Ahmet Kural, Murat Cemcir, Yağmur Tanrısevsin: 1 milyar dolar bize çıksa biz de kendimizi bozabilirdik

Ahmet Kural, Murat Cemcir, Yağmur Tanrısevsin: 1 milyar dolar bize çıksa biz de kendimizi bozabilirdik

Tüm filmlerinde gülmeye alışık olduğumuz Ahmet Kural ve Murat Cemcir ikilisi bu kez ‘Baba Parası’ ile seyircinin yüzünü güldürecek. Filmin sürpriz starı ise güzel oyuncu Yağmur Tanrısevsin. 1 Ocak’ta vizyona girecek olan ‘Baba Parası’nın temel sorusu şu: Para için kendini ne kadar bozabilirsin? Filmin çekildiği Sait Halim Paşa Yalısı’nda üç oyuncuyla bir araya geldik. Oya Çınar/ oya.cinar@posta.com.tr

28 Aralık 2019, Cumartesi 08:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

makya ‘Baba Parası’ vizyona giriyor. Önce şunu sormak istiyorum. Kaç yaşınıza kadar ‘baba parası’ yediniz?

Murat Cemcir: Valla ne yediysem ilkokula başlayana kadar yedim, sonra yiyemedim. Her yaz çalıştım. Elektrikçide, kunduracıda, sanayide… Ağustos böceği gibi yazın çalıştım, kışın yedim.

Siz mi tercih ettiniz, koşullar mı öyle gelişti?

M.C.: Yooo, babam tercih etti (Gülüyor). Çünkü bizim evde hiçbir zaman öyle dağıtılacak kadar bir para olmazdı. Olayı dramatikleştirmek istemem ama durum buydu.

Yağmur Tanrısevsin: Okul dönemi, lise bitene kadar ailem destek oldu. Sonra zaten kendi paramı kazanmaya başladım.

Ahmet Kural: İlk dizi filmim ‘Fikrimin İnce Gülü’ çekilene kadar babamın parasını yedim. Sağ olsun, ev kiramı dahi o ödüyordu.

M.C.: Yalan söylüyor, biz ikimiz film yapmaya başlayana kadar dönem dönem Mesut Amca’nın parasını hep yedi Ahmet (Gülüyor).

BABAMIZIN PARASI OLSA GAYET GÜZEL YERDİK

Bazıları için birey olma yönünde çok keskin bir adımdır. Bunu gurur meselesi yaparlar…

M.C.: Valla ailemin parası olsa ben gayet zevkle yerdim.

A.K.: E tabii, ben de yerdim.

Y.T.: Bence durumları iyi olan aileler destek olmalı tabii çocuğuna, niye olmasın ki!

YAĞMUR TANRISEVİN: ‘SELÇUK AYDEMİR SİNEMASI’ KAHKAHA GARANTİLİDİR

Kahkaha atmaya şartlanıp gelen seyirci ‘Baba Parası’nda yine aradığını bulacak mı?

A.K.: Fazlasıyla bulacaklarını düşünüyorum.

Y.T.: Zaten Selçuk Aydemir sineması her zaman kahkaha garantili bir sinemadır.

M.C.: Vaay! Slogan gibi oldu. Selçuk, röportajdan önce çalıştırdı mı seni Yağmur? (Gülüyor).

‘Baba Parası’ ne anlatıyor?

M.C.: Ortada ciddi bir ‘baba parası’ var. Bir milyar dolar kadar. Biz filmde Yağmur’un oynadığı Tülin karakteriyle kardeşiz. Ama babamız ölüm döşeğine düşünce işin hiç de öyle olmadığı ortaya çıkıyor. Cenazede anlıyoruz ki meğer babamız hep çalışmış, (kahkahalar) başka kardeşlerimiz de varmış. Dolayısıyla bu miras nasıl bölünecek? En büyük soru bu.

