Bir insan değişir dünya değişir

“Sonuçta bunu insanlar için yapıyorsak sorun yok değil mi? Onlar hayvanlardan çok daha üstün Ay’a bile gittiler.” Bir cümle ile insan olmaktan utanılır mı? Evet utanılır. İşte bugün biraz utançlarımızdan söz edelim, utançlarımızla yüzleşelim.

Güzellik uğruna hiçbir hayvan ölmemeli

Son günlerde, pek çok sosyal medya kullanıcısı tarafından #saveralph hashtag’i ile paylaşılan ve kısa sürede büyük bir yankı uyandıran ‘Save Ralph’ Türkçe tabiriyle ‘Ralph’i Koru’ adlı kısa filme mutlaka rastlamışsınızdır. Kısaca özetlemek gerekirse filmde, Ralph adındaki bir tavşanın kozmetik firmalarının uyguladığı dermatolojik testler sırasında sağ gözünü nasıl kaybettiğini, bedeninin, uygulanan kimyasal maddeler karşısında nasıl zarar gördüğünü bizzat kendisinden dinliyoruz. Son yıllarda, dünyaca ünlü kozmetik markalarının, hayvanlar üzerinde uyguladığı işkenceye varan uygulamaları anlatan ve kısa sürede çok büyük bir kesimi yakalamayı başaran bir animasyon. Verilen mesaj net. Ne tavşanların, ne kedilerin ne de farelerin kısacası dünya üzerindeki hiçbir hayvanın görevi, insanların güzellik algılarına ve daha güzel olmak için harcadıkları çabaya ya da dünyaca ünlü markaların sermayelerine sermeye katlamalarına hizmet etmek değil. Çünkü bizler güzellik öğretilerimizi ve alışkanlıklarımızı nesilden nesile aktarırken bu uğurda hayvanlarda nesilden nesile ölmeye devam ediyor.

Bu ne yaman çelişki

Bu animasyonun birincil amacı, toplumda farkındalık yaratabilmek. Ve yapılan paylaşımlara şöyle bir bakılırsa herkes farkında gibi görünüyor. Tabi bu biraz da farkındalıktan ne anladığımız ile ilişkili. Fakat şu bir gerçek. ‘Bakın ben duyarlıyım’ izlenimi yaratabilmek için Instagram hikâyesinde, Save Ralph videosunu ‘izleyin’ etiketiyle paylaşıp, aradan yalnızca on dakika geçtikten sonra, ürünlerinin test aşamaların hayvanları denek olarak kullanan bir markaya önce bir güzel övgüleri sıralayıp, üzerine link bırakıp ‘Yukarı kaydırın’ demek, bizi olduğumuzdan daha duyarlı bir insana dönüştürmüyor. Bu sözlerim dün akşam bu trajikomik olaya imza atan, Gamze Erçel’e değil yalnızca. Bunu yapan o sayısız Instagram fenomenine ve düştükleri bu pek yaman çelişkiye. Acaba kaçının aklına link bıraktım yukarı kaydırın derken o küçük beyaz tavşan geliyor? Bu koca bir muamma. Tabi çuvaldızı başkasına batırmadan önce iğneyi kendimize batırmamız lazım öyle değil mi? Mesela o büyük indirimlerde rafları boşaltırken veya büyük bir iştahla o ürünleri, üçer beşer sepete eklerken kaçımızın aklına her üründe kaç milyon hayvanın maruz kaldığı işkenceler gelecek? Sonuç olarak talep var ki üretiliyor, tüketiliyor ki yeniden üretiliyor. Ve bizlerde, zavallı kibrimizi bile dünyaya anca sığdırdığımızdandır ki kör gözlerle yaşamaya devam ediyoruz.

Bu dünya güçlünün zayıf üzerinde kurduğu tahakküme dayalı bir dünya olmak zorunda değil. Daha adil, öteki’nin yaşamını, yaşam alanını koruyan, gözeten ve bunun için mücadele eden yepyeni bir dünya yaratabiliriz. En azından sırf bizler dudaklarımıza daha kalıcı rujlar sürebilelim, ya da daha uzun süre kalıcı olan deodorantlar kullanalım diye hayvanların bedel ödemediği bir dünya.

 O zaman bugünün mottosu: Bir insan değişir, dünya değişir.