Hipertansiyon ve Diyabet Oyuna Gelmez

27 Mart ‘Dünya Tedaviye Uyum Günü’ kapsamında Kahramanmaraş’ta düzenlenen etkinlikte uzmanlar, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun artırılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Mustafa Araz ve Prof. Dr. Oktay Ergene, hipertansiyon, diyabet ve obezite gibi hastalıkların kontrol altına alınmaması halinde ciddi komplikasyonlara ve erken ölümlere yol açtığını vurguladı.
27 Mart ‘Dünya Tedaviye Uyum Günü’ kapsamında Kahramanmaraş KİGEM Kadın İşgücünü Geliştirme Merkezi’nde Prof. Dr. Mustafa Araz ve Prof. Dr. Oktay Ergene, Servier Türkiye’nin koşulsuz katkılarıyla Türkiye’de ilk defa 14 derneğin iş birliği ile hayata geçen “Türkiye 2030’da yüzde 50” projesi kapsamında vatandaşlarla bir araya geldi. Hasta, hasta yakını, sağlık profesyonelinin katıldığı ve katılımcıların tansiyon değerlerinin ölçülmesiyle başlayan etkinliğin moderatörlüğünü tiyatro sanatçısı-yönetmen Mert Öner yaptı.
Türkiye’de kronik hastalık oranları yüksek
Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Araz, Dünya Tedaviye Uyum Günü kapsamında yaptığı açıklamada, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Kronik hastalıkların uzun vadede organ ve dokularda ciddi hasarlara yol açtığını ifade eden Araz, “Türkiye’de kronik hastalık oranları yüksek. En sık görülen hastalıklar arasında hipertansiyon ve diyabet yer alıyor. Bu hastalıklar; kalp, damar, böbrek ve sinir sistemi gibi birçok organda hasara neden olarak uzun vadeli komplikasyonlara ve ölüm riskinde artışa yol açıyor” dedi. Türkiye’de hipertansiyonun erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 31’inde, diyabetin ise yüzde 16’sında görüldüğünü aktaran Araz, bu oranların yüksekliğine dikkat çekti. Kontrol oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurgulayan Araz, kronik hastalıklarda hedef değerlere ulaşma oranının yüzde 30-40 civarında olduğunu kaydetti.
Türkiye’de tedaviye uyum oranı yüzde 36
Tedaviye uyumun hem dünyada hem de Türkiye’de yeterli düzeyde olmadığını dile getiren Araz, “Hastaların tedaviye uyum oranı dünya genelinde yüzde 30 ila 50 arasında. Türkiye’de ise bu oran yaklaşık yüzde 36 seviyesinde” diye konuştu.
2030’da tedaviye uyum oranı hedefi yüzde 50
2030 yılına yönelik hedeflere de değinen Araz, tedaviye uyumu artırmaya yönelik çalışmalar yürütüldüğünü belirterek, “Amaç Türkiye’de tedaviye uyum oranını yüzde 30’dan yüzde 50’ye çıkarmak. Bu sayede hastalıkların uzun vadede oluşturduğu zararların azaltılması hedefleniyor.” ifadelerini kullandı.

Uyum artarsa ölüm ve komplikasyonlar azalıyor
Tedaviye uyumun artırılmasının önemli kazanımlar sağlayacağını vurgulayan Araz, “Tedaviye uyum sayesinde ölüm oranlarında yaklaşık yüzde 21 azalma, organ hasarı ve komplikasyonlarda ise yüzde 30 ila 50 oranında düşüş sağlamak mümkün.” dedi. Toplumun eskiden kalma bilgileriyle kendilerini ve yakınlarını korkutmamalarını hatırlatan Araz “kronik hastalığı olan bir hastanın reçete edilmiş ilacını bırakması, düzensiz kullanması çok tehlikelidir.” şeklinde konuştu.
