'Abim sahnede ölmeseydi şarkıcı değil akrobattım'

'Abim sahnede ölmeseydi şarkıcı değil akrobattım'

Semiha Yankı da 'Seninle Bir Dakika' da unutulmaz oldu. Semiha Yankı 55 yıllık hayatını anlattı

13 Ekim 2013, Pazar 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Semiha Yankı’yı 16 yaşında tanıdık. Eurovision Şarkı Yarışması’nın heyecanla izlendiği yılların ilkiydi. Nefeslerimizi tutmuş, TRT ekranında sahnedeki küçük kızın kendinden büyük sesiyle söylediği ‘Seninle Bir Dakika’yı dinliyorduk. Sonuç; sonunculuktu. Ama şarkı, yıllarca dillerde dolaştı.

RÖPORTAJ: SERAL CUMALI

seral.cumali@posta.com.tr

Mecidiyeköy’de bir apartman dairesinde leğene düşerek doğdum. Ebeyi beklerken sıcak suyu hazırlamışlar, annem o leğenin içine doğurmuş beni. Ailem akrobattı. Annem eski Türkiye ses birincisi. ‘Küçük Mualla’ adıyla şarkı söylerken tanışmış akrobat olan babamla.

Ben küçükken babam Muammer Yankı, ablalarım Safiye, Hamiyet ve Metin Abimle ‘Quartet Yankılar’ adıyla kulüplerde akrobasi yapıyordu. Ben akrobasi yapmadım. Utandığım için değil, akrobat olarak yetiştirilmedim.

“Abim akrobasi yaparken kafa üstü düşüp öldü”

1972 yılıydı. Hamiyet Ablam, 1971’de film yapımcısı İrfan Atasoy ile evlenmiş, akrobasiden kopmuştu. Dörtlüyü tamamlamam için mini şort giydirip beni sahneye çıkarmışlardı. Sahnede sadece akrobasi takımlarını alıp vererek partnerlik yapıyordum. Üç dört ay bu şekilde çalıştım. İleride belki de akrobat olacaktım. Ama o korkunç olay oldu.

Gösterinin bir bölümünde Metin Abim, babamın omuzlarına çıkar, ellerinden tutarak başını babamın başı üzerine koyar ve amuda kalkardı. Ama o gün Metin Abim babamın başının üzerinden kayıp kafası üzerine düştü. O anı hiç unutmam, aklıma geldikçe bugün bile o an duyduğum dehşet ve acıyı taptaze hissederim. Metin Abim beyin sarsıntısı ve iç kanama nedeniyle öldü. Ne ilginçtir ki, büyük ablam Safiye, 41 sene sonra abimle aynı gün, 18 Mart’ta vefat etti.

“Akrobasiyi bırakan aileme tavernalarda şarkı söyleyerek baktım”

Metin Abimin vefatıyla sahne hayatım başladı. Ağabeyim ölünce babam ve ablam bir daha akrobasi yapmadı. Başka meslekleri yoktu. Aileme bakmak için 1972’de tavernalarda çalışmaya başladım. Daha 14 yaşındaydım. Ne yapayım, ailenin sorumluluğu benim üzerimdeydi, Allah bunun için beni görevlendirdi diyeyim. Tavernalarda Orhan Gencebay da söylüyordum, İngilizce şarkılar da.

Plak yapımcısı Yaşar Kekeva tesadüfen şarkı söylediğim tavernaya gelmiş. Kartını verdi, “Beni ara” dedi. Aradım. O dönemde arabesk okuyan Biricik vardı, bana da okutmak istediler. Fakat arabesk elbiseyi bana bir türlü uyduramadılar, “Hafif Batı Müziği söyletelim” dediler, Ülkü Aker’in sözünü yazdığı ‘İnim İnim İnledim’i söylettiler.

