514 çocuklu bir kadın

Size yaşamlarını engelli hayvanlara adamış üç insanı tanıtacağım: Zühal Kadıoğlu, Şule Paçalı ve Sarper Duman.

01 Eylül 2019, Pazar 08:00 Son Güncelleme:
A A
514 çocuklu bir kadın

Sizi üç kişiyle tanıştıracağım; Zühal Kadıoğlu, Şule Paçalı ve Sarper Duman. Üçü de hayatlarını engelli hayvanların mutluluğuna adamış. Her biri, çoğu kişinin bir ömür boyunca yaptığı toplam iyiliği her gün tekrar tekrar yapıyor. Hem de yaptıklarını iyilik olsun diye değil, kendi kalpleri için başka türlüsü mümkün olmadığından yapıyorlar.

Yaşamın (bazen de başka bir insanın!) hoyratça vurduğu patili dostlarının gözlerinde biraz mutluluk görebilmek için çok çabalıyorlar. Bu haberin amacı sadece iyiliği hatırlatmak ama bilirsiniz iyilik bulaşıcıdır; umarım hepimize çok fena bulaşır.

İNSAN ELİYLE ZARAR GÖRMÜŞ YÜZLERCE ÇOCUĞU VAR : Zühal KADIOĞLU

49 yaşında, ODTÜ mezunu, dış ticaretle ilgileniyor. Evinde görme engelli kediler, kedi AIDS’i olan kediler ve tek böbrekli bir köpek olmak üzere 13 hayvan var. Kurucusu olduğu ENCANDER Yaşam Merkezi’nde de felçli, engelli, yaşlı ya da kanser hastası 321 köpeğe ve 125 kediye bakıyor. 30 köpeğe ve 25 kediye yuva arıyor. Her birine “Çocuğum” diyor. 

-2011 yılında babam ağır hastaydı ve yoğun bakımda yatıyordu. Doktorlar kurtulma imkânı olmadığını söylediler, annemi 17 yaşındayken kaybetmiştim… Umutsuzluk içindeyken sosyal medyada uyutulmak üzere olan bir felçli köpek gördüm. Maddi olarak zor durumda olmama rağmen onu buldum, aldım. Onu veterinerlere götürdüm, evimde baktım, iyileşmesi için bir yüzme havuzu kurdum. Sonunda yürümeye başladı. Aynı zamanda büyük bir mucizeyle babam yoğun bakımdan çıktı, iyileşti. Zorlu bir süreç olmasına rağmen umudu yeşertmenin önemini o zaman anladım. Yaşadıklarım bana yol haritası oldu. 

-İlk yürüttüğüm felçli hayvanım bana cesaret verdi ve diğer hayvanların da aynı şansa sahip olmalarını istedim. Türkiye’nin değişik illerinden yüzlerce felçliye tedavi ve barınma imkanı sağlamak için kliniklerle iş birliğine girdim. Engelli, kanserli ya da ölüme terk edilmiş kedilere, köpeklere sahip çıkmaya başladım. Sonunda 2015’te Engelli Canları Koruma ve Yaşatma Merkezi’ni (ENCANDER) kurdum. 2018’de dernek statüsü kazandık. Silivri’de fizik tedavi ve bakım hastanesine dönüşen evim bu yıl şubat ayında Türkiye’deki ilk “Engelli Hayvanlar için Geçici Bakımevi” statüsünü aldı. 

ZAMAN KAVRAMLARI YOK EN KÖTÜ TRAVMALARI SEVGİ İLE ATLATIYORLAR

-Başlarda çok zorlanıyordum çünkü öleceklerini bilerek onlara bakmak, kısa ömürlerinde onlara yetememek ya da onlar adına doğru karar verememek ağır bir duygu… Ancak zamanla gördüm ki onların zaman kavramı yok, en kötü travmaları bile sevgi ile atlatıyorlar; o anı en güzel şekilde yaşıyorlar.

