Ali Yağcı: Hayatta hiçbir şeye tek şansım demem, her zaman başka seçenekler vardır

'Her Yerde Sen’ dizisinde canlandırdığı Burak karakteriyle ilgi çeken Ali Yağcı, Ayvalık’ta doğup büyümüş. Tam bir sahil çocuğu. 9 yaşında çalışıp, kendi parasını kazanmaya başlamış. Cunda’da kendi barını işletirken mekanının yanmasıyla hayatının akışı değişmiş. “Kötü bir olay bir sürü güzel olaylar silsilesine döndü ve zincirlerimden kurtulup İstanbul’a geldim” diyor

11 Ağustos 2019, Pazar 07:57
A A
Ali Yağcı: Hayatta hiçbir şeye tek şansım demem, her zaman başka seçenekler vardır

Oya Çınar

oya.cinar@posta.com.tr

2015’te ‘Umut Apartmanı’yla hayatımıza girdiniz ve sonrasında hep çok izlenen işlerde izledik sizi. Şanslı mısınız biraz? 

Aslında öncesi de var. Oyunculuğa reklam filmleriyle başladım. Sonra ‘Umut Apartmanı’, ‘Erkenci Kuş’ gibi işler geldi. Hepsi de güzel işlerdi. Bana senaryo geldiğinde hem duygusal hem fikirsel olarak içimde bir şeyler oluşmaya başlıyor ama sadece benim önsezimle açıklayamayız durumu. Şans da bir o kadar önemli. Yüzde elli yüzde elli diyebiliriz. 

KİMSE SALT İYİ SALT KÖTÜ DEĞİL

2015’te ‘Umut Apartmanı’yla  hayatımıza girdiniz ve sonrasında hep çok izlenen işlerde izledik sizi. Şanslı mısınız biraz? 

Aslında öncesi de var. Oyunculuğa reklam filmleriyle başladım. Sonra ‘Umut Apartmanı’, ‘Erkenci Kuş’ gibi işler geldi. Hepsi de güzel işlerdi. Bana senaryo geldiğinde hem duygusal hem fikirsel olarak içimde bir şeyler oluşmaya başlıyor ama sadece benim önsezimle açıklayamayız durumu. Şans da bir o kadar önemli. Yüzde elli yüzde elli diyebiliriz. 

Yaz başından bu yana da ‘Her Yerde Sen’ dizisinde Burak Yangel karakteriyle karşımızdasınız. 

Burak daha önce canlandırdığım karakterlerden farklı olduğu için özellikle heyecanlandırmıştı beni. Oynarken çok keyif alacağımı hissetmiştim ve gerçekten de öyle oldu. Hepimizin iyi ve kötü yanları var ama dizilerde bunu gösterebileceğimiz karakterler genelde çok az. O yüzden de Burak’ı oynamayı çok seviyorum çünkü şuna inanıyorum. Kimse salt iyi ya da kötü değil. Burak da öyle. O yüzden de çok gerçek. 

Başta çok sakin görünüyor ama haksızlığa uğradığında tırnakları çıkacak gibi bir his geçiriyor insana izlerken. 

Burak geliri yüksek bir aileden geliyor ama aile bağları çok zayıf maalesef. Çevresine karşı olan güvensizliği de bundan kaynaklanıyor. Sürekli bir kendini ispat etme çabası içinde. 

Bu durum da onu hırslandırıyor… 

Aslında Burak’ın hırsı kendini kanıtlama hırsı. Kurtarmak istediği mimarlık şirketinin başına geçmek istiyor ama düşünün ki zaten holdingleri var. Tek derdi kendini var edebilmek ve babasına ispatlayabilmek. Ben Burak’ın mücadelesini hayatının kontrolünü ele alma mücadelesi olarak görüyorum.

Yaptığı her şeyin altında iyi niyetli bir çaba var yani?

Her zaman iyiyi hedefliyor ama bazen illegal yollara sapabiliyor (Gülüyor). Bundan da çekinmiyor.

Gerçek hayatta da bütün varlıklı ailelerin çocukları oturduğu koltuğa çok çalışarak geldiğini söyler. Bu ne kadar gerçekçi sizce?

