Ferhan Kaya Poroy

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/02/01/8186510.ferhan-kaya-poroy.png

Zamane anneleri

Cumartesi, 10 Temmuz 2010 - 05:00

Mail ortamındaki yazılara pek itibar etmiyorum aslında... Ama arada bir de insanı derinden etkileyen “Hah tamam, işte budur! Sanki beni anlatmış!” dedirtecek türden yazılar da çıkmıyor değil. Bir arkadaşım ‘Zamane Anneleri’ başlığı altında uzunca bir yazı gönderdi. Yorumlarımla birlikte tüm yazıyı bu köşeye sığdırmam mümkün değil. Bu nedenle en can alıcı bölümlerini yazdım buraya... Yine de merak ederseniz bana e-mail atın size tümünü gönderirim. İşte yüzde yüz aynı olmasa da biz zamane anneleri...

Bir anneanne anlatıyor:

- Ne yazık ki, kızım da diğerleri gibi zamane annelerinden oldu. “Çocuğumu en iyi şartlarda, en iyi okullarda, en iyi eğitim ile yetiştireceğim” diye tutturdu. Çocuğun almadığı ders kalmadı neredeyse. Bale, piyano, tenis, yüzme dersleri yetmedi, kolejlerde okuttu. Onunla birlikte ders çalışıp sınavlara birlikte girdi sanki. Şimdi adı sanı duyulmuş kolejlerden birinde okuyor. Ama hepimizden uzaklaştı. Derslerinden başka oyun bilmeyen, soğuk, ağır biri oldu.

- Zamane anneleri böyle oluyor işte. Çocuk yetiştirmeyi yemek yapmak sanıyorlar. Parayı bastırıp en donanımlı mutfakta, en iyi malzemeleri kullanırlarsa yemeğin mükemmel olacağını hayal ediyorlar. Ortaya çıkan yemeğe bakıp neden lezzetli olmadığını soruyor, kabahati mutfakta veya malzemede arıyorlar. Kendilerinde hiç kabahat bulmuyorlar. Halbuki elinin emeği, sabrı, özeni olmadıkça lezzeti yakalayamazsın. Hele bir sarma sarsınlar da göreyim ben onları. Bu kez de “O kadar emek verdim, kimseye yedirtmem” diye tutturur bunlar. Sanki analarından böyle gördüler. Hayat kolaylaşıp hızlandıkça her şeyin aynı kolaylıkla yapılacağını sanıyor bu zamane anneleri. Çocuklarını da çabuk büyütmeye uğraşıyorlar. Onları hızlı yaşlandırdıklarının farkında bile değiller.

- Çocuk bu; yetiştiği ortamdaki insanlara, anne babasına benzeyecek elbet. Çocuk onlara benzemeye başladıkça anneler kendi beğenmediği yönlerini çocuklarında görüp kızıyor, nerede hata yaptıklarını bulmaya çabalıyorlar. İkinci çocukta ise o ilk heves kalmıyor da öyle kurtarıyor onlar kendilerini.

Başlangıçta da söylediğim gibi, tam olmasa da ben de bir zamane annesiyim. Açıkçası ben bu kadar hırslı değilim ama ders de çalışıyorum çocuklarla, piyano dersi de aldırıyorum doğrusu... Ama bu işlerin, yani gerçek başarının parayla değil, mutlulukla ilgili olduğunu çok da iyi biliyorum. Büyümelerini istiyorum ama bir an önce işim bitsin diye değil; onlarla daha çok şeyi paylaşabilmek için. Herkese iyi hafta sonları...