Diğer yandan şu ana kadar 100’e yakın felçten kalkıp yürümüş, hayata tutunmuş hayvanı görmüş olduğum için çok şanslı hissediyorum. Bu duygu tarif edilemez çünkü öleceğini bilerek kendini bırakmış, her şeyi kabullenmiş olan bu canların koşması, gülmesi apayrı bir his! Felçli kalan hayvanların ise azimlerini gördükçe hayattaki sorunların aslında göründüğünden daha küçük olduğunu algıladım. Yeter ki her canlıya yaşam hakkı tanınsın, birkaç iyi an yaratılsın. 

HAYVANA ŞİDDET UYGULAYAN HAPİS CEZASI ALMALI

-Bu hayvanlar ya dövülmüş ya bıçaklanmış ya ateşli silahla vurulmuş veya araba ile çarpılmış, insan eli ile yüzde 90 zarar görmüş. 

-Hayvanları Koruma Kanunu uzun süredir sürüncemede olan bir konu. Biz yaşam hakları savunucuları olarak hayvanlara yapılan her türlü şiddetin mutlaka hapis cezası gerektirdiğini söylüyoruz. Şiddet uygulayan kişi hayvanlar ile ilgili sosyal sorumluluk projelerinde çalıştırılıp hayvanlar ile iletişime geçmeli. Sahipsiz hayvanların neler yaşadıklarını görmeliler. 

Nasıl destek olabiliriz? 

Yola çıktığımda bu kadar çok bakıma muhtaç hayvanın olacağını bilmiyordum. Ancak hepsi de aynı şansı hak ettiği için elimdeki bütün imkanları kullanmayı seçtim. Bütün gelirim onlara gidiyor doğal olarak ve son bir yılda ciddi zorluklar yaşamaya başladım. 2017’den itibaren arkadaşlarımın, ailemin destekleri ile ancak götürebildim. 

En büyük arzumuz İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yaptıklarımızın farkına varması ve bu konuda bize destek olması… Sonuçta İstanbul il sınırları içindeyiz ve Encander Yaşam Merkezi, Türkiye’nin ilk ve tek özel bakımevi statüsüne sahip yeri…

Devlete ve özel kurumlara sesimizi duyurmak, herkesin ufak katkılarla büyük farklar yaratabileceklerini anlatmak bize umut sağlayabilir. 

-Instagram: @encandernegi 

-Turkcell ve Vodafone’dan 3600 ENCANDER yazarak 10 TL bağışta bulunabilirsiniz. 

HAYVANLARIN PELERİNSİZ KAHRAMANI: Şule PAÇALI 

25 yaşında, Marmara Üniversitesi Hemşirelik mezunu, hemşire. Veteriner teknikerliği formasyonu var. Zor durumdaki hayvanları ırk, cins, tür ayırt etmeden tedavi ediyor, sahiplendiriyor ya da doğasına kavuşturuyor. Şu an kendi evinde 12 kediye ve iki köpeğe bakıyor; ancak daimi olarak kurtarma yaptığı için ev nüfusu sabit kalamıyor. Annesinin evinde ise 12 köpek ve 15 kedi var. 

ÖNCE YARALARINI SONRA RUHUNU İYİLEŞTİRDİM

-Ben bayramlarda ilk önce barınakları ziyaret eder, oradaki canları besler, temizliklerini yapardım. Birkaç yıl önce de yine küçük bir ilçenin barınağını ziyarete gitmiştik. Köpeklerin kafesinde hareketsiz yatan bir kedi gördük; öldüğünü düşünüp defnetmek üzere yanına gittiğimizde, sürünerek kaçmaya başladı. Kanaması vardı ve yara yerleri kurtlanmıştı. Bir traktörün motoruna sıkışmış… Artık yürüyemeyecekti ve tuvaletini de kendi kendine yapamıyordu.

