12 yaşından beri topladığı plaklarla dükkan açtı...

12 yaşından beri topladığı plaklarla dükkan açtı...

12 yaşından beri topladığı plaklarla dükkan açtı...

30 Ocak 2011, Pazar 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Seral Cumalı

scumali@posta.com.tr

60’ların sonları, 70’lerin başları müzik çağıydı... Yaşamı, modayı şarkılar ve şarkıcılar belirlerdi... Müzik her şeydi...
Beatles, Rolling Stones, Elvis Presley, Cliff Richard, Adamo, Enrico Macias, Sylvie Vartan, Johnny Hollyday dinlenirdi...
Beatles üyeleri gibi erkekler saçını uzatır, Fransız şarkıcı Antoine’ın giydiği çiçekli gömlekler ‘Antoine gömlek’ diye vitrinlerde yerini alır, Elvis’inki gibi İspanyol paça pantolonlar giyilirdi...
Site ve Fitaş sinemalarında suareden önce zamanın ünlü grupları Mavi Işıklar ya da Siluetler konser verirdi.
Dönemin dünyaca ünlü bütün şarkıcıları İstanbul’a gelir, konserleri dolar taşardı... Alkıştan çok çığlık atarak tezahürat yapılırdı.
Sezen Cumhur Önal ve Fecri Ebcioğlu zamanın moda yabancı şarkılarına Türkçe sözler yazar, hatta mutlaka o şarkının sahibine de bir tane okuturdu. Yabancı şarkıları Türkçe sözlerle Ajda Pekkan’dan, Tanju Okan’dan da dinlemeye doyamazdık. Ajda’nın her saç modelinin yakın takipçisiydik. 45’lik plaklar vardı... Ön ve arka yüzünde birer şarkı olurdu. Bir de 10 şarkılık ‘longplay’ler. Ve tabii ki onları çaldığımız pikaplar... Tüketim toplumu değildik... Her şey bir seremoni ile alınırdı. Beyoğlu’na çıkılır, Tünel’deki Lale Plak Evi’ne gidilir bir tane 45’lik, ya da bir longplay alınırdı. İlk aldığımız 45’lik plak Adamo’nun ön yüzünde ‘Tombe la Neige’ olan plağıydı. Sonra ‘Her Yerde Kar Var’ adıyla o şarkının Türkçe’sini de söyledi Adamo. Plağın arka yüzünde de ‘Car Je Veux’ diye bir şarkısı. Uzun yıllar sonra o şarkıyı Emel Müftüoğlu ve Akrep Nalan ‘Karlar düşer/ Düşer düşer ağlarım’ diye söyledi. 74’ten sonra kasetler çıktı, böylece 80’lerde 45’likler ömrünü tamamladı. Sonra da CD’ler kasetlerin yerini aldı. Bunları bana hatırlatan Kadıköy- Bahariye’de Dr. Esat Işık Caddesi’nde gördüğüm ‘Vintage Records’ adlı dükkan oldu. Vitrindeki 45’likleri, longplay’leri, pikapları gönünce içeri daldım. Cliff Richard’ın longplay’i dönüyordu pikapta. İlk aldığımız 45’lik plak olan Adamo’nun ‘Tombe la Neige’inin olup olmadığını sordum, dükkan sahibi hemen çıkardı. Tabii ki plağı satın aldım. Sonra plakların arasında kendimi kaybettim.

Evinde 10 binin üzerinde plak var

Dükkanın sahibi Mete Avunduk 38 yaşında. Aslında o bir koleksiyoner. 12 yaşından beri plak topluyormuş. Evinde 10 binin üzerinde plak varmış. Evinin her odasında, mutfakta bile bir pikap bulunuyormuş. Her gördüğü plağı dayanamayıp aldığı için bazıları 2, hatta 3 tane olmuş. Bunları insanlarla paylaşmak istemiş. Önce Moda Sineması’nın pasajında bir dükkan açmış. Ardından da buraya taşınmış.
Plak fiyatları 3 lira ile 45 lira arasında değişiyor. Çok daha pahalı olanlar da var. Fiyat yüksekliği, bazı plakların çok az olmasından, hatta bulunmamasından kaynaklanıyor. Bazen de bir plağı üç kişi istiyormuş, o zaman açık artırmaya başvuruluyormuş. Sonunda plak 100 liraya da satılabiliyormuş. En pahalı plaklar Barış Manço’nun ve Erkin Koray’ınkilermiş. Onların dükkan fiyatı 100 lirayı buluyor. Çünkü hem çok talep varmış, hem de bulunmuyormuş. Plakların pahalı olmasından hiç hoşlanmıyor Mete Avunduk. Çünkü herkesin alabilmesini istiyor. Ayla Dikmen’in ‘Anlamazdın’, Nil Burak’ın ‘Yalnızım Ben’ şarkılarını yıllar sonra tekrar meşhur eden ‘Issız Adam’ filminden sonra satışlarda bir hareket olmuş ama bu kalıcı olmamış... Mete Avunduk; “Mal kıymeti bilen bir toplum değiliz. Sadece plakları değil pikapları da çöpe atmışız.
O nedenle birçok plak hiç yok. Bulduğum birçok plağın da kapakları yok, çünkü plak korunsa bile onlar çöpe gitmiş” diye yakınıyor. Ne yazık; aynı bizim plaklar ve pikaplar gibi! O dönemleri yaşamamış Mete Avunduk ama çok ilgili olduğu için yaşamış kadar biliyor. “Benim için bu şarkılar nostalji değil, ben müzik olarak bakıyorum ve her zaman dinliyorum” diyor. Hobilerle yaşamı keyifli hale getirmek gerektiğine inanıyor ve hobisiyle bunu başarmış görünüyor. “Bütün dert tasa, yarın ne yapacağım endişesi bitiyor” diye tanımlıyor bu hobisini. Önce bana, sonra herkese öneriyor.
Mete Avunduk aslında DJ. 90’larda Kent FM’de radyo programları yapmaya başlamış. Şimdi Dinamo FM’de (103.8’de) salı günleri 21.00’de programı var; eski şarkıları çalıyor...

(Bu yazı 23 Aralık 2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır)

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Yaz geliyor farkında mısın? Peki, yaza hazır mısın?