Zeynep Çamcı: Kendini affetmeyen başkasını affedemez

Şu sıralar Kanal D’nin çok konuşulan dizisi ‘Kara Yazı’nın başroldeki asi kızı Zeynep Çamcı’yı daha yakından tanıyalım mı?

Zeynep Çamcı: Kendini affetmeyen başkasını affedemez
RÖPORTAJ: NAZENİN TOKUŞOĞLI

■ Sosyal medyada herkes sizin için ‘sevimli, sempatik’ yorumları yapıyor. Öyle misiniz gerçekten?

Böyle sorunca biraz garip oluyor ama gerçekte neysem oyum işte, olduğum gibiyim.

■ 30 yaşında demek zor size. “Yeter ama seksi ve dişi de görünmek lazım” dediğiniz oluyor mu hiç?

Hayır olmuyor. Dişi ya da seksi görünmeye hiçbir zaman çalışmadım. Ama oynadığım karakter seksi olmayı gerektiriyorsa denerim,

■ ‘Meryem’ filmiyle 2013’te Altın Portakal Ödülü kazanmıştınız. Ödülden sonra neler değişti?

Bazı şeylerin değişmemesi gerektiğinin ödülüydü bence. Çok gurur vericiydi ama yoluma devam etmeye çalışıyorum ve yapabildiğim şey her neyse beni mutlu ediyor.

■ Yer aldığınız son beş dizinin dördünde başroldünüz. Sizce sebebi ne?

Kulağa çok hoş geliyor. Birçok kişinin erişemediği bir istatistik. Yapım işini yapımcılar daha iyi bilir. Bende ne gördüklerini bilemem. Bu sorunun cevabı onlarda.



HİKAYE İÇİNDE HİKAYE

■ Gelelim ‘Kara Yazı’nın Yaren’ine... Kendi kelimelerinizle nasıl anlatırsınız onu?

Yaren çok özel bir karakter, vicdanlı ve farklı bir duruşu var. Kabukları da var. Umutları tükenmeyen, hayatta işleri yoluna koyabilmek için çok çalışan bir insan. Her sahnede biraz daha kabuklarının kırılmasını izleyeceğiz. Bu değişim beni de heyecanlandırıyor. Çok farklı duyguları bir arada yaşayabiliyorum. Bu da bir oyuncu için çok kıymetli.



■ ‘Kara Yazı’da Emre Kınay babanız rolünde. Enerjiniz tuttu mu? Tutmalı mı illa ki?

Bizimki tuttu. İlla ki tutmalı mı, tartışılır. Emre Kınay’la olan sahnelerimin yeri ayrı. Çok var böyle baba-kız ilişkileri. Ancak televizyonda bu şekilde pek işlenmedi sanırım.

■ Sıradışı bir ilişki değil gibi... Sanki elinde olsa ona annelik yapacak, görüyor ama susuyor.

Halil ve Yaren’in ilişkisi çok farklı ve özel bir ilişki. Başka bir detay daha var burada. Birbirini anlamaya ve sevgiyle değiştirmeye çalışan tüm insanlar aslında Halil ve Yaren’dir. Halil ve Yaren sahneleri affetmeyi öğretiyor. “Affetmeden sevemezsin” diyor bizlere.

■ Çok şaşıracak mıyız ilerleyen bölümlerde? Hikaye içinden hikaye çıkacak mı?

Evet, tahmin etmediğiniz birçok şey olacak… ‘Kara Yazı’, babasından şiddet görerek büyümüş Mehmet’le; babasının namus odaklı yaşamasından dolayı kadın kimliği geri planda kalmış Yaren’in hikayesini anlatıyor aslında. Ama bundan ibaret değil. Her bir karakterin ayrı hikayesi var. Dediğiniz gibi hikaye içinde hikaye. Daha önce bu kadar detaylı bir senaryoyla karşılaşmamıştım. Oyuncu kadrosu zaten inanılmaz.

■ Bir de Haluk Bilginer gerçeği var. Ustayla aynı sette olmak nasıl bir şey?

Bir kaç kez karşılaştık. İlk karşılaştığımda uzun süre izledim. İnsan izlemek istiyor çünkü… O kadar güzel oynuyor ki… Birlikte sahnemiz olmadı henüz ama o sahneyi heyecanla bekliyorum.

■ Travma dolu bir aile, uyumsuz anne-baba... İnsandan neler götürür? Ya da her şey kişilikte mi biter? Yaşamadınız ama Yaren sizinle hayat buluyor. Ne dersiniz bu konuda?

Önce kendimizi affetmeliyiz. Kendini affetmeyen başkasını affedemez çünkü... Ancak ondan sonra önyargısız ve tarafsız bakabiliriz insanlara. Gerçek sevgi böylece ortaya çıkar.Bizim hikayede babalarımız kendilerini ve ailelerini affedememiş.

İYİ Kİ BODRUMLUYUM

■ Bodrumlu’sunuz. Herkesin tatil için gittiği yer sizin memleketiniz. Nasıldır Bodrumlu olmak?

Bodrum’da doğdum, büyüdüm. Neredeyse herkes için vazgeçilemez bir tatil yeri Bodrum. Türkiye’nin gözbebeği. Tabii yerliler için durum epey farklı. Bodrum’da yaşayanlar için her mevsim başka türlü hissettiriyor. Yazın Türkiye’nin her yerinden, dünyanın her noktasından insanların Bodrum’da yaşadıklarını gözlemleme şansı doğuyor. Kış olunca kendine dönüyorsun. İyi ki orada doğmuşum. Çocukluğum tatil yerinde, tatil gibi geçti.



■ Zeynep’in Bodrum ritüellerinden birkaçını paylaşır mısınız, tatilcilerin bilmediği?

Tatilcilerin bilmediği bir şey kaldı mı! Ama mevsiminde Bodrum mandalinası yemek diyebilirim. Hiçbir meyveye, tada değişmem onu.

■ Zorlandınız mı Bodrum’dan sonra İstanbul’a gelince?

Tabii ki, zorlanmaz mıyım… 1-2 yıl sürdü alışmam. Büyük şehrin başka bir iletişimi var. Bunu benim gibi küçük şehirlerde yaşayanlar çok iyi anlayacaktır.

KÜÇÜKKEN DİL UYDURMUŞUM 

■ Turistlerle anlaşamayınca uydurduğunuz dili çok merak ettim.

Annemin anlattıklarına göre birden fazla uydurma dilim varmış. Karşımdaki insanın konuşmasına göre uyduruyormuşum.

■ Şimdi dizilerde, filmlerde yapılıyor bu. Siz erken keşfetmişsiniz…

Çocukken hayalgücü geniş oluyor tabii. Bir sürü turist eczaneye gelip gidince onlarla iletişim kurmaya çalışıyormuşum kendimce.



KALFA OLARAK ÇALIŞTIM

■ Annenizin eczanesi varmış. Çok vakit geçirir miydiniz orada?

Annem eczacıydı. Ben de eczanede kalfa olarak çalıştım, hem de büyük keyifle. Tatil yeri ya, türlü türlü insanlar gelirdi. Vakit çabuk geçerdi.

■ İlaç bilginiz ne durumda?

İlaç bilgim; evdeki ecza dolabına hakim olacak kadar yetiyor hâlâ.