Bence herkes bir hayat mücadelesinden geçiyor sadece sınavları farklı oluyor. Çok varlıklı bir aileden geliyorsan bu kez de oraya torpille değil hak ederek geldiğini ispat etme çabasına giriyorsun. Maddi durumu yetersiz biriysen de bambaşka bir yoldan yürümen, başka bir mücadele vermen gerekiyor.

Dizide Burak karakterinin babasının bir cümlesi var. “Kimse kendini koltukta kanıtlamaz, önce kanıtlar sonra koltuğa oturur” diyor.

Bence çok doğru bir ifade. Ben de çok etkilenmiştim o cümleden. Çünkü herkes sadece soyadından dolayı bir yere gelebilir ama orada kalamaz. Burak da bunun farkında ve kendini kanıtlamak için çok çabalıyor.

Başa dönersek, sizin hikayeniz nerede başlıyor aslında?  

Ben Ayvalık’ta doğup büyüdüm. Sahil çocuğuyum. Ve orada çok küçük yaşta, 9 yaşında çalışmaya başladım. Sonra ticarete atıldım. Cunda’da kendi mekanımı açtım. Her şey güzeldi, mutluydum ama maalesef mekanım yandı. Ve o olaydan sonra tüm hayatımı değiştirme isteği doğdu bende.

Belki de siz zaten hayatınızı değiştirmek istiyordunuz ve o bahaneniz oldu…

Belki de…  Ama şu bir gerçek ki kötü bir olayla başlayıp devamı hep güzelliklere evirilen bir olaylar silsilesi yaşadım. O yangından sonra İstanbul’a gelmeye karar verdim ve 25 yaşında “Ben oyuncu olmak istiyorum” diyerek yola çıktım.

Başarabileceğinize inanıyor muydunuz?

İnançsız hiçbir şey olmaz bana göre. Ben her zaman gerçekçi bir insan oldum. Hiçbir zaman hayalperest değildim. Çünkü hayatımın kendi gerçekleri vardı ve o gerçekler çerçevesinde benim küçük yaştan itibaren çalışmam, kendi paramı kazanmam gerekiyordu. Benim için ekmek kapım neredeyse memleketim orasıdır. O yüzden hiçbir yere ya da duruma “Tek şansım, tek seçeneğim” olarak bakmam. Her zaman başka şanslar yaratabilir insan kendine, ben buna inanıyorum.

Cunda’da yaşamak nasıldı?

Cunda’da çok mutlu bir hayat sürüyordum. Orada mahalle kültürüyle büyüyorsunuz. Karnınız acıktığında kapısını çaldığınız her ev sizin eviniz oluyor. Her evden peynirinizi, ekmeğinizi alabiliyorsunuz. Herkesin birbirini tanıdığı ve güvendiği bir yer.

Ama bir süre sonra size yetmemeye başlamış sanırım…

Küçük bir yerde yaşamanın benim hayatla ilgili beklentilerimi karşılamadığını hissetmeye başladım. Evet, işim oradaydı ama kendimi istediğim noktada istediğim şekilde geliştiremiyordum.

Dışarıdan bakınca bir sahil kasabasında yaşamak insana çok cezbedici geliyor oysa…

Hayatta hiçbir şey göründüğü gibi değil diye buna diyorlar sanırım (Gülüyor). Ayvalık yazın çok kalabalık ama kışın ıssızlaşıyor ve küçülüyor resmen. Bir süre sonra hep aynı döngüde geçen yıllarınızın olduğunu görmeye başlıyorsunuz. Böyle bakınca bir noktada mekanımın yanmasıyla zincirlerimden kurtulduğumu hissettim. Şimdi “İyi ki gelmişim” diyorum ve 65-70 yaşına geldiğimde de yine oyunculuk yapıyor olmayı çok istiyorum.

Güreş sporunda şampiyonluklarınız var. Güreşe ilginiz nereden geliyor?

Ortaokul sonu ve lise döneminde bir süre ailevi nedenlerle Yalıova’da bulundum.  O dönem bireysel sporlara yönelmek istiyordum çünkü grup olarak yaptığınız sporlarda başkasının yaptığı bir hatadan dolayı sizin verdiğiniz tüm emek bir anda heba olabiliyor. Öğretmenlerimin de teşvikiyle güreşe başladım. Ama sonraki süreçte kafam değişti ve tam tersi, takım sporlarına, futbola yöneldim mesela. Haricen yüzme, dalış ve jimnastik sporlarıyla da ilgilendim.

Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Üç kardeşiz, ben ortancayım. Bir kız kardeşim bir de abim var. Üçümüz de ne tip olarak ne de karakter olarak birbirimize benziyoruz. Abimin Nişantaşı’nda bir mekanı var. Kız kardeşim de avukatlık bürosunda çalışıyor. Hepimiz birbirinden alakasız işlerle meşgulüz. Ama kafalarımız farklı çalışsa da hep aynı yöne doğru gitmeye çalışan küçük bir aileyiz.

İlgi alanlarınıza bakınca kendinizi ilginç buluyor musunuz?

Bana göre ben çok normalim. Özgürlüğüme çok düşkünüm ve bir şeyi isteyince onun için mücadele eden bir yapıya sahibim. İnsanların genelinde şöyle bir durum var. Ortada bir taş var diyelim ve herkes onu istiyor ama kimse elini uzatıp onu almak için çabalamıyor, sadece istiyor. Ben işte o taşa elini uzatan, onu almak için çaba gösteren insanlardanım. Varsa bir farkım budur herhalde.

Bu ilgi duyduğunuz her şey için geçerli mi?

Hemen hemen evet. Hayattaki en büyük tutkularımdan biri de motor mesela. Motorla büyük kazalar da yaptım ama motora binmekten hiç vazgeçmedim. Tabii ki tedbirliyim, daha çok dikkat ediyorum ama tamamen vazgeçmeyi aklımdan bile geçirmem.

Hayatınızın geneline bakınca “İyi ki yaptım” dediğiniz şeylerin başında ne geliyor?

Etrafıma göre değil kalbime göre hareket etmek.

Duygularınızla aldığınız kararların sonuçlarından genelde mutlu oluyor musunuz?

Her zaman mutlu olmuyorum, üzüldüğüm zamanlar da oluyor ama sonuç ne olursa olduğun değdiğini düşünüyorum ve insanın kendi kararlarının sonuçlarıyla başa çıkması her zaman daha kolay bana göre. O yüzden sonuç iyi da olsa kötü de olsa her zaman kendi kararlarımın bedelini ödemeyi tercih ederim.

Kısa kısa…

UZUN İLİŞKİNİN SIRRI AŞK DEĞİL SEVGİ

Aşk size ne ifade ediyor?

Bence mutlu, huzurlu, saygı dolu bir ilişkiyi ifade ediyor.  

Kolay aşık olur musunuz?

Hayır, bayağı zor.  

Nasıl bir kadın aklınızı başınızdan alabilir?

Ne istediğini bilen, ayakları yere basan, hayvan sever, insan sever, kendinden emin ve güçlü duruşu olan bir kadın.

Tek eşliliğe inanıyor musunuz?

Kesinlikle inanıyorum. Aşk sonsuz mu onu çok bilmiyorum ama sevginin sonsuz olduğuna inanıyorum.

Aşk bitse de bir ilişkiye devam edebilir misiniz? 

Kesinlikle devam ederim. Çünkü bence uzun yıllar birlikte olabilmenin sırrı aşk değil gerçek sevgi.

Herkes sizi çok sempatik buluyor…

Ben çok güler yüzlüyüm. O biraz ondan kaynaklanıyor sanırım. Galiba insanların alışık olmadığı şey etrafında gerçekten çok mutlu bir insan görmek. Çünkü genelde insanların enerjisi o kadar düşük ve mutsuzlar ki… Mutlu bir insan görünce şaşırıyorlar.

Siz gerçekten göründüğünüz kadar mutlu musunuz?

Hem de çok çünkü ben elimde olmayanlara değil elimde olanlara odaklı yaşıyorum her zaman. Sahip olduklarımın ve yaşadığım anın kıymetini çok iyi biliyorum.

Kendinizi seksi buluyor musunuz?

Onu insanların takdirine bırakayım.

Kendinizi dışarıdan biri olarak nasıl yorumlarsınız? Tanısak sever miyiz?

Bence seversiniz (Gülüyor) ama daha yakından tanıyınca dost olmak isteyeceğiniz ve çok güvenilir biri derdim. 

Sıradaki haber yükleniyor...