere hamburger falan satan snack bardı. Hafta sonları üniversite kampüsünde yemek olmazdı. Talebeler için kabus gibiydi, doğal olarak bu snack bara gelirlerdi. İşte ben burayı işletmiştim. Hayatta ilk gerçek işim buydu.’

İlk girişimde verimli çalışma

Genç öğrenci ilk işinden o zamanki parayla 8 bin, kendi hesabına göre şimdiki parayla 200 bin dolar kazanmıştı. Üstelik bir başarı öyküsü de yaratmıştı. ‘Benden önce snack barın işletmeciliğini ikinci sınıf talebelerine veriyorlardı, birinci sınıflara vermiyorlardı. Benden önce orayı çalıştıran 13 kişiyle çalıştırdı. Benim zamanımda, ben dahil 3 kişi çalıştırdık.

Benden önce çalıştıran biraz aristokrat bir gençti. Mesela akşam temizliğini o yapmıyor, 20 dolara hademeye yaptırıyordu. Ben mutfak kapandıktan sonra temizliğe de girdim. Maliyetleri mümkün olduğunca düşük tutarak, çalışmanın önemini göz önünde tutarak işleri yürüttüm.’

Sabırlı olun, asla yılmayın!

Bu öğrenci kim diye merak etmişinizdir... Ondan önce bu dönemi anlatırken paylaştığı bir cümleye de dikkat çekmek istiyorum. Böylece, başarıların tesadüfen ya da durup dururken olmadığının altını bir kez daha çizmiş olalım. Şöyle diyor: ‘Hiçbir şey çalışmadan olmuyor. Sabırlı olun, yılmayın. Yüz metre değil, maraton koşun.’ İlk parasını 6 yaşında kazanan, ilk işini üniversite 1’inci sınıfta kuran bu kişi, geçtiğimiz günlerde banka satın almasıyla gündeme gelen Hüsnü Özyeğin’den başkası değil... Kendi deyimiyle ‘maraton’ koştuğu iş dünyasında Finansbank gibi önemli bir değer yaratmakla kalmadı, ülke içi ve dışında dikkat çekici girişimlere imza attı. Şimdi yeniden ülke içinde bankacılığa giriyor. Bakalım, maratonun bu bölümünde neler izleyeceğiz!

BES’e ‘katılım’ dopingi geliyor

Bireysel emeklilik sektörünü (BES), start verdiği 2003’ten bu yana izliyorum. Gerçekten 6 yılda büyük bir başarı öyküsü yazıldı, aralarından milyar dolarlık şirketler çıktı... Dün Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan’ın katılımıyla, 2 milyonuncu emeklilik planını alan tasarruf sahibine plaket törenine katıldım. Bütün BES şirketlerinin genel müdür ve yöneticileri bir aradaydı.

Anadolu Hayat ve Emeklilik Genel Müdürü Mete Uğurlu, Emeklilik Gözetim Merkezi Başkanı olarak sektörün geldiği yeri ortaya koydu:

 * Sektör 6 yılda, 13 şirkete, 128 adet fona, 16 bin aracıya ulaşmış.

* Katılımcı sayısı 2 milyon 5 bin 56’yı bulmuş. Toplanan yatırım ise 9.3 milyar TL’yi yakalamış.

* 2015’te 4 milyon, 2020’de 5.5 milyon katılımcı hedefleniyor. Fon tutarında 48 milyar TL ile 115 milyar TL hedefleri var.

Başarının sırrı nerede?

 * Türkiye’de genelde sektörler ve şirketler arasında rekabet acımasızdır. Ortaklaşa rekabet, sektörü güçlendiren işbirlikleri ve ‘centilmen yarış’ düzeyi zayıftır. Ancak, BES’i bu düzeye getiren faktörlerden biri, şirketlerin BES Platformu altında toplanıp, sektör yaratmaya yönelik girişimlere yönelmeleri oldu.

* Özellikle şirketlerin ilk kurulduğu yıllarda, hedefe, kurumsal değil, sektörel başarı alındı. Şirketler, sektörü anlatmaya yönelik reklam yaptı.

* Bel altı vuruşlar pek olmadı, diğer sektörlerde olduğu gibi ‘acımasız fiyat’ rekabetine başvurulmadı.

* Özetle, ‘Sektör büyürse, biz de büyürüz’ yaklaşımı, şirketler cephesinde kabul gördü.

Şimdi hedef daha yukarıda

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, gelişmiş ülkelerde emeklilik fonlarının GSMH’ya oranının yüzde 50 ve üstü düzeyinde olduğunu söylüyor. Türkiye’de yüzde 10’u bulması durumunda, sektörün büyüklüğünün 10 milyar doları bulabileceğini belirterek, şirketlere yeni hedef verdi.

Bu hedefi veren Ali Babacan, toplantının hemen öncesinde ise sektörün beklediği bir düzenlemeyi hayata geçirmişti. Buna göre, BES fonlarının içine, yeni dönemde ‘Katılım bankalarının’ fonları da dahil edilebilecek. Böylece, ‘faiz haram’ diye bu tür fonlardan uzak duran hedef kitle, BES’in kapsama alanına girebilecek. Böylece, 100 milyar dolar hedefine gitme süresi belki biraz daha kısalacak.