A.K.: Bir insan para için amiyane tabirle kendini ne kadar bozabilir, bunu göreceğiz.

M.C.: Burada kendini bozan tek bir kişi değil, komple bozuyoruz. En safımız bile büyük değişim içine giriyor. Baba diyor ki: Ya size vereceğim paraya razı olacaksınız ya da tüm mirası istiyorsanız size bir sorum var. O soruyu doğru bilen kişi bir milyar doların sahibi olacak. Ve birden herkes içlerinde ne kadar hırs, arzu varsa, ortaya dökecekler.

HERKESİN SELİM GİBİ SAF BİR YANI VARDIR

Karakterlerimize gelirsek… Selim’le başlayım…

A.K.: Selim başta çok saf, iyi niyetli, temiz, eline hiç kadın eli değmemiş bir çocuk. Ben ilk defa Murat’ın büyüğünü, bir yaş büyük abisini oynuyorum. Kıbrıs’ta yaşayan bir taksi şoförüyüm. Üvey kardeş olarak mirasa ortak olmaya geliyorum.

Siz, Ahmet Kural olarak, kendinizi saf, kolay güvenen, her şeye çabuk inanan biri olarak görüyor musunuz?

A.K.: Bence herkesin Selim gibi temiz bir yanı vardır yaaa! Karşılaştığı durumlarla alakalı. Ama bana da şimdi bir milyar dolar kalacak olsa hiç saf duracağımı zannetmiyorum yani (Gülüyor)!

Niyazi’ye gelirsek…

M.C.: Niyazi, tıp fakültesini yarıda bırakmış, çapkın, hovardalık peşinde, küçükken babası tarafından terk edildiğinden dolayı bunu da kendine mesele yapmış bir arkadaşımız. Ama onun için de asıl hikaye babasının öleceğini öğrenince başlıyor.

MURAT CEMCİR: SOSYAL HAYATTA ÇOK ÇAPKIN DEĞİLİM

Çapkınlık konusunda benziyor musunuz?

M.C.: Sosyal hayatta çok fazla öyle değilim yaaa! Bilmiyorum, çapkın mıyım ben Ahmet?

A.K.: Yok canım, hiç değildir. Duruma göre diyelim (Gülüyor).

Tülin nasıl biri?

Y.T.: Tülin, ailenin iyi taraflarını temsil eden, haksızlığa tahammülü olmayan bir karakter. Tam bir iyi niyet elçisi.

Bir diğer ayrıntı da bu kez iki karakteri canlandırıyorsunuz. O nasıl bir deneyim oldu?

A.K.: Efendim, ben kendi annemi, iğne tutan oynak Hüsniye’yi canlandırıyorum. Değişik bir deneyim oldu, çok eğlenceliydi.  

M.C.: Ben de kendi babamı canlandırıyorum. İnsanın yaşlandığı halinin ruhuna girmesi değişik bir şeymiş.

Beklentiniz yüksek mi? En az diğerleri kadar izlenecek ve sevilecek bir film yaptık diyor musunuz?

A.K.: Biz çekerken çok eğlendik. Zaten çekimler sırasında Selçuk Abi (Aydemir) gülerek bize sarılıyorsa, biz anlıyoruz ki o iş oldu. Nitekim yine o şekilde çalıştık.

Y.T.: Ahmet o kadar özveriyle çalıştı ki, hayran kaldım. O koluna yaptırdığı dövmeler mesela. Her gün yeniden yapılıyor… Bir gün üzerinde ceket olacak ve dövmeleri görülmeyecekti. Ama Ahmet o dövmeyi yine büyük bir sabırla yaptırdı koluna.

A.K.: Ha şöyle, biraz öv, abart bizi yaaa! (Kahkahalar) Görünmese de içimde hissetmek istedim dövmeyi.

Peki sizce para hırsı, daha da genellersek kazanma hırsı bir insanı ne kadar ileri götürebilir?

