100 yıllık yolculukta son durak

100 yıllık yolculukta son durak

Amerika merkezli internet gazetesi Huffington Post, geçenlerde dünyanın en havalı (İngilizce cool) 11 tren garını seçti

12 Ağustos 2012, Pazar 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

‘En havalı’ seçilen diğer tren garları arasında Belçika’nın Antwerp kentindeki merkez İstasyonu, Avusturya’nın Innsburck kentindeki Lowenhaus İstasyonu, Fransa- Strasbourg Garı, Hindistan-Bombay’daki Chatrapi Shivajı Terminali, Japonya-Kanazawi Tren İstasyonu, İspanya-Madrid’deki Atocha, Tibet’i Çin’e bağlayan Tangula, Arjantin- Patagonya’daki Cascade de la Macerana...

Bu haberi okuyunca geçirdiği büyük çatı yangınından sonra kaderini bekleyen Haydarpaşa Garı’na hüzünlenmemek elde değil... Avrupa garlarının arasında çok genç sayılabilecek olan Haydarpaşa Garı’nın tarihi sadece 100 yıl öncesine dayanıyor. Dönemin Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit tarafından 1906 yılında İstanbul- Bağdat demiryolu hattının başlangıç istasyonu olarak yaptırılmaya başlandı. İki Alman mimar Otto Ritter ve Helmuth Conu tarafından projelendirilen garın mimari tarzı da doğal olarak neo-klasik Alman mimarisi stilinde oldu. Binanın inşaatında Alman ve İtalyan taş ustaları da çalıştı. Lefke’den gelen ilk taşı onlar koydu. Müthiş vitrayları Linneman usta tarafından yapıldı. Ortaya çıkan sadece üç tarafı denizle çevrili, eşi benzeri olmayan muhteşem bir gar değil, bir sanat eseriydi. Gar iki yıl gibi kısa bir zamanda hizmete açıldı. III. Selim’in paşalarından Haydar Paşa’nın adı verildi. Ancak Haydarpaşa Garı Abdülhamit’e pek de şans getirmedi. Garın hizmete girdiği yıl padişah tahttan indirildi. Ünlü mimar Vedat Tek’in 1915-1917 yılları arasında yaptığı çinili Haydarpaşa İskelesi de sonradan tarihi gara eşlik etti.

Felaketler yaşadı

Haydarpaşa Garı birçok felaket de yaşadı. I. Dünya Savaşı’nda Anadolu’ya sevk edilmek üzere gar binasında depolanan cephaneler 6 Eylül 1917 günü yapılan bir sabotaj sonucu infilak ederek büyük bir yangın çıkardı. Garda hareket etmek için bekleyen ve gara girmekte olan cephane ve asker dolu çok sayıda vagon yok oldu. Bu Haydarpaşa Garı’nın yaşadığı son felaket değildi. Gar açıklarında 15 Kasım 1979’da akaryakıt yüklü Independente adlı tankerin bir gemi ile çarpışması sonucu tüm İstanbul gibi gar da büyük bir felaketin eşiğinden döndü. Ama büyük zarar gördü, garın çok değerli vitrayları daha sonra aslına uygun olarak yeniden yapıldı. Son felaket ise geçen yıl yaşandı. 28 Kasım 2010 tarihinde Haydarpaşa Garı’nın çatısında meydana gelen yangının elektrik tesisatında meydana gelen kısa devreden kaynaklandığı açıklandı... Bu yangın Haydarpaşa Garı’nı derin bir sessizliğe boğdu... 31 Ocak 2012 akşamı son sefer kalktı Anadolu’ya...

Birçok filme dekor oldu

Haydarpaşa Garı, sadece İstanbul’u Anadolu’ya bağlayan bir tren garı olmadı. İstanbul’un yaşadıklarına da bizzat tanık oldu. İstanbul’un işgaliyle gar da işgalci kuvvetlerin eline geçmişti. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Ankara’dan İstanbul’a gelişinde Mustafa Kemal, Haydarpaşa Garı’nda karşılanmıştı. Varlık Vergisi döneminde Aşkale’ye sürgün giden gayri müslimlerin acılarına tanık olmuştu. Anadolu’dan İstanbul’a ‘Taşı toprağı altındır’ diye gelenlerin ilk gördüğü yer, dolayısıyla da simgesi oldu. 1950 ve 60’lı yıllarda İstanbul’a yapılan göçün sembolü olan gar, birçok Türk filminin bu sahneleri için de vazgeçilmez dekoru oldu. Senaryosunu Halit Refiğ ile Orhan Kemal’in yazdığı, Halit Refiğ tarafından 1964 yılında filme çekilen ‘Gurbet Kuşları’, Anadolu’dan İstanbul’a göç eden bir ailenin dramını anlatır. Filmde, ailenin Haydarpaşa Garı’nda başlayan İstanbul macerası yaşanan çeşitli felaketler sonucu yine garda biter. Aile geri döner yine Haydarpaşa Garı’ndan...

1970’lerin sinemasında da önemli bir yer tutan göç filmlerinin değişmez seti olarak kullanıldı Haydarpaşa Garı. Metin Akpınar, Zeki Alasya ve Kemal Sunal’ın başrolü paylaştığı 1974 yapımı ‘Köyden İndim Şehire’ de bunlardan biri. Haydarpaşa Garı’ndan çıkınca İstanbul’un büyüleyici güzelliği karşısında şaşıran Metin Akpınar’ın “Bura nere?” şaşkınlığı unutulmaz sahnelerden biri. Bu şaşkınlığı İstanbul’a ilk gelen ve Haydarpaşa Garı’ndan çıkan herkesin hissettiğine şüphe yok. 2010-2011 yıllarında Haydarpaşa Garı’nda toplam 201 sinema filmi, dizi, reklam, belgesel film ve klip çekildi. Bu dizilerden Yaprak Dökümü’nün son sahnesi unutulmazlar arasında yer aldı.

Sadece Türk filmi, dizisi ve reklamı çekilmedi. ‘Chanel’ filminde efsane modacıyı canlandıran Audrey Tatou’nun bulunduğu Chanel 5 parfümünün reklam filminin final sahnesindeki gar da Haydarpaşa Garı’ndan başka bir yer değildi. Sadece filmciler değil edebiyatçılar da Haydarpaşa Garı’ndan etkilendi. Bu etkilenme Nazım Hikmet’in ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’ şiirine şöyle yansıdı: Haydarpaşa Garı’nda 1941 baharında Saat on beş. Merdivenlerin üstünde güneş Yorgunluk ve telaş Bir adam Merdivenlerde duruyor Bir şeyler düşünerek... Unutulmaz hatıralara, başlangıçlara, acılara, sevinçlere, filmlere sahne olan, şiirler yazılan Avrupa’nın en genç garı, 100 yıllık Haydarpaşa Garı bugünlerde yeniden hayat bulacağı günleri sessizce bekliyor... Otel yapılacak, alışveriş merkezi olacak denilirken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın bu konudaki son açıklaması, turizm amaçlı proje çalışmalarının sürdüğü yönünde. Ancak ne yapılırsa yapılsın, Haydarpaşa’nın 100 yıldan fazla süredir üstlendiği tren garı özelliği ortadan kalkacak. Bir tarih yok olacak...

( 05.08.2012 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır ) 

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Osmanlı'nın Balkanlar'daki mirası: Saraybosna