Zannetmek, yanılmak mıdır?

 
Hasan Gören’in Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan ilk romanı ‘Zan’, 70’li yıllarda genç bir adamın başından geçenleri anlatırken, değişmek ve hür irade üzerine uzun uzun düşündürüyor

Zannetmek, yanılmak mıdır?
Sinem DÖNMEZ
 

1971’in ortası, Anadol marka bir arabada ilerleyen üç üniversite öğrencisi. Adamlardan ikisi de aynı kadına, kadın yalnızca birine âşık. İrfan, Fuat ve Serap. Devrim hayali henüz taze. Siyasi ortam malum, radyoda durmadan iki anarşist ele geçirildi, şuraya baskın yapıldı haberleri akıp duruyor.

Tıp öğrencisi Fuat, polis baskınından kıl payı kurtulmuş, aranıyor. Hukukta okuyan İrfan paşa çocuğu ve kelimenin tam anlamıyla iyi aile çocuğu. Hep ütülü gömleği, derli toplu evi, yemek yaptığı mutfağı ve tereddütleriyle. Ailesinden gizli gizli, Fuat’ın yurtdışına kaçmasına yardım edecek. Akçakoca’daki yazlıktan tekneyle geçecekler. Serap da Fuat’la vedalaşmak üzere orada. Ve İrfan Serap’la beraber vakit geçirirken, kendisini yol arkadaşlarına ispat etme fırsatını tepecek değil. Plan işliyor, İrfan, Ereğli’ye kaçış planını öğrenmek üzere gidiyor, Fuat ve Serap, polis baskını ve banka soygununun nasıl Fuat’ın üzerine yıkılacağını radyodan takip etmeye çalışıyorlar.
 
İnsanı aşk değiştirir
 
İrfan Akçakoca’ya döndüğünde Fuat’ı tek başına buluyor. Ortada bir tuhaflık olduğu besbelli de, ne? Fuat gittikten sonra Serap’ın ortadan kayboluşunun üzerine İrfan, bu gizemi çözmeye çalışıyor. Yolu İstanbul’a düşüyor, hiç kendinden ve okurun da İrfan’dan ummayacağı şeyler yapıyor. Üstelik bu maceranın sonunda ölecek mi, hapse mi düşecek, paşa babası onu ret mi edecek, emin olmadan atılıyor her şeye. Romanın başında yazlığa giderken bile mütereddit olan bu genç adamın, cesaretine şaşırıyorsunuz. İnsanı galiba en çok aşk değiştirebiliyor…


İrfan’ın fakülteden arkadaşıyla konuşmalarını okurken, dönemin gençlerinde insanlığa, devrime, değişime olan inancın nasıl da güçlü, nasıl da yıkılmaz olduğunu düşünüyorsunuz ister istemez. Daha iyi bir dünyanın ihtimali üniversiteli gençler için bugünlerde olduğu kadar silik değil. Lakin umut her zaman baki.
 
 
Dönem atmosferi başarılı
 
Serap’a ne olduğu, Fuat’ın kaçıp kaçamadığı gizemi romanı okurken hep taze kalıyor. Hasan Gören Ankara’nın da İstanbul’un da 70’li yıllardaki atmosferini okura hissettirmekte oldukça başarılı. İrfan’ın tiyatro ve sinemaya olan düşkünlüğü sayesinde romanı okurken sık sık aklınıza farklı filmler ve oyunlar düşüyor. Gören, roman boyunca İrfan üzerinden sık sık özgür irade üzerine düşündürüyor okuru. Arkadaşlarıyla teori tartışırken ve kendiyle konuşurken İrfan’ı çok iyi tanıdığınız hissi yerleşiyor içinize. Roman İrfan’ın ihtiyarlığında, Akçakoca’da yani başladığı yerde biterken de bir adamın büyümesine ve yıllar içindeki farklılaşmasına tanık olmuş gibi hissediyorsunuz. İnsanlar, gençken yaşlandıklarında nasıl insanlar olacaklarını pek de iyi tahmin edemiyorlar, o naifliği Hasan Gören bize çok iyi aktarıyor.
 
Yandex.Metrica