M.C.: Bu zaten filmimizin temel sorusu. Aşk mı, para mı, aile mi? Bir de söz konusu para ciddi bir para. Bu parayı kazanmak için nelerden vazgeçersin? Mesela kardeşini satar mısın? Kimse buna deneyimlemeden net bir cevap veremez bence. Herkes kendini bozabilir.

GEREKTİĞİNDE BİRBİRİMİZİ ELEŞTİRİR, FRENLERİZ BİZİMKİ POHPOHLANMAYA DAYALI BİR İLİŞKİ DEĞİL

Hayatınızın bir döneminde hiç bu hırsa düştünüz mü?

A.K.: Düşemedik maalesef, ah keşke (Gülüyor). Ben zaten kazandığım parayı kendime harcıyorum. Murat arkadaşımız yine filme harcıyor.

M.C.: Şaka bir yana güzel paralar kazanmaya başlayınca şaşırdığımız, bozulduğumuz bir dönem olmuştur tabii.

A.K.: Siz bakmayın arkadaşımıza, Bozulduk derken “Moralimiz bozuldu” demek istiyor. (Kahkahalar)

M.C.: Ama işte arkadaşlığın en güzel yanı bu. Birbirimizi gerektiğinde hep frenledik. “Oğlum bir dakika, kendine gel” dedik.

Gerçekten birbirinizi ağır bir şekilde eleştirebiliyor musunuz?

A.K.: Olmuştur tabii. Olacaktır da. Birbirini pohpohlamaya dayalı bir ilişki değil bizimki.

M.C.: Başka türlü zaten sürdürülebilir bir başarı söz konusu olmazdı.

“İyi olan kazansın” diye bir tabir var. Ama bu hikayede en kötü olabilen kazanacak. Sizce iyiler daima kazanır mı? Yoksa gücü elinde bulunduran mı kazanır?

Y.T.: Bence her zaman iyiler kazanır. Yeterince sabrederse tabii. 

A.K.: Dünya iyi niyetli insanların yüzü suyu hürmetine dönüyor. Ben hep buna inanırım.

M.C.: Beklemekten vazgeçtiğin an kaybediyorsun zaten. O yüzden oradaki ‘daima’ çok önemli. Pes edersen kaybedersin. Ama Yağmur çok doğru söylüyor. Yeterince sabredebilen iyiler daima kazanır.

MURAT CEMCİR: MEMUR MAAŞI KADAR BİR PARAYLA YAŞIYORUM

Geliriniz ortalama bir memur maaşı kadar olsa, bu işi yine aynı aşk ve arzuyla yapar mıydınız?

M.C.: Kesinlikle! Ben zaten memur maaşı kadar bir parayla yaşıyorum. O kısmı ayırıp kalanı yine filme yatırıyorum. Ama filme de cidden iyi para harcıyoruz, bu filmin makyajı için harcanan paraya Niksar’da dört tane ev alırsın.

A.K.: Ama kazandığı parayla da bir tek kendi makyajını yaptırır. Bana yaptırmaz mesela (Gülüyor).

ASLA PES ETMEYİZ

Çok istediğiniz bir şeyden sizi ne vazgeçirir? Hangi noktada havlu atarsınız?

Y.T.: Ben atmam. Asla pes etmem. Ama iyi niyetli çaba ve hırstan söz ediyorum tabii. Kötü hırsı ayırarak söylüyorum.

M.C.: Ben havluyla terimi siler devam ederim. Havluyu atmam hiçbir şekilde.

A.K.: O atacak olsa ben havluyu daha havada yakalar, yıkar, kurutur onun eline geri veririm. Baya hırslıyızdır yani o konuda. Ama hırs kendine zarar vermeye başladığı noktada da biter, bitmeli.

