Zamanlama 500 puan

Pazar, 24 Eylül 2017 - 05:00

Okullar açılırken ortaya çıkan müfredat rezaleti, Atatürk’ü sınıftan atınca, her kesimde infial yarattı. Devamı da gelecekti. Yine çıkışı Cumhurbaşkanı Erdoğan buldu. TEOG tam bir gündem değiştirme taktiği gibiydi.

15 gün önce TEOG’un faydasından bahsedilmişti ama, hem gündemi değiştirmek hem de imam hatiplerin artık öğrenci bulamamasına bir çare olması için sistem bizzat Cumhurbaşkanı tarafından yok edildi. Zamanlaması TEOG’da en yüksek puan olan 500 puanı hak etti.

Şimdi Başbakanımız ne diyor: “İsteyen istediği okula gidebilecek.” Ne güzel. Çocukların hayal ettiği okullar belli. Taş çatlasa 15 tane. Hayal nasıl gerçek olacak. Olacağı belli. “İstanbul Lisesi, Galatasaray Lisesi, Kabataş Lisesi... veremedik, size imam hatip lisesi verelim. Evinize de yakın” denecek ve maksat hasıl olacak.

İmam hatiplerde başarıyı yükseltemeyince, başarılı öğrencileri buraya kaydıracaklar. “TEOG çocukları yoruyor, yarıştırıyor, yazık” laflarının amacı artık anlaşıldı. İşlem tamam.

Üç gün önce Bakan Yılmaz bir garanti verdi: “Veliler emin olsun. İstemedikleri okula öğrenci gönderilmeyecek.” Bu vaat de burada dursun bakalım.

Dönün bu yanlıştan

Atatürksüz müfredata Atatürk gençliğinden tokat gibi cevap geldi: “İlk dersimiz Atatürk” Şimdi bekliyorum. Sosyal medyadan örgütlenip okulların açıldığı ilk gün tepkilerini koyan yüzlerce okuldaki, binlerce Atatürk gencinin bu hareketi nasıl bir karşılık görecek? Çünkü bu iktidar, politikasına ters her girişimi bugüne kadar cezalandırdı. Bu kez olmaz inşallah.

Reis küçüldü

Birleşmiş Milletler’in 72’nci genel kurulu için New York’a giden Cumhurbaşkanı Erdoğan ikili görüşmeler de yaptı. Bu kapsamda yeni Pakistan Başbakanı Şahid Hakan Abbasi ile de bir araya geldi gelmesine de, karizma biraz çizildi.



Çünkü biz şimdiye kadar Cumhurbaşkanımızın tokalaştığı kişilerden uzun, hiç değilse aynı boyda olmasına alışmıştık ama Başbakan Şahid biraz irice çıktı. Baksanıza, resmen Reis küçüldü yahu.

MERAK BU YA...

Düz dünyada deprem nedenini fuhuş sanan, deve sidiğinden medet uman, besmeleden narkoz bekleyen, bazı kadınları soyulmuş domates, bazı kadınları da teşhir malı gibi gören insanların ülkesinde yeni bir Diyanet İşleri Başkanı göreve başladı. Tayiniyle birlikte heybesine daha önce doldurdukları da ortalığa dökülmeye başladı. En önemli yalanı, Said-i Nursi ve İskilipli Atıf’a sırtını dayayıp Cumhuriyetin ilk yıllarında din düşmanlığı varmış gibi atıp tutarken, dedesinin Kuran’ı taş oyuklarına sakladığını söylemesiydi.

Hadi o sözleri bugün unutalım. Diyanet’e bambaşka bir Prof.Dr. Ali Erbaş geldi diyelim. Oraya çekidüzen vermesini bekleyelim. Bakalım son günlerde meydanı boş bulup ortalığa dökülen örgütlü yobazlıkla mücadeleye, önce kendi çizgisi, sonra da onu tayin eden yönetimin çizgisi izin verecek mi ona bakalım. Ama ben şimdi bütün bunları bir kenara koyup, önemli bir şeye dikkat çekmek istiyorum.

Bu fotoğraf, Prof. Erbaş Yalova Üniversitesi rektörüyken oturduğu masayı gösteriyor. Ama arkasındaki resme bakar mısınız? Bakalım Diyanet’teki masasının arkasında da Atatürk resmi olacak mı? Çizgi ve izin meselesi dedik ya...

TEKBİRLER

Okullar açıldı. Çocuklara “Günaydın” demenin yanlış olduğu öğretiliyor. “Hayırlı sabahlar” doğrusuymuş. Neyse isteyen istediğini söyler. Ama internette iki video var. İki ayrı okul. Öğrenciler tekbirlerle güne başlıyorlar. Ve bu okullar imam hatip de değil. Formalı iki okul. Gidişat böyle. Tedbir alınır mı acaba? Sizce?..
Yandex.Metrica