Metabolik hastalıklar erken ölümlerin başlıca nedeni
Kalp Damar Hastalıklarından Korunma ve Farkındalık Derneği Başkanı Prof. Dr. Oktay Ergene ise diyabet, obezite ve hipertansiyonun birbiriyle bağlantılı olduğunu belirterek, bu hastalıkların kontrol altına alınmaması halinde erken ölüm riskinin ciddi şekilde arttığını söyledi.
Metabolik hastalıkların temelinde obezite ve glikoz kontrol bozukluğunun yer aldığını belirten Ergene, “Diyabet, kalp ve böbrek hastalıkları birbiriyle ilişkili. Bu hastalıklar orta ve uzun vadede ciddi organ hasarlarına yol açarak dünyada erken ölümlerin en önemli nedenlerinden biri haline geliyor.” dedi.
50 yaş sonrası risk hızla artıyor
ABD’de yapılan bir araştırmaya değinen Oktay Ergene, belirli yaşın üzerindeki bireylerde bu hastalıklardan en az birinin görülme oranının yüzde 90’ların üzerine çıktığını belirterek, “50 yaş sonrası 10 kişiden 9’unda bu hastalıklardan en az biri görülüyor.” diye konuştu.
Türkiye’de obezite ve diyabet oranı yüksek. Türkiye’de obezite oranının erişkin nüfusta yüzde 36-40 seviyelerinde olduğunu, diyabetin ise yaklaşık yüzde 17 oranında görüldüğünü aktaran Ergene, bu oranların Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti. Türkiye’de yaşam süresinin gelişmiş ülkelere göre daha kısa olduğunu vurgulayan Ergene, “Gelişmiş ülkelerde ortalama yaşam süresi 80’li yaşların üzerine çıkarken, Türkiye’de bu rakam 77 civarında. Arada 10 yıla varan farklar bulunuyor.” ifadelerini kullandı.
Sağlıklı yaşam alışkanlıkları erken yaşta kazanılmalı
Hastalıkların önlenmesinde sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine işaret eden Ergene, yaşam tarzının genç yaşlarda düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Hastalık geliştikten sonra ise ilaç tedavisinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Hipertansiyon ciddiye alınmıyor
Hipertansiyonun çoğu zaman hafife alındığını dile getiren Ergene, “Hipertansiyon, dünyadaki ölümlerin ve kalp hastalıklarının önemli bir kısmından sorumlu. Ancak toplumda yeterince ciddiye alınmıyor ve ilaç kullanımı ihmal ediliyor. Toplumsal önlemlerin önemine de değinen Ergene, tuz tüketiminin azaltılmasının hipertansiyonla mücadelede önemli bir adım olduğunu belirtti.
70 yaş grubunda hipertansiyon oranı yüzde 70
İleri yaşlarda hipertansiyon görülme sıklığının arttığını ifade eden Ergene, “70 yaşındaki bireylerde hipertansiyon görülme oranı yüzde 70. yani 10 kişiden 7’sinde hipertansiyon var.” dedi. Kan basıncının kontrol altına alınmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Ergene, “Günümüzde artık biliyoruz ki tansiyonun 130/80 mmHg’nin altına indirilmesi gerekiyor. Aksi halde kalp krizi ve inme riski ciddi şekilde artıyor.” diye konuştu.
Tiyatro sanatçısı Mert Öner aynı takvimde buluşan Dünya Tedaviye Uyum Günü ve Dünya Tiyatro Günü’nün adeta hayatın dengesine vurgu yaptığını söyledi: “27 Mart’ın iki anlamı var: Dünya Tiyatro Günü ve Tedaviye Uyum Günü. Aynı günde buluşmaları, hayatın hem sahnede hem bedenimizde aynı incelikli dengeyle aktığını hatırlatıyor; bu rastlantının içinde tuhaf bir sevinç, derin bir anlam var. Sahne, insanın doğayla yeniden aynı ritmi aradığı yerdir. Bir nefes, bir söz, bir beden… Hepsi görünmeyen bir uyumun parçası. Tiyatro hatırlatır. Uyum yaşatır. Hikâyeler ise unuttuklarımızı iyileştirir. Bizi birbirimize, toprağa, hayata yeniden bağlar. Çünkü dünya, ancak hikayelerimizi paylaştığımız sürece dengede kalır.”