Bu tarz durumlarda sadece yürüyemediği için uyutulma yani öldürme yoluna gidiliyor; oysaki minik kalbi atıyordu! Onu aldım ve bir daha ayrılmadım. Tuvaletini günde üç kere masajla benim yaptırmam gerekiyordu. İnanılmaz zorlandığım bir dönem oldu ama zamanla alıştım. Önce yaralarını sonra ruhunu iyileştirdim. Onunla başlayan bu ilgi ve sevgim sayesinde sonrasında da yüzlerce engelli can kurtardım.

-Üniversite okurken kurtarma yapmaya devam ediyordum. Babam o dönem bakım ve temizliklerini üstlendi. Bana “Okuyup mesleğini eline alırsan onlara daha çok faydan dokunur, okuluna odaklan” dedi. Bu süreçte çocukların her şeyiyle ailem ilgilendi. Babamın dediği gibi de okulum bitip çalışmaya başlayınca daha çok can kurtarabildik. 

KENDİLERİNİ YÜK OLARAK HİSSETMELERİNDEN ÇOK KORKARIM

-Sosyal hayatım pek yok. Evden uzun süre uzaklaşmak pek mümkün olmuyor. Engelli çocuklar olunca öğle araları bile işten eve gelip onların bakımlarını yapıyorum sonra işe geri dönüyorum. Tüm çocuklara çok özen gösteriyorum ama engellilere çok daha başka. Tuvaletlerini kaçırabiliyorlar. Daha birkaç saat önce temizlediğim nevresimi batırabiliyorlar. Çok yorgun olsam da hiç sesimi yükseltmem, sessizce temizlerim tekrar tekrar. Zaten zor bir hayatları var; kalplerini incitmekten, kendilerini yük olarak hissetmelerinden çok korkarım. Yeter ki iyi olsunlar seve seve altlarını temizlerim, yemeklerini yediririm, yaralarını sararım. Hayata ne verirseniz onun dönüşünü alırsınız.

-İlk zamanlar bazı komşularımızla epey mücadele ettik. Kedi evlerimizi keserle parçaladılar, mama ve şu kaplarını döktüler, psikolojik baskı uyguladılar. Ama asla pes etmedik. Biz dik durduğumuz için mama kaplarını deviren komşuların sesi soluğu kesildi. Onun yerine kedileri seven, onlara mama veren insanlar çoğaldı. İyilikte ısrarcı olun, göreceksiniz bu yayılacak. 

ONLAR KENDİ HAKLARINI SAVUNAMIYORLAR ONLARIN HAKLARINI SAVUNMALIYIZ

-Bir hayvana şiddet uygulandığında en az kendi başıma gelmiş kadar çok üzülüyorum ve canım acıyor. İstanbul’un yanı sıra Sakarya’da küçük bir ilçede aynı zamanda kurtarma yapıyoruz. Ve sık sık şiddet, tüfekle vurma, zehirleme vakalarıyla karşılaşıyoruz. Bunu yapanlara öncelikle yaptığının yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Onların da bizim kadar yaşam hakları olduğunu, vermedikleri bir canı alamayacaklarını… Anlamazlarsa mahkemeye veriyoruz. Onlar konuşamıyorlar; onların sesi olmalıyız. Çalışıp kazanamıyorlar; onlar için de çalışıp onları doyurup, tedavilerini yaptırmalıyız. Haklarını savunamıyorlar; haklarını savunmalıyız. Çünkü insan olmak bunu gerektirir.

GÖRMEZDEN GELEREK ÇÖZÜMÜN PARÇASI OLAMAZSINIZ 

-Beraber yola çıktığımız çoğu insan “Ben bu acıyı görmeye dayanamıyorum” diyerek yoldan döndü. Ama görmezden gelerek çözümün bir parçası olamazsınız ki... Kalbiniz acısa da yorulsanız da bir şeyler yapmaya çalışın çünkü bize çok ihtiyaçları var. Bazen yuva bulmam aylar sürebiliyor. O zaman yeni kurtarmalarda zorlanıyorum. Bu yüzden sahiplenmeniz çok kıymetli. Hem sahiplendiğiniz canı hem de yerine alacağımız canları kurtarmış oluyorsunuz.