16 yaşında tavernalardan Eurovision’a

Bir gün Kemal Ebcioğlu, Ülkü Aker’i arayıp, “Eurovision Yarışması var Türkiye’den katılacak biri var mı elinde?” diye sormuş. O da “Küçük bir kız var elimde” demiş. Ben 16 yaşındayım. Kemal Ebcioğlu’yla bir araya geldik, Eurovision şarkısı ‘Seninle Bir Dakika’yı seslendirdik. Müracatların kapanmasına 15 dakika kala başvurumuzu yaptık. Sonra ben bunu unuttum kalktım Adana’ya program yapmaya gittim. TRT beni Adana’da buldu, “Eurovision Yarışması’nda finale kaldınız” dediler. Programı kesip Ankara’ya gittim.

Şarkıyı seslendireceğim ama sözlerini hatırlamıyorum. Bir kere okumuşum, aradan zaman geçmiş sözleri aklımdan gitmiş. Tekrar şarkıya çalıştık. Sonra Cici Kızlar’la ben birinci oldum. Cici Kızlar’dan Bilgen Bengü’nün çektiği kurayla 1975 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil etme hakkını kazandım. Sonuç sonunculuktu. Küçüktüm, bilincinde değildim ama etrafımda önemli ustalar vardı, Bülent Özveren, Timur Selçuk...

Sonucun politik olduğunu söylüyorlardı. 1974’te Kıbrıs’a çıkartma yapıyorsun, 1975’te bir kızcağız gidiyor ülkeyi temsil ediyor. Hayatı nasıl kazanırım diye etrafımı tırmalarken bunlar oluyordu. Beni günah keçisi ilan ettiler. Bu suçun benim olmadığını anlatabilmek için 1976’da Bulgaristan’daki Altın Orfe Müzik Yarışması’nda Türkiye’yi temsil ettim ve birinci oldum.

Demek ki suç benim değilmiş! Ama bir trafik kazası geçirip televizyon programına gidemediği için TRT o yıllarda bana boykot koymuştu. O zaman tek kanal olan TRT kazandığım şarkıyı yayınlamadı. Geriye dönüp baktığımda ‘Eurovision’a iyi ki katılmışım’ diyorum. İlk katılan ben oldum, ilk aşklar gibi; ilkler unutulmuyor.

‘Bana güç kullanmak isteyen son eşimi hastanelik ettim”

Eurovision yıllarında Tansu Polatkan’a çok aşıktım. 16-17 yaşındayım, onun resimlerini cüzdanımda taşırdım. Sonra platonik aşkların değil gerçek aşkların peşine düşüyorsunuz. Ama hayat sizi öyle yerlere sürüklüyor ki; keşke o platonik aşklarda kalsaydım diyorsunuz. Keşke o temiz duyguları, o heyecanı yaşasaydım hep.

Önce sancılı bir süreç yaşadım (Eyüp Öncü ile ilişkisi). Daha sonra 1983’te Ömer Haşhaş’la evlendim, 7 Şubat 1984’te kızım oldu, adı Tebessüm. Ama maalesef kızıma hamileyken benden saklanan nedenlerle kocam 18 sene cezaevine girdi.

Ben bunu bilseydim, böyle bir yaşamın içinde yer almazdım. Kocam cezaevine girdiğinde 2.5 aylık hamileydim. Hep çıkacak umuduyla bekledim. 7.5 sene yatıp çıktığında bizim yollarımız ayrılmıştı zaten.

Sonra bir evlilik daha yaptım, konuşmak istemediğim. Hep fırtınalı aşklar yaşadım. Vurdulu kırdılı ilişki de yaşadım. Güç size karşı kullanılırsa kötü. Bana karşı kullanılmaya çalışıldı ama ben daha güçlüydüm, ben onu hastanelik ettim. Ondan da boşandım. Şimdi tek aşkım torunum Aslan. ‘Çapulcu’ Aslan!

(06.10.2013 tarihli Posta Karnaval'dan alınmıştır.)

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Yaz geliyor farkında mısın? Peki, yaza hazır mısın?