Türkiye 2030’da % 50 projesi… Çağın ilacı başlanmış tedaviye uyumdur…
Dünyadaki veriler her iki hastadan birinin tedaviye uyumsuz olduğunu gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü rakamlarına göre dünyada 1.3 milyar kişi hipertansiyon, 800 milyondan fazla kişi de diyabet hastası. Her 9 kişiden biri diyabetle yaşadığının farkında değil. OECD verileri, tedaviye uyumun artmasıyla uzun dönemde ölüm oranlarının yüzde 21 azaltılabileceğini gösteriyor. Aynı araştırma, yüksek hasta uyumunun sağlık harcamaları üzerinde yıllık 125 milyar Euro katkı sağlayabileceğini ortaya koymaktadır.
Türkiye’de ise tüm erişkinlerin yüzde 31’i hipertansiyon, yüzde 16,6’si diyabet hastası. Hipertansiyon tedavisine başlayan hastaların yarısı ilk iki yılda tedavilerini yarım bırakıyor. Tedaviye uyum sağlamayan hastaların hastaneye yatışlar üzerindeki artış oranı yüzde 20’ye varıyor. Alarm veren bu tablonun değişmesine katkı sağlamak için hayata geçen Türkiye 2030’da %50 projesi 13 uzmanlık 1 hasta derneğinin katılımıyla ortaya çıkan ve hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklarda hastanın tedaviye uyumu ve tedavi başarısının yükselmesini hedefleyen bir sosyal sorumluluk projesidir. Servier Türkiye’nin koşulsuz desteklediği bu projede amaç 2030 yılına kadar %30 olan tedavi başarısını %50’ye çıkartmaktır.
14 dernek ortak amaç için birleşti
Hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklarda tedaviye uyum oranlarını yükselterek hastalık kontrol başarısını 2030'a kadar en az yüzde 50'ye ulaştırmayı hedefleyen bu projede, Ateroskleroz Derneği, Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği, Dahiliye Uzmanları Derneği, İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği, Kalp Damar Hastalıklarıyla Mücadele ve Farkındalık Derneği, Kardiyovasküler Akademi Derneği, Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği, Metabolik Sendrom Derneği, Türk Diyabet Cemiyeti, Türk Girişimsel Kardiyoloji Vakfı, Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği, Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği, Türkiye Diyabet Vakfı, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği yer alıyor.
Editöre not:
Türkiye 2030’da %50 proje hedefleri:
- Türkiye’de kronik hastalıklarda güncel tedavi oranları yüzde 50 civarında, kontrol oranlarının ise yüzde 30'un altında. Proje ile kronik hastalıklarda tedaviye uyum oranlarını 2030 yılına kadar yükselterek, hastalık kontrol düzeylerini en az yüzde 50'ye ulaştırmak.
- Tedavide özellikle birinci basamağın aktif olarak devreye alınması ve kurumlar arası koordinasyonun arttırılması.
- Uzmanlık derneklerinin bir araya gelerek ortak etki oluşturması; birlikte eğitimler, projeler ve farkındalık çalışmaları yürüterek daha güçlü ve daha etkili bir mesaj verilmesi.
- Kronik hastalıklarda risk faktörlerini hedef değerlere ulaştırarak, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği şekilde, erken ölümleri engelleyebilmek.
- Tedaviye uyumu engelleyen, hastalıkları kontrol altına alma konusunda yanlış yönlendirmeler yapan bilgi kirliliğinin önüne geçmek.
- Hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkların ortaya çıkmasını artıran, tedavi başarısını olumsuz etkileyen sigara, tuz tüketimi, hareketsiz hayat, stres, obezite, yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini azaltarak hastanın günlük hayatını sürdürülebilir olarak yönetmesine yardımcı olacak bilgilerin doğru kanallardan paylaşılmasını sağlamak. Organ yetmezliği, hayat kalitesi kaybı ve erken ölümlerin önüne geçmek.
İlandır