Nasıl destek olabiliriz? 

- @sulecika ile irtibata geçerek bir çocuğa yuvanızı açabilir, klinik masraflarına destek olabilir, mama yollayabilirsiniz. Herkesin yapabileceği bir şey mutlaka vardır.

KEDİLERİN RACHMANINOV’U: Sarper DUMAN

30 yaşında, İTÜ Konservatuar mezunu, müzisyen, 18 kedisiyle birlikte yaşıyor. Kedileriyle birlikte piyano çalıyor; onları psikolojik olarak müzikle iyileştiriyor. Instagram’da paylaştığı videolar dünya çapında izleniyor. 1 milyondan fazla takipçisi var.

İNTİHARDAN DÖNDÜREN KEDİ

-Şu anda sağlıklı ve mutluyum ama her zaman bugün olduğum gibi değildim. 10 yıl kadar önce büyük bir depresyona girdim. Duyarlı biriyim. Dünyadaki birçok problem beni çok incitiyordu. Yaşama bağlılığımı giderek kaybediyordum. Bir gün bir binanın çatısına çıktım ve kendimi boşluğa bıraktım. Gözlerimi açtığımda bir sürü kırık kemik ve buruk bir ruhla hastanedeydim.

Geçici olarak felç kalmıştım ve artık daha da kötü hissediyordum. Bir gün babam beni mutlu etmek için pikniğe götürdü. Çimlerde sırt üstü uzanıyordum. Bir kedi belirdi. Sürünerek bana doğru geldi ve yanımdan ayrılmadı. Aylar sonra ilk defa gülümsemiştim. Küçük bir sokak kedisi bana kalbim olduğunu yeniden hissettirdi. Orada öyle uzanmış, umutsuzca gökyüzüne bakarken yanıma gelen kedi sayesinde bana hayvanların yardım edebileceğini ve zamanla benim de onlara yardım edebileceğimi hissettim. O gün benim için bir dönüm noktasıydı. Kediyi de bizimle beraber eve götürdük. 

- İyileştikçe, birçok sokak kedisi sahiplendim. Benim için çok özel olan iki gözü de görmeyen Veysel’i 3,5 ay önce kalp krizinden kaybettim; şu anda 18 kedim var. Kör, engelli, hasta sokak kedilerini evlat edinip onları olabildiği kadar iyileştiriyorum. Onlarla evimi, müziği ve zamanımı paylaşıyorum. Onlar da bunun karşılığında yaşamam için amaç oluyorlar bana. 

HAYVANLARIN DA ‘EN AZ’ İNSANLAR KADAR YAŞAMAYA HAKKI VAR!

-Piyano dersi verdiğim bir öğrencinin pratik yapması için telefona kayıt yapıyordum. Çalarken birden evdeki tüm kediler başıma toplandı. Kimi oturup dinliyor, kimi piyanonun üzerinde sakince dolaşıyordu. Kedilerimden bu beklenmedik ilgiyi görünce videoyu Instagram hesabıma yükledim. Ertesi gün uyandığımda büyük bir şokla karşılaştım. Sadece 300 olan takipçi sayım 55 bin olmuştu. Paylaştığım o video 93 milyon kez tıklandı; Zayn Malik ve Ellen Degeneres videoyu hesaplarından paylaştı. 

-Şu anda da dünyadaki birçok problemi tüm açıklığıyla görebiliyorum fakat pes etmek yerine çözüm için çabalıyorum. Gördüğünüz gibi hayvanlar insanların, insanlar da hayvanların hayatını kurtarabilir. Hayvanların da en az insanlar kadar yaşamaya hakkı var! Ve bazılarının tek umutları kötü dünyanın iyi insanları…

Işıl CİNMEN

isil.cinmen@posta.com.tr

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...