'Açlıktan tencere dibi yaladım'

'Açlıktan tencere dibi yaladım'

Survivor'a katılıp da hayal kırıklığıyla dönmeyen yok. Geçen hafta röportajını okuduğunuz Sibel Tüzün'den sonra şarkıcı Doğuş da (38) adadan gönderildi. Dominik Cumhuriyeti'nde yapılan yarışmada sırtından vurulduğunu iddia eden Doğuş adadaki günlerini anlattı: Korkuyu, açlığı, dostluğu-düşmanlığı, herşeyi...

26 Mayıs 2012, Cumartesi 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Röportaj: Ömer Gören
ogoren.aktuel@gmail.com


Survivor’a nasıl katıldın?

Yarışmanın başlamasına bir ay kala Acun Medya’dan teklif geldi. Zaten katılmak istediğim bir projeydi. Hatta tekliften önce “Beni neden çağırmıyorlar?” diye düşünmüştüm. Gittiğim için de çok mutluyum.

Seyahat arifesinde heyecanlı mıydın?

İlk günden elenene kadar o heyecan içimden hiç çıkmadı. Gitmeden önce adada nelerle karşılaşacağımız söylendi. “Orada aç kalacak, çok zor şartlar altında yaşayacak, zorlu oyunlarda yarışacaksınız” denildi.

Yanında ne götürdün adaya?

Sadece kapüşonlu yağmurluğumu... Yanımda tek bavul bile yoktu.

  Orada seni korkutan bir şey oldu mu? Oyunlarda zorlandın mı?

Geceleri ağaçların arasından gelen sesler beni ürkütüyor, uyumama engel oluyordu. Kaldığım süre boyunca da hiç alışamadım o seslere. Oyunlarda ise çok zorlandım. Çünkü hepimiz açtık. Format gereği nasıl bir oyun çıkarırlarsa, onu yapmak zorundasın... Ben oyunlarda başarılı olamadım. İzleyici de sms’lerde beni hiç desteklemedi. Zaten bende tansiyon sorunu vardı. Gece uyuyamayıp bir de aç olunca oyunlarda halsiz ve bitkin oluyorduk.

  Aç kaldığınız için mi birbirinizle ters düşüyordunuz?

Gruptaki insanlarla daha önceden bir paylaşımım yoktu. Aç kalmak da her şeyi birbirine düşüren bir silah. Survivor’ın özelliği bu zaten.

Bireysel ihtiyaçlarınızı nasıl karşılıyordunuz?

Diğerlerini bilmem ama ben tırnaklarımı yiyor, bazen de yutuyordum mesela.

Nasıl yani?

Makas yoktu. Tırnaklarım uzadığında dişlerimle tırnağımı kesiyordum. Tuvalet ihtiyacımı herhangi bir yerde gideriyordum. Orada her yer tuvalet.

“Sırtımdan vurdular”

En sevdiğin arkadaşların kimlerdi?

En değer verdiğim kardeşim Nihat. Birbirimize sıkı şekilde sahip çıktık. Anıl sonradan aramıza katıldı. Anıl’ı da çok seviyorum.

Ne kadar süre adada kalmayı hayal etmiştin?

Valla ben üçe veya dörde kalırım diye hayal etmiştim. Fakat yarışmalarda başarılı olamayınca, bir de Merve (Büyüksaraç) beni arkadan vurunca...

Elenmen seni şoka uğrattı mı?

Sonuçta halk istedi, elendim. Ama sırtımdan vurulduğumu hissetmiştim. Önceden konuştuğumuz halde Merve kardeşimin adımı yazması, zoruma gitmişti. Ama bu da ada psikolojisinden kaynaklanıyor. Bunu bildiğim için öfkem kısa süre sonra geçmişti.

Karnınızı nasıl doyuruyordunuz?

Adada tadı bildiklerimizden farklı olan bir hindistancevizi, bir de haşlamadan yiyemediğimiz muzlar vardı. İçim dışım muz ve hindistancevizi oldu. Beceriksizliğimizden dolayı balık da tutamıyorduk ki yiyelim. Verilen pirinçleri pişiriyor, aç kalmamak için tencerenin dibini yalıyordum. O pirinci vermeseler açlıktan ölürdük.

“Kremalı çikolata düşlerimdeydi”

Adadayken en çok neyi özledin? Tekrar gider misin?

En çok annemi özledim. Telefon olmadığı için stresliydim. Twitter ve facebook’umda mesajlaştığım sevenlerimden ayrı kalmak da ağır gelmişti bana. Adaya tekrar gider miyim? Evet. Nihat ve Anıl için tekrar adaya giderdim.

  Döndüğünde ilk yapmak istediğin neydi?

Annemin yemeklerini tatmayı, kaşık kaşık kremalı çikolatayı mideme indirmeyi düşünüyordum. Ama elendikten sonra ancak üç kaşık çikolata yiyebildim.

Unutamayacağın bir anını bizimle paylaşır mısın?

Adadaki her saniyem unutulmaz. Orada yalnızken 8 beste yaptım. Yani adada bile ilham perilerim beni yalnız bırakmadı. On gün sonra çıkaracağım yeni albümümde adada bestelediğim de yer alacak

“Adada 5 kilo verdim”

Survivor sana olumlu-olumsuz ne kattı?

İnsanların beni net olarak tanıma fırsatı bulduğunu, bu açıdan çok iyi olduğunu düşünüyorum. Bir artı daha: Adaya giderken 82 kiloydum, döndüğümde 77.

Survivor’ı izlemeye devam ediyor musun?

Her şey tahmin ettiğim gibi gelişiyor. Orada neler olup bittiğini çok iyi biliyorum. Onun için de Allah, Nihat kardeşime sabırlar versin diyorum.

Dışardan bakan biri olarak şimdi Nihat’ı destekliyorsun herhalde.

Nihat ile Anıl. Ama full desteklediğim Nihat. Gerçekten kalbi ve sözünün eri olmasıyla çok değerli, muhteşem bir adam! Aramızdaki ilişki 5000 watt üzeriydi. İyi ki onu tanıdım. O artık hayatımın son noktasına kadar kardeşim olarak kalacak.

  Orada yaşadıklarını kaleme almak istiyor musun?

Hayır. Ama Mustafa Topaloğlu böyle bir yazı yazarsa zevkle alıp okurum yani. Mustafa Ağabey ve diğerleri hakkında başka bir yorum yapamayacağım artık.

( 19.05.2012 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır. )

Sıradaki haber yükleniyor...
holder