01 Adana (Adanalıyık)

POSTA gazetesinde ‘konuk’ sıfatıyla başlayan maceram beni hayatımın en önemli dönüm noktaları ile yeniden karşılaştırmaya devam ediyor

27 Eylül 2018, Perşembe 02:56
A A

ŞORAY UZUN

POSTA’da katıldığım ilk gezi Edirne’ydi. 1972’de Bulgaristan’dan memlekete göç ettiğimizde ilk gördüğüm vatan toprağı! Son gezimiz ise memleket bildiğim, gözümü orada açtığım ve beni bir ‘evlat gibi’ bağrına basan Adana’ya oldu…

Beraber gezdiğimiz arkadaşlarla kısa da olsa yan yana olmaktan, doyumsuz sohbetlerinden aldığım büyük keyif bir yana, hayatımın en özel diyarında bir kez daha bulunmaktan çok büyük bir keyif aldım. Bu şehre sadece uğramak, bir an havasını solumak hatta uçakla semalarından geçmek bile kendimi daha iyi hissetmeme neden olur. Çok da izahı olan bir duygudan bahsetmiyorum.

ESMERLER ARASINDA SARI BİR OĞLAN

1967’de Bulgaristan Razgrat’ta Nasreddin Köyü’nde doğdum. Dedelerim bu Osmanlı sancağına Konya Akşehir’den gitmişler. Bu yüzden köyün eski adı Nasreddin. 1951’deki mübadelede sülalenin bir bölümü anayurda dönmüş ve Kahramanmaraş’a yerleşmişler. Biz de 1972’de Kahramanmaraş’a giderken Adana’da tüm paramız bitmiş ve ‘Adanalı’ olmuşuz. Adana’da çocukluk aklımla ilk dikkatimi çeken rengimin farklılığına gösterilen tepkilerdi. Esmerler diyarında sarı bir oğlan! Toplumda farklı bir birey olarak yer alabilme yeteneğim oluştuğunda henüz 9-10 yaşlarındaydım. Tabii bu yer edinebilme hakkı karşılıklı anlayış içerisinde farklı yaklaşımlarımızı masaya yatırıp tatlı tatlı tartışarak elde edilmiyordu. Eğer Adanalı olacaksanız, ilk öğrenmeniz gereken şey kavga edebilmektir. Kavga edemeyen adam yarım Adanalıdır. Bunun doğruluğunu, haklılığını falan tartışmıyorum. Fakat durum bu. Neyse ki bunu çok çabuk öğrendim. Herhangi bir okuyucumuza bu yazdığım bir şey ifade etmeyebilir ama bir Adanalı’ya ‘Adana Yavuzlar’danım’ dediğinizde anlaşılabilecek bir şeydir bu.

Başkan Soner Çetin tam bir Adanalı ve her daim halkın arasında.

CONOLARIN DİYARI

Yavuzlar… Son dönem biraz popüler olan Kiremithane’nin hemen yanı. Demirciler ile bizim Conoların diyarı. Sonradan Yüreğir ilçesi olduk. Bizim ev tam olarak sınırdı. Bizden sonra Conolar başlardı. Cono aşireti. Gazete ve TV’lerde Adana ile ilgili haberlerin çoğunun kaynağı komşularımız. Şimdilerde bu aşiretin büyük çoğunluğu komşumuz Mersin’e taşındı ve onlarla ilgili haberleri biz yine haber bültenlerinden ve gazetelerin üçüncü sayfalarından alıyoruz. Aşiret lideri rahmetli Con Ahmet’in cenazesi dün gibi aklımda. Bir at arabasına yatırılmış olan cenaze bütün mahallede ağır ağır dolaştırılmış ve biz Con Ahmet’i ebediyete uğurlamıştık. Sadece seyretmemiş, cenazenin at arabasından sarkan elini de öpmüştük.

MÜZİKTE ÇEŞİTLİLİK

Mahallemizin gururu Menderes Samancılar’ı da saygı ile selamlayalım. Gerçi biz rahmetli babası Arabacı Aşur Emmi ile daha çok vakit geçirdik. Menderes abiyi ara ara mahalle kahvesinin önünde mintanını ‘Yılmaz Güney’ misali açıp dururken görürdük. Mahalle kahvelerimizin sağ-sol olarak ayrılmasını belki anlayabiliyordum o zamanlar ama kahvelerin ‘Orhancı’ ve ‘Ferdici’ olarak ayrılmasını bu yaşımda bile anlayamıyorum. Tabii Ferdi Tayfur’un hemşehrimiz olması bu şehirde taraftarının çok daha fazla olmasını sağlıyordu. Müslümcüler biraz daha underground takılırlardı. Hemen her alanda Adana’da görebileceğiniz çeşitliliğin müzikte de olması kaçınılmazdır. Eski garajın tam karşısında bulunan Tanıl Düğün Salonu’nda da yine kıymetli hemşehrimiz rahmetli Kurtuluş’un hafif batı müziğinin Adana formasyonundaki ‘Duydum evleniyormuşsun sevgilim’ ile az gelin ağlamamıştır. Sokaktan geçen (Biz balcancı deriz) üç tekerli satıcıların ne sattığını pikaplarından çaldıkları parçalardan anlamak mümkündü. Örneğin ‘Bici bicici’ Erkin Koray hayranıydı ve ‘Fesuphanallah’ duyulunca Bici bicici’nin geldiğini anlardık.

HERKESİ BAĞRINA BASAR

Artık sıcağından mıdır, havasından mıdır bilmem, Adana’da günün herhangi bir saatinde, incir çekirdeğini doldurmayan bir gerekçe ile kavga görmeniz çok normal. Adana bir racon kentidir. Dışarıdan gelenlere sınırlı bir hoşgörü olsa da, yerel unsurlar bu yazılı olmayan kurallara uymak ya da saygı göstermek durumunda. Şahsen benim layıkıyla öğrenebilmem kafamdaki üç kırığa mal oldu. Dört buçuk yıl memleketin dört bir yanını gezdim. ‘Ne baküyün yöörüm?’ denilerek kavga başlatılan başka bir yer görmedim. Bir Adanalı size ‘Ne baküyün’ gibi bir soru sorarsa, uzatmadan birine benzettiğinizi söyleyin.

Ben de arkadaşlarımın yalancısıyım. Adana’ya vardığımda, en geç iki üç saat içinde bütün davranışlarım yavaş yavaş değişir. Bir ‘Adanalı’ olurum ve o ‘Racon abi’ istemsiz ortaya çıkar. Bunu en entelektüel Adanalı’da görmeniz de son derece doğaldır.

TÜRKİYE’NİN EN ÖZEL YERİ

Karataş’a, Yumurtalık’a gidebilecek durumunuz yoksa çimmeyi (yüzmeyi) öğrenebileceğiniz adres şehrin içinden geçen sulama kanalıdır. Yüzebilen yüzer. Başarılı olamayanın naaşı sonbaharda sular kesilince bir menfezde bulunur. Bizim mahallede gençler lise çağına gelince Yüreğir Polis Meslek Yüksekokulu sınavına girerler ve kazananlar hayatlarının geri kalanında aynı sınavı kaybeden arkadaşlarını yakalamaya çalışırlardı.

Benim gibi Adana’ya yerleşme durumunuz olursa hiç ama hiç merak etmeyin. Türkiye Cumhuriyeti’nin bana göre en özel yeri olan bu diyar, nereden gelirseniz gelin hiçbir ayrım yapmadan sizi bağrına basar.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.