Akut lösemide devrim; Kemoterapisiz iyileşme dönemi başlıyor

Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapinin yan etkileri arasında en bilindik olanları bulantı, kusma, saç dökülmesi, halsizlik ve yorgunluk gibi problemler yaşanabiliyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömür Gökmen Sevindik, bütün bu yan etkilerden kurtularak kemoterapisiz iyileşme döneminin başladığını söylüyor.

05 Kasım 2020, Perşembe 11:53 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömür Gökmen Sevindik “Kanser tedavisinde kullanılan standart kemoterapinin yan etkileri olarak bulantı, kusma, saç dökülmesi, ciddi halsizlik yorgunluk, kan değerlerinde düşüklük ve ciddi enfeksiyonlar yaşanabiliyor. Bütün bu yan etkilerden hastalarımızı kurtaracak kemoterapisiz iyileşme sağlayan hedefe yönelik tedavi “Tirozin Kinaz İnhibitörü ile T Hücre İlintileyici Çift Özgül Antikor” devrimsel bir buluş olarak hayatımıza giriyor. Artık Akut Lösemi’de kemoterapisiz iyileşme dönemi başlıyor” açıklamalarını yaptı. 

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömür Gökmen Sevindik akut lösemi hastalarının tedavisinde kemoterapiyi rafa kaldıran yeni ve etkin tedavinin müjdesini verdi. Kronik myeloid löseminin artık tamamen kemoterapisiz tedavi edilebildiğini hatırlatan Sevindik, “Akut lösemilerde ne yazık ki bu konuda gerideydik. Bu tarz çalışmalarla akut lenfoblastik löseminin tedavi edilmesi zor kısmı olan bu hasta grubunda da artık kemoterapisiz bir seçenek sunabiliyoruz. Akut myeloid lösemide de yine belli hedefe yönelik ajanlarla kemoterapisiz bir gelecekten bahsetmek mümkün olabilecek gibi duruyor. Bütün amaç ve hedefimiz o, hedefe yönelik bir tedavi” dedi.


En zor vakalar için büyük umut

En zor vakalar için büyük umut

Akut lenfoblastik löseminin erişkinlerde en zor tedavi edilen hastalıklardan olduğuna dikkat çeken Sevindik, şunları kaydetti;

“Bugüne kadar eski tarz diyebileceğimiz kemoterapilerle hastalarımızı tedavi ediyorduk. Bu kemoterapilerin de ne yazık ki belli yan etkileri oluyordu. Son yıllarda yaşanan gelişmeler ile değişen ilaçlar, genetik analiz ve çalışmalar bize çok daha farklı tedavi seçenekleri sundu. Philadelphia kromozomunu hedefleyen bir ağızdan aldığımız oral ilacımız daha önceden Philadelphia kromozomu pozitif akut lenfoblastik lösemiler bizim için oldukça büyük bir meydan okumaydı. Çok zor tedavi edebildiğimiz erişkinlerde ne yazık ki hastalarımızın büyük bir kısmını kaybetmemize neden olan stogenetik özellikti.

Çocuklarda daha sık görülüyor

Akut lenfoblastik lösemi kanserinin iki türünün mevcut olduğunu dile getiren Sevindik, “Akut kan kanserinin bir alt türü akut AML diğeri ise ALL. Akut denilmesinin nedeni daha çok kök hücreden ve çok olgunlaşmamış hücrelerden kaynaklanıyorlar. O yüzden kronik lösemilerle kıyaslanmayacak kadar bölünme potansiyeli ve hızı çok yüksek oluyor. Çocuklardan farklı olarak erişkinlerde aml dediğimiz akut myeloid lösemiyi daha sık görüyoruz. Ama çocuklarda akut lenfoblastik lösemiyi daha sık görüyoruz” diye konuştu.

Erişkinlerde akut lenfoblastik löseminin az görüldüğünü bildiren Sevindik, erişkinlerde bu hastalığın tedavi başarısının çocuklarla kıyaslanmayacak kadar düşük olduğunu belirtti. 

Erişkinlerde Philadelphia kromozomu gibi kötü stogenetik özelliklerin çok daha fazla görülmesinin tedavi başarısını azalttığını aktaran Sevindik, “Yetişkinlerdeki özellikler konvansiyonel yani eskiden beri alışkın olduğumuz kemoterapilere bir nevi direnç yaratıyor. Bu direnç nedeniyle hastalarımızı ne yazık ki kaybedebiliyoruz. İşte bunun önüne geçebilecek bir devrimsel buluş oldu” ifadelerini kullandı.


T hücreleri tümör savaşçılarına dönüşüyor

T hücreleri tümör savaşçılarına dönüşüyor

Hedefe yönelik tedavilerde başarılı yanıtlar alındığını ifade eden Sevindik, sözlerini şöyle sonlandırdı;

“Tirozin Kinaz İnhibitörleri ve ile T Hücre İlintileyici Çift Özgül Antikor kombinasyonu” dediğimiz birisi ağızdan alınan bir diğeri damardan uygulanan tamamen hedefe yönelik ilaç tedavisi, Philadelphia kromozomunun ortaya koyduğu bu hücreleri sonsuz bölünme potansiyeli kazandıran durumu bloke etti. BiTE antikorları adını verdiğimiz T Hücre İlintileyici Çift Özgül Antikor kendi bağışıklık sistemi hücrelerimizle o kötü hücreleri bir araya getiriyor. Bunlar sayesinde kendi T hücrelerimize veya kendi savunma hücrelerimize biz o kötü hücreleri öldürtebilmeyi başardık. Bu çalışmada bu iki aracı birleştirdiğimiz zaman gördük ki tedavi etmekte ciddi zorlandığımız ve hastalarımızı ne yazık ki pek çok yan etkiye haiz bırakan kemoterapiye kıyasla uzun ve verimli yanıtlar aldık. Bu sayede hedefe yönelik tedavilerle günümüzde çok daha başarılı yanıtlar elde edebiliyoruz.”

Sağlık içerikleri sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER İnmeye müdahale etmek 6 saatimiz var