Zekeriya Öz'ü HSYK'ya şikayetimdir

Cuma, 26 Temmuz 2013 - 05:00

İktidar istediği kadar “Türkiye’de tutuklu gazeteci yok onlar terörist” desin, ben hukuk yoluyla adalet arayışını sürdüreceğim. Bu konuda en ciddi adımlardan birisini daha atıyorum.

Avukatlarım Prof. Dr Köksal Bayraktar, Nurcan Bayraktar ve Şehnaz Yüzer’in hazırladığı dilekçeyle Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’ü Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) şikayet ettim.

Polisin masasına koyduğu sahte ihbar mektubuyla telefonlarım hakkında dinleme kararı alan Ergenekon savcısı Zekeriya Öz ile hukuk önünde hesaplayacağız. Önce Zekeriya Öz ile hikayemizi anlatayım:

Hrant Dink cinayetinde sorumluluğu olan ve Ergenekon soruşturmasını yürüten istihbaratçıların ihmallerini yazdığım kitabımın yayınlanmasından sonra polisler beni mahkemeye verdi. Hakkımda İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 32 yıl hapis istemiyle dava açıldı.

Davalar sürürken M. YILMAZ rumuzuyla 6 Mayıs 2009 günü ihmallerini yazdığım polislere (ne tesadüf ki) benim Ergenekon üyesi olduğum hakkında bir e-mail gönderildi. Polisler bu ihbar yazısını Zekeriye Öz’ün önüne koydular. Öz, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nden sabit ve cep telefonlarım hakkında 3 aylık dinleme izin aldı.

O polisler de dinleme masasının başına oturup beni üç ay dinlediler. Savcı Öz, o polislerin isteği üzerine 22 Ağustos 2009 günü ikinci kez üç aylık telefon dinleme izni aldı. Bu izin de 22 Kasım 2009 günü bitti.

Polisler iki kez birer aylık dinleme talebinde daha bulundu. Zekeriya Öz ne olduysa bu kez polislerin talebini geri çevirdi. Bunu da kendisiyle beraber dört savcının imzasıyla belgeye bağladı.

Savcı Öz polise şu gerekçeyi sundu “...Nedim Şener’in telefon görüşmeleri içerisinde yasadışı terör örgütü faaliyeti olarak nitelendirilebilecek herhangi bir görüşmenin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” Buraya kadar (tamamen saçma ve yalan olsa da) “şüphe” çerçevesinde yapılanların hepsini normal karşılayabilirim.

Ama bundan sonrası ne hukukla ne adaletle açıklanabilir. Eğer benim telefonlarımda suç yoksa Savcı Öz’ün bu konuşmaları imha ettirmesi gerekirdi. Oysa bunu yapmadığı gibi bir de Odatv operasyonunda gözaltına alındığımda bu konuşmalardan bana 14 adet soru yöneltti.

İddianamede de suçlama konusu olan telefon konuşmaları tamamen Savcı Öz’ün “Suç unsuru yoktur” dediği konuşmalardı. Ahmet Şık ile ben tutuklandıktan sonra önce o polis ardından da Öz görevden alındı. Ama adalet tecelli etmedi. Bunun için HSYK’ya şikayette bulundum. Bakalım adalet tecelli mi edecek yoksa HSYK “şikayetinizi aldık inceledik” diye beni teselli mi edecek?