M.C.: Bir de hırs niye kötü algılanıyor onu anlamıyorum. Hırs, öfke, keder gibi duyguları bir şekilde dinginleştirip kendi içinizde dönüştürdüğünüzde bu erdemi getirir insana. Erdem de insanı başarıya götürür. Başarı da illa film yapmak, para kazanmaktan geçmiyor. Hayırlı evlat olmak da anne ve babanızın nezdinde sizi başarılı yapar.

AHMET KURAL: CEM YILMAZ RÖNTGEN FİLMİ ÇEKSE OYNARIM

MURAT CEMCİR: RÖNTGENİNE GÖRE DEĞİŞİR

Sürekli aynı ekiple çalışma konusunda ne düşünüyorsunuz?

M.C.: Ben Ahmet’i ekip gibi görmüyorum artık. Biz ikiliyiz. Ama bu zaten dünyanın çok yerinde olan bir şey.

Zafer Algöz’le yaptığım röportajda “Cem Yılmaz röntgen filmi çekse oynarım” demişti. Sizin bunu söyleyebileceğiniz bir yönetmen var mı?

M.C.: O sağlıklı bir cevap değil ama bence. Yani ben şimdi mesela Ahmet röntgen filmi çekse oynamam. Röntgen kötü çıkabilir. Belli mi olur! (Kahkahalar)

A.K.: Niye ya! Cem Yılmaz röntgen filmi çekse ben de oynarım hakikaten.

Y.T.: Ben de oynarım sanırım.

M.C.: Açık söyleyeyim röntgenine göre değişir.

Kısa kısa

MİZAH VARSA HAYAT HEP DEVAM EDER

Aşk size ne ifade ediyor? Şu an aşık mısınız?

M.C.: Ben hep aşığım. Yaptığım her şeyi aşk duygusuyla yapıyorum. Ahmet’e aşığım mesela. Selçuk Aydemir’in yazdığı her şakaya aşığım.

Bir kadına?

M.C.: Anneme ve kız kardeşime aşığım. Aşk, dünyada insanı en diri tutan, en yüksek duygulardan biri. Komedyenlik de öyle.

Y.T.: Doğaya aşığım, kuşlara, çiçeklere, yaptığım işe aşığım.

A.K.: Efendim, benimki ilahi aşk! (Gülüyor)

AHMET KURAL: AŞKTA PİŞMANLIĞIM YOK

OLAN HAYIRLIDIR  

Evlilik fikri kulağınıza nasıl geliyor? Bazılarını korkutan bir düşünce.

A.K.: Güzeldir tahmin ediyorum. Yooo! Niye korkayım. Yerinde ve zamanında olursa gayet güzel olabilir.

Y.T.: Şu an düşündüğüm bir şey değil. Ama aile olma fikri güzel tabii. Neden olmasın.

M.C.: Bence mesela biriyle aynı yolda yürümek, hayat arkadaşlığı da en az evlilik kadar kutsal. İlle de bir müessese olarak bakmak gerekmiyor.

Sizce aşk söz konusu olduğunda hata, ya da pişmanlık söz konusu olur mu? Yoksa ne yaşarsanız yaşayın “İyi ki” diyenlerden misiniz?

M.C.: Olan her şey hayırlıdır. Niye pişman olalım. Ben demiyorum, kutsal kitaplarda yazıyor.

O kadar inançlı mısınız?

M.C.: Evet inançlıyım. Pişmanlık insanı sadece yorar. Olmuş bitmiş işte. Gerisi boş muhabbet. Mizah varsa hayat hep devam eder.

A.K.: Çok doğru. Olan her zaman hayırlıdır.

AHMET KURAL: ZİL DAHA ÇALMADI, DERS DEVAM EDİYOR

Geldiğiniz noktada bu hayat size ne öğretti? Hayat mottonuz ne?

Y.T.: Çalışmak çalışmak çalışmak. Ben bir işkoliğim.

M.C.: Çok çalışacaksın ve asla pes etmeyeceksin! Nokta.

A.K.: Zil daha çalmadı, ders devam ediyor…

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder